Kürk paltolu Kılıçdaroğlu yahut Özgür Özel’in sabır taşı
Özgür Özel…
Eksikleri, hataları, kusurları, ihmalleri yok mu?
Elbette var; kimin yok ki…
Pişmanlığı, kızgınlığı yok mu?
Elbette vardır; olmayan var mı…
Bazen,
Şöyle okkalı ve şeddeli bir küfür, dilinin ucuna kadar geliyor mudur?
Bence geliyor… Son tahlilde o da bir insan…
Daha iyi bir lider olabilir mi?
Elbette olabilir; zaman gerek ve zaman gösterecek…
Mitingler…
Meclis Grup Konuşmaları…
Haftalık Hapishane ziyaretleri…
Mutlak Butlan Davası… İmamoğlu Duruşmaları…
Birinden ötekine, ötekinden berikine koşuşturup duruyor.
Evinin yolunu unutmuştur…
Ama,
Allah var;
Hem hepsine yetişiyor,
Hem bir sabah ansızın gelen yeni operasyonlara göğüs geriyor,
Hem de, liderliğini gayet de pekiştiriyor…
Valla,
Bence her türlü bel altı vuruşa ve taşların bağlı köpeklerin serbest bırakılmış olmasına rağmen adam müthiş savaşıyor.
Gördüğüm kadarıyla,
Tek zorlandığı,
Ve,
Eminim içinden çok şey geçirip az şeyle yetindiği yegane konu, parti bedeninden olup da iktidarla beraber partiye mezar kazanlar…
Kimler bunlar?
Bir örnekle anlatayım:
Kasım-1999…
Türkiye-İrlanda maçı…
İrlanda’yı elersek Avrupa şampiyonasına katılacağız…
Maç öncesi…
Vakti zamanında teknik adamlıkta tutunamayıp kayda değer bir başarı edinemeyen ama kendini futbol otoritesi gören dallamalar güruhu ile aldıkları para kadar havlayan bazı medya yorumcuları Milli Takım Teknik direktörü Mustafa Denizli’ye vuruyor da vuruyor…
Öyle ki,
Neredeyse Türkiye elense sevinecekler…
Maç bitiyor,
Türkiye kazanıyor ve daha sahanın içindeyken burnundan soluyan Denizli uzatılan mikrofona şu ikonik cümleyi kuruyor:
“İrlanda ile mücadele etmemiz kolaydı. Ancak asıl zor olan, içimizdeki İrlandalılar ile mücadele etmekti.”
İşte,
Özgür Özel’in de yumruğunu cebinde tutup, dilinin ucuna gelen şeddeli küfürlerle yutkunmak zorunda kaldığı güruh CHP’nin İrlandalıları…
Her ne kadar, “…Maaş alarak yandaş basına çıkanlara, her akşam ücreti karşılığında partisini tartıştıranlara, umudunu butlana-şutlana koyanlara söylüyorum. Milletin vermediğini, delegenin vermediğini saraydan dilenenlere söylüyorum…” diyerek çok sert ve net çıkışsa da; adam, yine de ağzını bozmuyor ve zıvanadan çıkmıyor!
CHP’nin İrlandalılarını daha iyi resmetmek için size bir de fıkra anlatayım:
“Kaplumbağa Hacca gitmek için yola çıkar.
Ama,
Mahallenin muzip bebeleri ikide bir ters çevirirler.
Garibim kaplumbağa; debelene debelene kendini geri döndürür!
Bu durum birkaç defa tekrar eder.
Bu esnada,
Karşılaştığı kurbağa sorar:
Nereye gidiyorsun?
“Hacca” der kaplumbağa…
Kurbağa, “Hadi lan! Bu yavaş yürüyüşle nah gidersin’” der.
Kaplumbağa şöyle cevap verir:
Ben gitmesine giderim de; mahallenin bitleri rahat bıraksa…”
Mahallenin hiçleri partiyi iç etmek isterken;
Özgür Özel daha ne yapsın,
Veya ,
Neyi yapmasın arkadaş!
Ortalık, iktidar baltasına sap olmaya talipli odundan geçilmiyor.
Adam,
“Gogol’un paltosundan çıkanlar” gibi, Kılıçdaroğlu’nun paltosunda saklanan hiçlerin, yırtık dondan çıkar gibi çıkmasından hiç kurtulamıyor ki…
Kılıçdaroğlu deyince aklıma geldi…
Geçen gün,
The Kid tam da bununla ilgili şöyle demişti:
“… ben olsam; memleketimde ıssız bir sokakta, sikko bir plastik sandalyede ölümü beklerim; bari bu heriften çok daha insan olurum…
Ama,
Kılıçdaroğlu denen mezar-ı müteharrik bedhah bu zat-zevat veya zerzevat, bırakın böylesi alicenap bir şerafeti; adeta “mizacım bu” dercesine melanet mırrığını parmaklamaktan bir türlü geri duramıyor.”
Tüm bunları,
Ve,
Bunlara rağmen Özgür Özel’in bitmek bilmez enerji, tahammül ve mücadelesini görünce;
Aklıma hep ABD'nin 26. Başkanı Theodore Roosevelt'in 23 Nisan 1910’da yaptığı bir konuşma gelir:
The Man in the Arena/Arenadaki Adam,
“Eleştiren kişinin hiçbir önemi yoktur;
Güçlü olanın nasıl tökezlediğine ya da bir işi yapanın onu nasıl daha iyi yapabileceğine işaret eden kişinin bir hükmü yoktur.
Asıl övgü,
Yüzü tozla, terle ve kanla kaplı olan, gerçekten arenada olan adama aittir… Hata yapan, tekrar tekrar başarısız düşen adama...
Çünkü ,
Çaba olan yerde hata ve eksiklik de kaçınılmazdır.
O adam ki,
Gerçekten işi başarmak için çabalayan, büyük coşkuları ve büyük sadakatleri bilen, kendini değerli bir dava uğruna harcayandır.
O adam,
En iyi ihtimalle sonunda büyük bir başarının zaferini tadacağını,
En kötü ihtimalle ise, yenilecekse bile cesurca deneyerek yenileceğini bilir.
Bu yüzden onun yeri, ne zaferi ne de yenilgiyi tatmamış o soğuk ve çekingen ruhların arasında asla olmayacaktır…"
***************
Bahçeli’nin Mesajı Ne ve Kime?
Mesaj şu:
—Terörsüz Türkiye Projesi…
…önemlidir, vazgeçilemezdir ve bir devlet projesidir…
—Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister.
—Millî meseleler, kişisel çıkar siyasetinin gölgesinde konuşulamaz. Milletin kaderi, devletin bekası ve vatanın istikameti böylesi bir hafiflikle taşınamaz.
—Terörsüz Türkiye vizyonu küçük hesaplara, günlük çekişmelere ve dar parti menfaatlerine sıkıştırılamaz.
—Kabine, bürokrasi ve Cumhur İttifakı unsurları aynı hedefe bakmalı, aynı istikamete yürümeli, aynı tarihî sorumluluğun ağırlığını taşımalıdır.
—Terörsüz Türkiye başlığını siyasi rekabetin gürültüsüne kurban etmeyeceğimizin altını çizmek gerekir…”
Mesaj kime?
Doğrudan iktidara ve Erdoğan’a…
Artık nasıl bir yol ayrımına gelmişse; bununla da yetinmedi,
Ve,
Grup Salonundan çıkarken şunları da ekledi:
“Cumhuriyet Halk Partisi cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana var olan en önemli bir siyasi kurumdur.
Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veyahut başka amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz.
Onun için,
Cumhuriyet Halk Partisi milletle buluşmaya devam etsin ve üzerine düşen tarihi sorumluluğu yerine getirsin.”
Bu mesaj kime?
“CHP’yi, hukuki yönden zedeleme…” diyerek iktidara,
“Bu kurumun içini karıştırma…” diyerek, CHP’ci ayrılıkçı güruha
Ve,
“Milletle buluşmaya devam…” diyerek Özgür Özel’e…
Bayram değil seyran değil; Bahçeli bunları neden söyledi?
Terörsüz Türkiye Süreci konusunda yalnız bırakıldığını düşünüyor,
Ve,
İktidara çok kızgın…
Bence,
Özellikle ve planlı şekilde yaptığı bu açıklamayla aslında şunu dedi:
“Ey Erdoğan!
Vazgeçilmez olduğunu sanma!
Böyle devam edersen “baki olan devlettir” der; CHP ile sürece kaldığımız yerden devam ederiz!
Özgür Bey!
Siyaseten yaptığım eleştirilere ve partindeki ıvır-zıvırlara fazla takılma!
Evet,
Bugün iktidara yakınım,
Ama,
Bilesin ki, sana da uzak değilim…
Mevzubahis devlet olunca;
Erdoğan vazgeçilmezim, sen ise asla olmazım değilsin!
Olmaz olmaz diye bir şey yok.
Çünkü,
Memleket meselesinde olmaz olmaz!”
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
