Anlaşılan Hong Kong ne ilk ne de son olacak…

Bilindiği üzere Haziran ayından bu yana Hong Kong'da 'suçluların Çin'e iadesi' yasa tasarısının iptali için başlatılan gösteriler, Hong Kong'un baş idarecisi Carrie Lam'ın 'tasarısı geri çekilecek' açıklamasına rağmen, hâlâ devam etmektedir.
Anlaşılan Hong Kong ne ilk ne de son olacak…
Hong Kong Polis Gücü biriminin açıklamasına göre Haziran ayından bu yana süren gösterilere katılanlardan 1.183 kişi gözaltına alınmış durumda.

Gösterilerle ilgili Carrie Lam, Hong Kong televizyonuna canlı bağlanarak protestolarla açığa çıkan sosyal huzursuzluğun sebeplerinin araştırılması ve olası çözüm önerilerinin ortaya konulması amacıyla bir soruşturma komitesi kurulacağını ifade etmiş. Buna rağmen Hong Kong'da protestolar pek de duracağa benzememekte.

Hong Kong'daki protestolar başlangıçta sadece "suçluların Çin'e iadesi yasa tasarısının iptali" yönündeki taleplerine bugün itibariyle eylemcilere yönelik polis şiddetinin soruşturulması için bağımsız bir komisyon kurulması isteği de eklenmiş durumda. Göstericiler ayrıca tutuklanan protestoculara af çıkarılması, protestoların ‘ayaklanma’ olarak adlandırılmasına son verilmesi, Lam’ın istifası ve siyasi reformların yeniden başlatılmasını talep etmekte. Yine bölgeden alınan haberlere göre Lam'ın istifa etmeyeceği, böyle bir durumun söz konusu olmadığına dair.

Hong Kong'daki olaylarda dikkati çeken bir gelişme ise yüzlerce protestocunun, Hong Kong'daki ABD Konsolosluğu’na yürüyüş düzenlemesi oldu. Maske takıp ellerinde ABD bayrağı taşıyan protestocular, Trump’a “Hong Kong’u Özgürleştir” sloganıyla çağrıda bulundu. Göstericiler ayrıca, ABD’ye “Hong Kong İnsan Hakları ve Demokrasi Yasası”nı senatodan geçirmesi çağrısı yaptı. Söz konusu yasa, Hong Kong’a ticaret, ihracat ve iş dünyasına yönelik ayrıcalıklar konusunda özel muamelede bulunulmasını ve Hong Kong'un sahip olduğu yüksek otonominin gözden geçirilmesini sağlayan 1992 tarihli ABD Hong Kong Siyaset Yasası'nda tadilat yapılmasını öngörüyor. (*Bakınız)



Yine bölgeden alınan haberlerde, Merkezi Çin devletinin Hong Kong'a her an müdahale etme hazırlıkları yaptığı, bunun için de şehre yakın bir stadyuma askeri birlikler, tanklar yerleştirildiği, askeri hareketliliğin de uydudan gözlemlendiğine dair bilgiler yer almakta. Çinli yetkililer, şehre askeri bir müdahalenin Çin'i uluslararası kamuoyunda ve devletler nezdinde yalnızlaştıracağı, dahası Çin ile olan ilişkileri gereceği noktasında yorumlar yapılsa da, Çin yönetimin bu alternatifi masada tuttuğu anlaşılmaktadır.

Her ne kadar Hong Konglu protestocularının ABD bayraklarıyla ve yabancı bir devlet başkanından yardım dilenmesi eleştirilecek bir durum olsa da, süreci bu noktaya getiren amilleri yok saymamak gerekir.

Çin'in on yıllardır biriken ve bir türlü çözüme kavuşturulmayan insan hakları ihlallerini, iç siyasetinin bir konusu olmaktan çıkarmış ve her problemli bölgesi uluslararası bir sorun halini almış durumdadır.

On yıllardır Doğu Türkistan'da yaşanan insan hakları ihlalleri, biraz da Doğu Türkistanlıların yalnız bırakılmasıyla sanki unutturulmak isteniyor gibi görünse de, Hong Kong'da yaşananlar, uluslararası toplumun gözlerini bölgeye çevirmeye yetip de artmış durumdadır. Anlaşılan Çin, Doğu Türkistan'da yaşattıklarına ses çıkarılmamasını bir mükafat olarak görmüş, uygulamalarını diğer bölgelere de yaymak istemektedir.

Lakin Hong Kong'da yaşananlar, biraz da halkın cesareti ve bölgenin statüsünden kaynaklı olarak, daha çok ses getirmekte, Çin açısından ise çözülmenin ciddi emarelerinin hissedilmeye başladığı özel bir bölge olmaya doğru koşar adım gitmektedir.

Hong Kong önümüzdeki dönem ticaret savaşlarının en fazla yankı bulacağı bölgeye evrilme ihtimali göstermektedir. Çin açısından bölgenin deniz ticaretinin giriş ve çıkış noktası olması yanında finans sektörünün kalbi olması ile de haddinden fazla önem arz etmektedir. Çinli yetkililerin Hong Kong olaylarının Çin'in bütünlüğüne yönelik dış destekli yapıldığına dair yorumları ise abartı olarak değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır.



Almanya Başbakanı Merkel'in Çin ziyareti sırasında ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşı ve gümrük tarifelerinde karşılıklı yapılan değişikliklerin diğer ülkeleri de etkilediğini ve çözüme kavuşmasını umduğunu söylediği bir dönemde ABD Başkanı Trump'ın "bu savaş ya bizi ya da Çin'i bitirir" keskin çıkışı, önümüzdeki sürecin "vahşi kapitalizmin hakimiyet mücadelesi olarak" görebileceğimiz daha keskin bir viraja girmek üzere.

Çin Komünist Partisinin 70 yıllık icraatları göz önüne alındığında, muhtemelen en itidalli Çin vatandaşlarının bile sistemden yana sıkıntıları anlaşılabilir durmaktadır. Mesela sadece Hong Kong ile sınırlı olmayıp, Tibet, İç Moğolistan, Doğu Türkistan ve Çin'in iç bölgelerindeki diğer insan hakları ihlalleri yanında, sınıfsal farklılıklar, gelir eşitsizliği, anayasal hakların kağıt üzerinde kalması, sosyal statülerden kaynaklı ayrıcalıklar gibi olumsuzluklar 1 milyarın üzerindeki Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşını canından bezdirmiş durumdadır. Bu bağlamda Falungong hareketinin veya Demokratik Çinlilerin sisteme yönelik itiraz ve taleplerini de göz ardı etmemek gerekir.

Çin'de yaşananlar bir bütün halinde değerlendirildiğinde ise; Çin Komünist partisinin ülkeyi yönetmekte ciddi sıkıntılar çektiğini, daha korumacı siyasetinde bürokrasideki emrivakilere uymayan veya ayak direten insanların görevlerinden alınarak yerlerine emri yerine getiren liyakatsiz bir bürokrat sınıfının getirilmesinin ciddi sıkıntılar doğurmaya başladığı artık sıkça dillendirilmektedir.

Sözün özü, Hong Kong'da başlayan protestoların, Çin'de on yıllardır biriken sorunların çözülememesinden kaynaklı yeni protesto dalgaları oluşturacağı, Hong Kong protestolarının ne ilk ne de son olacağı noktasında birleşmektedir.

Doğu Türkistan'da milyonlarca insanın toplama kamplarına, hapishanelere tıkılmasını veya 24 saat gözetim altında tutulmasını, Hong Kong'da yaşananlara benzer olaylar için bir ön alma olduğunu söylemek abartı olmasa gerekir. Lakin ok bir kere yaydan çıkınca geri getirmenin de imkansızlığı akıldan çıkarılmamalıdır.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın