Âdemi adam yapmak

Dün Atatürk Arboretum’una çok hoş bir gezi yaptık. Hem gezdik, hem gördük, hem de fen bilgisi hocamızdan; bitkilere, ağaçlara, mantarlara hasılı tabiata dair çok kıymetli bilgiler öğrendik..
Âdemi adam yapmak

"Tabiattaki rekabet insanlar arasındakini aratmıyor müdür bey..!" dedi hocamız.

"Nasıl yani ?" dedim.

"Örneğin"  dedi. "Şu ağaçların göğe doğru uzayarak büyümesi aslında kendi aralarında güneşe erişme yarışmasının ortaya çıkardığı bir rekabetin sonucudur."

Kıymetli hocamızın bu bilgisi ben de aşağıdaki mülahazaları izhar etti:

Hocamızın söylediklerinden de anladığımız kadarıyla tabiatta da kıran kırana bir rekabet var, yalnız tek farkla ki, tabiatta hiç kimse kimsenin hakkını çiğnemiyor.

Doğada ilahî yasaya mugayir hiç bir durum söz konusu değil ve herkes fıtratının gereğini yapıyor.

Mesela tabiattaki bir Kavak’tan kimse Çınar olmasını beklemiyor. Güz mevsiminde Kocayemiş’e hiç kimse sen neden kiraz vermedin demiyor..

Ya da herhangi bir ağaç bir mantara;

"Senin ne işin var benim yanımda yöremde, git öteye bakayım" deyip geçimsizlik yapmıyor..

Tabiatta her şey yerli yerinde..

Ne zamana kadar..

Allah ü zülcelalhz.’nin de buyurduğu gibi "Kendisi muhakkak bir ziyanda olan, aciz olan, acûl olan ve zaman zaman kendisine de çevresine de rabbisine de âsi olan, nankör olan, bu sebeple de zalim olan benî âdem" Tabiata da zulmedene kadar..

Kendi özünü tahrip etmiş insanoğlunun tabiatı da tahribâttan geri kalmayışına kadar, bu herşeyin yerli yerinde olması..

İnsanoğlunun tabiata karşı bu zulmünü bazen kesilmiş bir ağaç, kurutulmuş bir dere, yok edilmiş bir orman olarak görürüz.

Bazen de hikmetten, edepten ve irfandan yoksun insanın kullandığı tüm malzemelerden arta kalan materyalle çöp dağlarına dönmüş ve kirletilmiş bir orman, göl ya da deniz olarak görür ve üzülürüz tabiatı..

Bilge mimar rahmetli Turgut Cansever üstadımızdan mülhemen söyleyecek olursak;

"Nesli ihya edemezsek, yani özüne muvafık şekilde bir terbiyeyle âdemi adam yapamazsak, tabii olan ne varsa tüm herşeyin, terbiye edip ihya edemediğimiz nesil eliyle ademe terk edildiğini; ormanın/dağın, bağın/bahçenin, börtünün/böceğin bu kendi özüne bile yaban kalan nesil eliyle tahribatını görmek herbirimiz için mukadder ve kaçınılmaz bir vak’adır.."

Not: Rahman Suresinin ilk ayetlerinin meal ve tefsirini bu açıdan bir kez daha okuyup tefekkür etmekte fayda var.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • Yasin Çalışan
    Nefs içimizde zincir vurulmuyor, onu tutmanın ve zaptetmenin tek yolu adam olmak ve kalabilmektir... En basiti papatyadan Bile bazen medet uman! Aciz insanoğlunun Doğayı tahrip etmesi ne ilginçtir, yine adam olmayan insandan kaçıp geleceğin yer seni her daim huzurlu yapan ve farketmeden konuştuğun ufkunu açan o güzel tabiattır..