Şehzade Orhan Osmanoğlu

Şehzade Orhan Osmanoğlu

Deprem öldürmez ama tedbirsizlik öldürür

Değerli dostlarım, kıymetli okurlarım.
Deprem öldürmez ama tedbirsizlik öldürür
Son günlerde üst üste yüreklerimizi ağzımıza getiren, uykularımızı bölen depremler yaşadık. Öncelikle depremi hisseden, korkusunu yaşayan bütün İstanbullulara geçmiş olsun diyorum.

Tesellimiz ise çok şükür ki can kaybının yaşanmamış olması. Fakat deprem konusu gerek ferdi bazda, gerekse devlet bazında, "Oldu bitti, geçmiş olsun" şeklinde geçiştirilecek bir mesele değil.

Uzun zamandır yazıyoruz. Arşivler ortada. Deprem kuşağında bir memleketiz. Önemli olan buna hazırlık. Önemli tedbirler alınması ve acilen de hayata geçirilmesi gerekir.

Bunu da yasaları harekete geçirerek inşaat kanunları alanında köklü değişimler yapmakla devletimiz gerçekleştirmelidir.



Makro planda 1. Ahşap 2. Kerpiç 3. Saman ve 4. Yünden-kompozitten yapılma modern çadır ev ve bina modeline dönmeliyiz.

Betonarme binalar dönemi bitti çünkü her 20 senede bir teknoloji yenileniyor. Daha akıllı evler geliyor. Gri su ile tanışacağız. Çelik binalarda olabilir ama madenleri koruma adına ahşap, kerpiç,çadır, kompozit binalardan yanayız. İTÜ bahçesindeki örnek kerpiç ev var.

Bizim tarihten gelen önemli bir birikimimiz de var. Anadolu toprakları, fay hattı üzerinde. Bunun için kadim zamanlardan beri ne tedbirler alınmış araştırılmalı, gündeme getirilmeli, yasalara konulmalı.

Mesela Osmanlı'nın, bina inşa ederken kullandığı deprem sönümleme metodlarını hayatımıza geçirsek bugün çok az hasarla, riskle depremi atlatmamız da mümkün olabilecektir.

Nedir bu metod; İlk kez anadolu medeniyetlerini araştıran arkeologlarca keşfedilmiş.



Araştırmacılar, tarihi yapılarda, taşıyıcı beden duvarlarının altına isabet eden temel duvar kısımların tabaka tabaka, harç kullanılmadan kırık taşlarla örüldüğünü, böylelikle tabandan gelen deprem yüklerinin, yapının üst katmanlarına geçmesine engel olan sistemin varlığı ile karşılaşıyorlar.

Taş döşeğin teşkili için büyük taşlar yerine yerleştirildikten sonra alt boşlukları kırık taşlar ile sıkıca doldurulmakta. Bu tabakanın altında enine, boyuna ve dikine hiçbir bağlantı yapılmamaktadır. Bu tabaka tam bir yatay derz oluşturmaktadır. Anadolu yapı mühendisliğinin temelini oluşturan ve Osmanlı yapı standartlarına şekil veren bu keşfin Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılması ile unutulduğunu görüyoruz.

Ayrıca yine Osmanlı Devleti’nde kullanılan diğer bir yöntem ise deprem kuyuları açmaktı.

Tarih araştırmalarıyla ünlü, araştırmacı yazar Sayın Talha Uğurluel'in yapmış olduğu araştırmalarda ortaya çıkardığı bu yöntemde ise 2. Beyazıd’ın, depreme karşı önlem olarak, yerin altında biriken gazı yerin üstüne vermek amacıyla, şehrin muhtelif yerlerine 2 bin deprem kuyusu açtırdığını öğreniyoruz.



Osmanlı’da en önemli önlemlerden biri de evlerin ahşap ya da taş malzemeden inşaa edilmesidir. Bu gün kültürel anlamda Osmanlının bir parçası gibi görünen bu evler sadece estetik ve zerafet gelenek ve görenekten değil, depremdendir. İlk görülen Kastamonu evleri ahşap değildir, taştır. Birtakım yerlerde taş birtakım yerlerde ahşap tercih edilmiştir.

Yabancı ve orjinal kaynaklarda yer alan bilgilere göre ise Abdülhamid Han döneminde İstanbul’da gerçekleşen büyük bir depreme rastlıyoruz.

10 Temmuz 1894 tarihli depremden sonra Sultan II.Abdülhamit Han,hasar ve can kaybı olduğunu öğrenince, yaralıların hemen tedavisini, ihtiyacı olanlara yardım edilmesini, çadırlar kurulmasını emretmiş ve ayrıca fırınılardan bol miktarda ekmek dağıttırmıştır. Açıkta kalanlara, Şehremini'nin başkanlığında bir komisyon kurularak para, yiyecek ve çadır yardımı yapılmıştır.

Sultan II.Abdülhamit Han bunun yanısıra bilimsel araştırma yapılmasını istemiştir.Bunun üzerine, Atina Rasathanesi Müdürü Eserinisti (D.Eginitis) ile İstanbul Rasathanesi Müdürü Kumbari (Coumbary)'7 ve yardımcısı Emil Lakvan (Emil Lacoine)'nin incelemeleri sonucunda bu rapor hazırlanmıştır.

Yapılan incelemeler sonucu ahşap binaların ve iyi yapılan tuğladan ve demir ile bağlanan binaların depreme dayandıkları saptanmıştır. Anlaşılacağı üzere günümüzde de yerleşim yerlerinde dikkat edilmesi gereken hususlar o zamanlarda da belirlenmiştir. Yani zeminin yapısının sağlam olması, yapı malzemeleriin ve inşaatın kaliteli olması gibi hususlara o zaman dikkat çekilmiştir.

Bu otuz sayfalık raporda bütün detaylar teknik bilgiler dahilinde verilmiştir. Geçtiğimiz günlerde sayın Murat Bardakçı’nın da yazısında yer verdiği rapor günümüz İstanbul olası deprem problemlerini açıkça gözler önüne sermektedir. O rapordaki tedbirler, öneriler hasar tesbitleri göz önüne alınarak bir çalışma yapılsa günümüz için büyük faydalar sağlayacağına inanıyorum.



Evet değerli dostlarım geçmişe bakıp önlemler almak, bu önlemleri,uygulamaları hayata geçirmek, kanunlarla halkı korumak devletimizin görevi, kendini yetiştirmek, ev alırken akıllıca yatırım yapmak ve depremle ilgili her türlü kişisel tedbirleri sağlamak da fert olarak hepimizin görevidir.

Bu vesile ile 99 depreminde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyor, ülkemizde yaşanan son elim deprem vakası olmasını temenni ediyorum, Allaha emanet olunuz!

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın