Siyaset: Güç nereye akıyorsa değil, gelecek neredeyse oraya gidilir

Siyaset: Güç nereye akıyorsa değil, gelecek neredeyse oraya gidilir

Siyasette kimi zaman yıllarca anlatılmak istenen bir gerçek, tek bir gelişmeyle bütün çıplaklığıyla ortaya çıkar.

Son dönemde AK Parti’ye yönelik katılımların artması da bu çerçevede okunuyor.

Peki bu tablo ne anlatıyor?
Siyaset kulislerine göre bunun temelinde, sadece bugünü değil yarını da hesaba katan bir siyasi akıl var. Vizyon, istikrar ve yönetme kapasitesi tartışmalarının belirleyici olduğu bir süreçten geçiliyor. Çünkü siyaset, yalnızca makam ve koltuk yarışı değil; aynı zamanda millete hizmet etme imkânını nerede bulduğunuz sorusudur.

Bu tartışmanın en somut örneklerinden biri ise Tuzla’da yaşandı.

2024 yerel seçimlerinde CHP, genç aday Eren Ali Bingöl ile yarışa girdi. O dönem birçok çevre, Tuzla’nın AK Parti açısından güçlü bir zemin olduğunu, seçimin zor geçeceğini değerlendiriyordu. Ancak sandıktan farklı bir sonuç çıktı ve Eren Ali Bingöl belediye başkanı olarak göreve başladı.

Asıl tartışma ise seçimden sonra başladı.

Tuzla’yı fiilen kim yönetiyordu?
Kamuoyunda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ilçe yönetimi üzerinde belirleyici bir etkisinin olduğu yönünde güçlü bir algı oluştu. Belediye başkan yardımcılarının İBB’den görevlendirilmesi de bu tartışmaları daha görünür hale getirdi.

Ardından Türkiye gündemini sarsan gelişmeler yaşandı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik süreç başladı. Bu gelişmelerin ardından Tuzla’da artık siyasi tartışmalardan çok, yıllardır biriken yapısal sorunlar konuşulmaya başlandı.

Bunların başında ise emsal transferi meselesi geliyor.

Yaklaşık 35 bin bağımsız bölümü ilgilendiren bu sorun, binlerce aileyi doğrudan etkileyen kritik bir başlık olarak öne çıktı.

Sahadaki tabloya bakıldığında iki seçenek dikkat çekiyordu:
Ya süreç siyasi gerilim üzerinden yürütülecek ve kriz derinleşecekti…
Ya da mesele, doğrudan vatandaşın mağduriyetini giderecek bir çözüm zemini üzerinden ele alınacaktı.

Siyasi kulislerde ikinci yolun tercih edildiği görüşü ağırlık kazandı.

Çünkü bu ölçekte bir sorunda alınacak sert kararların, Tuzla’da geri dönüşü zor sonuçlar doğurabileceği değerlendirildi. Bu da hem şehir hem de vatandaş açısından ciddi bir risk olarak görülüyordu.

Tam da bu noktada Eren Ali Bingöl’ün kritik bir siyasi tercih yaptığı yorumları öne çıktı.
Sadece siyasi pozisyon almakla yetinmeyip, sorumluluğu doğrudan üstlendiği ifade ediliyor.

“Bu şehrin oylarıyla seçildim, bu sorunu çözmek zorundayım” yaklaşımıyla hareket ettiği değerlendiriliyor.

Ve süreç sonunda dikkat çeken bir karar geldi:
AK Parti saflarına katılım.

Bu gelişme, yalnızca bir parti değişikliği olarak değil, Türkiye siyasetinde yön arayışının ve çözüm odaklı yaklaşımın nerede karşılık bulduğuna dair önemli bir gösterge olarak yorumlanıyor.

Siyaset kulislerinde sıkça dile getirilen bir gerçek var:
Asıl mesele rakibi eleştirmek değil, vatandaşın sorununa çözüm üretebilmektir.
Bugün yaşanan katılımların artışı da bu çerçevede değerlendiriliyor.
Çünkü siyaset, sonuçta hizmet üreteni ödüllendirir.
Kavganın değil, çözümün adresi olmak belirleyicidir.
Ve siyaset tarihinin tekrar eden gerçeği şudur:
Milletin sesine kulak veren kazanır.

Millete rağmen siyaset yapan ise er ya da geç kaybeder.

Eren Ali Bingöl’e AK Parti ailesi içinde başarılar diliyor, alınan bu kararın Tuzla ve bölge halkı için hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni ediyoruz.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları