Sultan israfı önlediği için ona cimri dediler (Sultan'ın tasarruf tedbirleri..)

Değerli dostlarım ve okurlarım,
Sultan israfı önlediği için ona cimri dediler (Sultan'ın tasarruf tedbirleri..)
Tarihte önemli bir iz bırakan, 33 yıllık başarılı saltanatı süresince iç ve dış düşmanlarla mücadele eden, Osmanlı’nın dahi sultanı Sultan 2.Abdülhamid Han’dan bahsediyoruz.

Düşmanları sultana ithamlarda bulunarak bir takım lakaplar takmışlardı. ”Kızıl Sultan, Korkak Sultan, Cimri Sultan“ şeklinde söyledikleri bu lakaplar Osmanlı’nın bu mazlum sultanına atılmış çirkin iftiralardı.

Bugün sizlere bu iftiralardan bir tanesini çürüteceğim. Tam da bugünlerde, tasarruf paketi açıklanırken aklıma Osmanlı’nın da benzer dönemlerden geçtiği geldi. İşte o zor dönemlerde dedemiz Abdülhamid Han’ın israfı önlemek için aldırdığı tedbirler nelerdir sizler için kısaca anlatmaya çalışalım.

Sultan Abdülhamid Han 1876’da tahta geçer. Tam o dönemlerde Devlet-i Aliye cok zor durumdadır. Borç batağına batmış, iflas etmiş 258 milyon borçlanmış, borcun faizini dahi ödeyemeyecek duruma düşmüştür. Bu da yetmezmiş gibi, 93 Rus harbinden yenik çıkması ve tazminata mahkum olması ve Balkanlar’da olan hadiseler de devleti oldukça zor bir duruma sürüklemiştir.

İşte Sultan böyle bir durumdayken tahta geçmiştir ve hiç vakit kaybetmeden, derhal bir takım önlemler almaya başlar. Önce ekonomiye el atar, ilk yapacağı şey ise israfı önlemektir, Devlet-i Aliye’nin bekası için bu çok önemlidir.

İşte bu önlemlerden bir kaçını yazalım. Tasarrufa önce kendi hanesinden başlar. Sarayların, yalıların ve köşklerin yapımını durdurur. Saraydaki ihtiyaç dışında bütün masrafları kısar, şaşaalı törenleri, saraya yurt dışından ısmarlanan eşyaları yasaklatır. Bu eşyaların lüzumu görüldüğünde milli ve yerli üreticilerden alınmasını buyruk verir.

Şehzadelerin zaruri olmadıkça yurt dışına çıkmalarını yasaklar ayrıca maaşlarını neredeyse yarı yarıya düşürür. Hatta sultanın çocuklarından Şehzade Abdülkadir Efendi’nin bu duruma kızarak sık sık saraydan kaçması üzerine bu durumun diğer şehzadelere kötü örnek olmaması için şehzadelerin saraydan çıkışlarını izne tabi tutar.

Hatta Sultan Abdülhamid Han’ın şehzadelere şöyle söylediği belirtilir “Siz sarayda bedavadan yiyip içiyorsunuz, masrafınız yok madem ki aldığınız parayı harcamak için yer arıyorsunuz o halde bu para Devlet-i Aliye’ye gitsin, millete gitsin



Şehzadelerin bir kısmı bu durumdan hoşnut değildi, bunlar da çoğunluk olmayıp üç dört şehzadeden ibaretti.

Peki dostlarım tasarruf adına yapılan bu kısıtlamalardan hanım sultanlar ve saray hanımları da nasiplendiler mi?

Elbette, zaten sarayın en çok gideri hanım sultanların harcamalarına oluyordu. Sultanın eşleri, baş kadın efendi olmak üzere her hafta bir davet tertiplenir yabancı elçilerin, paşaların, seçkin işadamlarının eşleri bu davetlere icabet ederlerdi. Bu davetlerde masraftan kaçılmaz, harcamalar çok olurdu. Bu adet Sultan Abdülmecid Han zamanından gelmiş ve Sultan Abdülaziz Han da bozmadan devam ettirmişti. Sultan Abdülhamid Han tasarruf planı dahilinde bu davetlere ve harcamalara da kısıtlama koyar.



Saraydaki sultanlar yurt dışından Paris’ten, Londra’dan giyinirlerdi. Gelen modacı hanımlar saraya girmek için çok yüksek rüşvet verirlermiş. Sebebi ise sultanlara çok fahiş fiyata elbise satarlarmış.

Tabi ki Sultan Abdülhamid Han bu adeti bozarak dışarıdan yabancı modacıların saraya girmelerini yasaklatır ve sultanlara emir vererek yerli ve milli kumaşları almalarını söyler.


Evet dostlarım israfı önlemek için sultan ilk olarak ailesinden başlamıştır. Ailesinden sonra da paşaların masraflarında tasarruf uygulamıştır. O dönemlerde paşalar gerekli olan harcamaları devlete bildirirler ve böylece devlet tarafından karşılanırdı. Yazdıkları her şey alınırdı. Sultan bunu önlemek için bir teftiş kurulu oluşturmuş ve harcama listeleri tek tek tetkik edilerek sadece zaruri olanların alınmasını sağlamıştır. Böylece paşaların giderleri  hesaplandığında bir önceki yıla göre % 70 kadar düşürülmüştür. Bu ciddi bir rakamdır.

Bir diğer tasarruf ise ihalelerden olmuştur. O zamana kadar bütün ihalelerde herşeyi paşalar ayarlar, sultana ise imzalamak kalırdı. Sultan Abdülhamid Han yapılacak ihaleleri tek tek inceler en ucuz teklifi vereni seçerdi. Paşaların ihaleleri usülsüzce tanıdıklarına vermelerinin de önüne geçmiş oluyordu. Tamamen sultanın emriyle, hak edene, uygun fiyat verene, işinin ehline veriliyordu.

Osmanlı Devletine yapılan ithalatları da kısarak lüks tüketimini yasaklatmıştır. Gümrük memurlarının aralarına hafiyeler yerleştirerek rüşveti önlemiştir. En önemlisi devlet dairelerine alınan muvazzaf sayısını sınırlamıştır. Daireye alınacak en alt dereceli bir memur bile sultanın incelemesi olmadan alınmazdı. Herhangi bir paşa tanıdığını, hemşehrisini, akrabasını aldıramazdı.

Sultan, atıl üç beş fabrika kapattıysa buna karşılık 20’ye yakın fabrika kurdurmuş, binlerce kişiye istihdam sağlamıştır. İşlere kalifiye elemanlar, işinin ehli, becerisi olan kişiler alınıyordu. Herkes sadece çalıştığının karşılığını alıyordu, artık yan gelip yatarak para kazanmak yoktu.

İşte ülkesinin zor günlerinde bütün bu tedbirleri koyarak devleti korumaya çalışan Sultan, cimri sultan mıdır yoksa israftan korkan bir halife midir?

Evet dostlarım, Sultan Abdülhamid Han’ın israfı önlemek için yapmış olduğu ve bizim bugünlerimize ışık tutacak tedbirlerden bir kaçını sizlerle paylaşmaya çalıştım. Bu bilge Sultan’ın duruşunun bizlere ve devlet büyüklerimize bir ders olmasını temenni ediyoruz.

Allah’a emanet olunuz.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın