Murat Yılmaz

Murat Yılmaz

Parlamenter sisteme geçiş palavrası

Parlamenter sisteme geçiş palavrası
Biliyorsunuz ki, Millet İttifakının yegâne vaadi, "Güçlendirilmiş Parlamenter sistemi" ne dönüş.
Bunu da cemşit pilavı gibi sürekli zikrediyor, başka da bir şey zaten ortaya koyamıyorlar.

Dursun Çiçek, geçtiğimiz akşam bir TV programında, işin asıl yüzünüzü ortaya koydu.
Ama ne koydu.

"Sistemi değiştirecek parlamenter güce sahip olamayacaklarını bal gibi bildikleri için, en iyi bildikleri şeyi yapacaklar, kafalarına göre bir sistem oyunu sergileyecekler."

Güya aday Kılıçdaroğlu olursa, CHP'den istifa edecek, güya "tarafsız" olacak (külahıma anlatın), Meral Akşener de facto (gayri resmi) Başbakan olacak, öyle bir makam yok tabii ama, fark etmez, CB yardımcısı olarak Başbakanlık oynayacak.

Tüm diğer Parti liderleri de bir şeyden sorumlu CB yardımcısı olacak!
Acaba HDP'ye hangi pozisyonu düşünmüşler, o da merak konusu.

Sonra da her partiden bir bakan olacak.

Hayali bir sistem ile ülke yönetmeye talipler.

Bunun ciddiyet ile bağdaşabilecek tek bir tarafı yok.

Peki, kararnameleri ancak Cumhurbaşkanı çıkarabilir.
"Sembolik bir Cumhurbaşkanı" bunu nasıl yapabilecek acaba?

Milleti aptal yerine koymaktan vazgeçin!

Mevcut sistem sizin arayıp da bulamadığınız nimet ve asla değiştirmeyi düşünmezsiniz.
Gerçek bu.

Efendim neymiş, Kılıçdaroğlu, İmamoğlu'nu fazla egolu buluyormuş, o sistemi asla değiştirmezmiş, onun için de aday olmasını istemiyormuş.

Sanki kendisi mütevazılık abidesi.

Allah muhafaza, hele eline böylesi bir fırsat geçsin, bırakın değiştirmeyi, TBMM'yi bile feshetmenin yollarını arar.

Yani bu da koca bir yalan, belki de bir hayal dünyasında yaşamak, realite ile tüm bağları koparmış olmak, ki bu daha vahim bir durum.

Tıpkı Engin Altay'ın HDP ile PKK'nın arasında hiçbir bağ görmemiş olması gibi.

Ama onun hali malum, hani şu orman yangınları esnasında, tepesindeki uçan helikopterleri de görmemişti bu kişi.

Demek ki artık ideolojik körlüğü had safhaya gelmiş.
Klinik vaka.

Zaten bu "demokrat amca" meselesi de kocaman bir yalan, bir kurgu, bir strateji.

Hatırlayacaksınız ki, AK Partisi seçme ve seçilme yaşını onsekize indirdiğinde, bugünün "demokrat amcası", o zamanlar "ülke yönetimini çoluk çocuğa mı bırakacaksınız" diye ortalığı velveleye vermiş, bunun iptali içinde AYM'ye başvurmuştu CHP!

Bugün, gençlerde bir potansiyel gördükleri için, gencecik beyinlere Z kuşağı saçmalığını zerk ederek, kendi saflarına çekme peşindeler.

Peki neden?

Çünkü bu gençler, onların geçmişlerine şahitlik etmediler.

İş bilmezliklerini, beceriksizliklerini görmediler de ondan.

Ucuz, popülist vaatler ile hatta saçma sapan şeylere önlerine çıkıp, resmen oy için rüşvet üzerine rüşvet teklif ediyor hale geldiler.

Bu helallik meselesi de geri tepti, şimdi bakalım sırada ne var.

Maalesef, seksen öncesi olayları dahil, 28 Şubat dönemi dahil, bu kadar rezalete boğulmuş bir siyasi arena görmedim ben.

Tekrar etmek gerekir ise tüm bu çabalar, hükümeti iç siyasete bağlamak için.

Hem de en dış siyasete ve diplomasiye odaklanması gereken zamanda.

Dünyaya format atıldığı, yeni bir düzenin kurulduğu bu zamanda.

Takdirini yüce Türk milletine bırakıyoruz.


Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın