Prof. Dr. Orhan Kural

Prof. Dr. Orhan Kural

Serpme kahvaltıya hep birlikte 'Hayır' diyelim

Maalesef son yıllarda serpme kahvaltı iyice yaygınlaştı. Hatta bütün Türkiye’de sadece serpme kahvaltı hizmeti veren özel işletmeler bile kuruldu.
Serpme kahvaltıya hep birlikte 'Hayır' diyelim

Eskiden sadece serpme Van kahvaltısı "ünlü" idi. Kahvaltıya gitmek ya da misafirleri serpme kahvaltıda ağırlamak yeni bir moda oldu. "Moda" kelimesi matematikte "mod" sözcüğünden gelir. Tehlikeli bir kelimedir.  Tüketimi ve israfı artırır.

Bence serpme kahvaltı bir gelenek değil resmen bir "israf".

Serpme kahvaltıda o kadar fazla çeşit oluyor ki merak edip her birinden birer lokma bile alsanız zaten doyuyorsunuz. Bugüne kadar tamamını bitiren pek görülmemiş. Örneğin 48 ufak tabak sunulan masada yiyeceklerin yüzde sekseniki’sinin terk edildiği hesaplanmış. Peki tabaklarda kalan kahvatılıklara ne oluyor derseniz maalesef cevabı basit "doğru çöpe gidiyor".

Keşke bir sonraki müşteriye verseler, orasını bilemiyoruz.

Bakın bir vatandaşımız geçenlerde facebook’da aynen  şöyle yazmış. "İki hafta önce ailece Kuşadası’nda serpme sabah kahvaltısına gittik. Masaya onlarca çeşit geldi. Onları bile bitirememişken arkadan şaka gibi koca bir tabakda kızartma geldi. Üzüntü içinde dopdolu masayı bırakıp kalktık, oysa onu bulamayan milyonlarca insan var."

Müslümanlık sadece Cuma günleri camiye gitmekle bitmiyor. Soruyorum, "İsraf" haram değil mi ?

Değerli Peygamberimiz tabağında yemek bırakır mıydı, yoksa sıyırır mıydı ?

Bir lokma yiyececek bulamayan 22 bin kişi her gün açlık ve susuzluktan ölüyor, dünyada 1,3 milyar ton gıda israf ediliyor. Bunun küresel ekonomiye yükü hemen hemen 1 trilyon dolar.

Nijerya’da konferansa giderken arabamızın lastiği patladı. Dostlarım Çapraz ailesi ile duvarın kenarında lastiğin değişmesini bekliyorduk. Orada zavallı bir köpek gördüm. Almancada "verhunger",  İngilizce de "starvation",  Türkçe deise  tıpta“kaşeksi” denir. Yani köpek bir deri bir kemik kalmış. Açlıktan kıpırdayamıyor, ölmek üzere !

Saadet Hanım dedim “çantanızda hep sandviç olur. "Ne olur bir kez mutlu olsun, vereyim" dedim. Elbette yine sonuçta açlıktan ölecek, daha sonra köpeğe sandviçi verdim. Çok sevindi.

Birden üç yaşlarındaki çıplak bir çocuk koştu, sandviçin kalan kısmını köpeğin ağzından hızla çekti ve kendi yedi.

Göz zevkleri için açık büfeyi masalarda yayılmışgörmek isteyenler, bu çocuğa ve bu köpeğe karşı haksızlık etmiyor musunuz ? En iyi ve en doğru adalet aslında "vicdandır."

Serpme kahvaltı ve  upuzun açık büfelerle önce gözler, sonra da kafalar doyuyor.

Alabildiğine uzanan servis masaları, onlarca çeşit peynir, zeytin, ekmek çeşidi, reçeller, dumanı üstünde börekler, menemenler,ve sahanda yumurtalar...

Peki bu kadar atıştırmak acaba sizin sağlığınıza da zararlı değil mi ?

İzlediğim kadarıyla bizler, Araplar ile  Ruslar aldığımız yiyeceğin yarısını tabağımızda bırakmayı sanki bir marifet biliyoruz. Oysa bir Fransız kahvesi ile tek bir kruvasanı alır, işte o kadar.Bitirir ve kalkar tüketim sembolü Amerikalı ise artan yemeklerini ev ziyaretlerinde bile paket ettirir ve yanına alır.

Brezilya’da tabaklar tartılarak ücretlenir. Her ürün tek tek fiyatlandırılsa bakalım öyle tabaklar dolduruluyor mu?

Marketlerde poşetler neden sonra ücretli oldu ve tüketimi hemen hemen yüzde 60 azaldı.

Bana annem “tabağında yemek bırakma arkandan ağlar” derdi. Masadaki son ekmek kırıntılarını bile kuşlar için pencerenin dışına koyardık.

FAO (Dünya Gıda Örgütü) verilelerine göre Dünyada insan tüketimi için üretilen gıdanın miktar olarak üçte biri kalori bazında ise dörtte biri israf ediliyor.

Türkiye’de her gün 6 milyon ekmek çöpe gidiyor. Bu yönümüz ile maalesef dünya rekoru bizde. "Hani ekmek kutsaldı, yere düşen ekmeği öpüp, kaldırmaz mıydık ?"

Lütfen artık yağmuru anlatmayın, yağmuru yağdırın. Benim yaptığım gibi, lokantalarda, otellerde tabağında yemek bırakanların yanına yaklaşıp bu acı gerçekleri nazikçe herkese hatırlatın, belki utanırlar.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın