Tuzla ve Siyaset: Bazen görünen, gerçeğin tamamı değildir

Tuzla ve Siyaset: Bazen görünen, gerçeğin tamamı değildir

Siyasette bazı gelişmeleri yaşandığı gün değerlendirmek kolaydır.
Birileri alkışlar, birileri eleştirir, birileri de hemen hükmünü verir.

Ancak ben siyasetin içerisinde bulunmuş, milletvekilliği yapmış ve yıllardır Tuzla’nın siyasi hayatını yakından takip eden birisi olarak şunu çok iyi öğrendim:
Siyasette hiçbir sonuç, yalnızca son güne bakılarak okunamaz.
Bugün Tuzla’da yaşananları da böyle değerlendirmek gerektiğine inanıyorum.

31 Mart 2024 seçimlerinde Eren Ali Bingöl, CHP’nin adayı olarak Tuzla Belediye Başkanı seçildi.
Genç bir belediye başkanıydı.
Önünde beş yıllık bir dönem, arkasında kendisine oy veren ciddi bir seçmen kitlesi ve doğal olarak büyük beklentiler vardı.
Fakat daha görevin ilk dönemlerinden itibaren Tuzla Belediyesinin kendi iradesiyle mi yönetileceği, yoksa İstanbul Büyükşehir Belediyesinin siyasi ve idari gölgesinde mi kalacağı tartışılmaya başlandı.

Bugün geldiğimiz noktada yaşananlara baktığımda benim asıl üzerinde durduğum mesele budur.
Çünkü bir belediye başkanını değerlendirirken sadece “Nereye geçti?” diye sormak kolaydır.
Asıl sorulması gereken şudur:
“Neden bu noktaya geldi?”

Bir insan dün birlikte siyaset yaptığı insanlardan neden ayrılır?
Bir belediye başkanı seçildiği partide neden kendisini rahat hissetmez?
Yerel yönetimde kendi kararlarını almak isteyen bir belediye başkanı ile büyükşehir yönetimi arasında neden bu kadar ciddi fikir ayrılıkları ortaya çıkar?
Bunları sormadan verilen her hüküm eksik kalır.

Ben Eren Ali Bingöl’ün bütün kararlarının doğru olduğunu söylemiyorum.
Elbette eleştirilecek icraatları olabilir.
Siyasetçinin görevi de eleştiriye açık olmaktır.
Ancak bugün kendisini en ağır ifadelerle eleştirenlerin önce dönüp son iki yılı da sorgulaması gerekir.

Bu genç belediye başkanına gerçekten belediye başkanlığı yaptırıldı mı?
Yoksa bazı kararların başka masalarda şekillendiği, belediye başkanının ise bunları uygulamak zorunda bırakıldığı bir sistem mi oluşturuldu?

İşte Tuzlalıların üzerinde düşünmesi gereken asıl mesele budur.
Çünkü siyasette bazen insanları bir yere doğru itersiniz, sonra vardıkları yerde neden orada olduklarını sorgularsınız.
Olmaz.
Önce süreci konuşacağız.
Sonra sonucu değerlendireceğiz.
Bugün Eren Ali Bingöl AK Parti saflarına katılmıştır.
Rozetini de Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan takmıştır.

Bundan sonra kendisine düşen çok önemli bir sorumluluk vardır:
Tuzla’ya hizmet etmek.
AK Parti rozeti sadece siyasi bir rozet değildir.
Bu rozet hizmet ister.
Çalışmak ister.
Milletin içerisinde olmayı ister.
Ve en önemlisi sorumluluk ister.

Ancak bu gelişmeden herkesin çıkarması gereken başka dersler de vardır.

Siyaset insanları kuşatmak değildir.
Siyaset seçilmiş insanları vesayet altında tutmak değildir.
Siyaset, “Ben ne dersem o olacak” anlayışı hiç değildir.

Yerel yönetimin başına milletin oyuyla gelen bir insanın iradesini sürekli başka merkezlerden yönlendirmeye çalışırsanız, bir gün o insan kendi yolunu çizmek isteyebilir.

Sonra da arkasından ağır sözler söylemenin kimseye faydası olmaz.

Ben bugün Tuzla’da yeni bir siyasi tartışma başlatmak istemiyorum.
Tam tersine bazı şeylerin artık geride bırakılması gerektiğini düşünüyorum.

Kim haklıydı, kim haksızdı?
Kim kimi zorladı?
Kim kimin önünü kesti?

Bunların cevabını zaman zaten verecektir.
Çünkü siyasetin en büyük hakemi zamandır.
Biz bundan sonrasına bakalım.

Eren Ali Bingöl için de artık mazeret dönemi bitmiştir.
Önünde hizmet dönemi vardır.

AK Parti teşkilatlarımızla, Cumhur İttifakı’yla, İstanbul ve Ankara’yla güçlü bir koordinasyon içerisinde Tuzla’nın bekleyen meselelerini çözmek zorundadır.

Çünkü artık vatandaş şunu soracaktır:
“Madem yeni bir yol seçildi, Tuzla bunun karşılığında ne kazanacak?”

İşte asıl sınav şimdi başlıyor.

Ben yıllardır Tuzla’da yaşayan, üreten, istihdam sağlayan ve siyasetin hem içini hem dışını görmüş bir insan olarak şuna inanıyorum:
Kişiler gelir geçer.
Makamlar gelir geçer.
Parti görevleri gelir geçer.
Ama Tuzla kalır.
Ve siyasetçinin gerçek karnesini de sonunda millet yazar.

Bu nedenle kimse bugünden büyük cümleler kurmasın.
Kimse kimseyi hemen kahraman da ilan etmesin, hain de ilan etmesin.

Biraz zaman…
Biraz sabır…
Ve biraz da geriye dönüp yaşananlara bakmak gerekiyor.

Belki o zaman bugün yaşananların aslında bir günde ortaya çıkmadığını çok daha iyi anlayacağız.

Tuzla küçük bir yer değildir.
Ama hafızası kuvvetlidir.

Kim hizmet etti, kim engelledi, kim sahip çıktı, kim sadece siyaset yaptı…
Tuzlalı zamanı geldiğinde hepsini tartar.

Bizim temennimiz bellidir:
Kazanan kişi değil, Tuzla olsun.

 

Murat DEMİR
26. Dönem AK Parti Kastamonu Milletvekili

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları