Murat Yılmaz

Murat Yılmaz

En kritik iki haftaya girdik!

Enkubasyon yani kuluçka dönemi tarihlerine bakıldığında, 27 Mart- 7 Nisan arası olan zaman zarfı, koronavirüsünün ülkemizdeki en kritik iki haftası olacaktır!
En kritik iki haftaya girdik!
Vaka sayılarının pike yapacağı ve muhtemel bulaşmaların da en tehlikeli olduğu zaman içime girdik!

Bu salgının en şiddetli geçtiği zaman zarfı iki haftadır, sonra ise bir rahatlama ortaya çıkar!

Yurtdışından gördüğümüz ve takip ettiğimiz süreçler bunlar.

Şimdi, şu anda gerçekten de en zaruri ihtiyaçlar dışında, asla dışarıya çıkılmamalı, sosyal münasebetleri, her kim olursa olsun, sıfıra indirmenin vaktidir!

Bu iki haftayı, yeni enfeksiyonlar olmadan, en azından en asgari düzeyde tutarak atlatabilirsek, bu salgından en hafif hasar ile çıkma şansımızın faktörü %70'e gelir!

Herkesin sağlığı için, toplumun ferahı için, hepimiz fedakarlıklar yapmak zorundayız!

Evet evde olmak, sürekli olmak belli bir bıkkınlığı beraberinde getirebilir.

Fakat evde TV izlemek, yoğun bakımda taban ya da tavanı izlemekten iyidir!

Ağzında, burnunda sonda ve hortumlar ile bağlı kalmaktan iyidir, hatta, hazin ve ıssız bir cenaze, özel ayrılmış bir mezarlığa defnedilmekten de iyidir!

Ağır mı geldi?

Gelsin, çünkü gerçekler bunlar!

Lütfen, şu izolasyon tedbirini ciddiye alalım, almayanlara da tepkimizi gösterelim.
Herkes, sanki içinde virüs varmış gibi karşısında kim olursa olsun, virüslü imiş gibi davranmalıdır.

Bu bağlamda, devlet, karantinada olan herkese test uygulamadan asla bırakmamalı. Özellikle de belli ülkelerden gelenleri!

Bu işlemi Şubat başından bu yana gelen herkese uygulamalı. Kuluçka dönemi bitmiş olsun, olmasın. Çünkü hafif veya hiçbir belirti olmadan atlatmış insanlar dahi, şu an bulaştırıcı olabilirler!

Kapatılan işletmelerde çalışan, şu an çalışamayanlara ödenecek maaş yardımları için gerekli koşullar, genç nüfusun pek çoğuna uymamakta, bu da epey bir mağduriyet doğuracaktır.

Hükümet, kimsenin suçu olmadan mağdur durumunda olanlara, gereken yardım için, bürokratik engeller koşmamalı.

Bu kontra prodüktif olur, özellikle de kazanılması gereken genç nüfusa negatif ve telafisi mümkün olmayan durumlara yol açar!

Evet büyüklerimiz başımızın taçlarıdır.
Ancak gençlerimiz de geleceğimizin teminatı, temel taşlarıdır!

Bu süreçte mağdur edilen her bir birey, gelecekte sıkıntı yaratacaktır.

Evet, hepimiz fedakarlıklar yapmak durumundayız.
Bu fedakarlıkları, mal sahiplerinden de bekliyoruz.
Yani ev ve işyeri sahiplerinden de bekliyoruz.
İki, üç ay alacaklarından fedakarlık eserlerse, sanırım kimse aç kalmaz!

Devlet ise özellikle temel ihtiyaçlar hususunda, yani elektrik, gaz, su, ama telefon ve internet giderlerini de belli bir süre talep etmemeli, ettirmemelidir.

Devlet Bankaları'nın kredileri ertelemesi çok iyi oldu ancak özel bankaların aynı işlem için daha fazla faiz istemesi, fırsatçılığın da dikalasıdır!

Sağlık çalışanlarımızın kahir ekseriyeti, canla başla, hatta kendi sağlıklarını hiçe sayarak çalıştıkları aşikar ve her türlü takdire şayandır!

Ancak, normal zamanlarda, oturdukları yerden, çok da iyi paralar kazanan kah hekim kah ise diğer sağlık çalışanlarının, mesele epidemi olduğunda istifa etmeleri, kabul edilebilir bir durum asla olamaz!

-Hele ki bu hekimlerin ABD'nin çağrısına uyarak oraya koşuşturmaları, zinhar kabul edilemez-

Bu şekilde davrananların, derhal diplomaları iptal edilip, bu mesleklerden ebeden men edilmeleri gerekir!

Bir diğer husus ise özellikle sol kesimin, her platformda, agresif bir şekilde sokağa çıkma yasağında ısrar etmesidir!
OHAL diye bağırmalarıdır!

Hayretler içinde izliyorum ben bunu.

Zira 15 Temmuz'dan sonra ilan edilen ve sadece ismi olup, kendi olmayan OHAL'e nasıl direndikleri, hatta buna sivil darbe diyecek kadar aşağılıklaştıklarını da çok iyi hatırlamaktayım!

Yani gerçekten de siz hayırdır?

Yoksa bu çabalarınızın altında, çok başka amelleriniz mi var?

Şimdiden söyleyeyim, bu millet, o amellerinizi Boğaz'larınıza tıkar.
Bırakın koronavirüsü, kara veba olsa, yine de kimseyi tutamazsınız!

Tarihi bir süreç yaşıyoruz, bunun ne zaman sona ereceği de belli değil, süreç sonrası ne olacağı, nasıl olacağı da belli değil.
Kimse, absürt fantezilere kapılmasın!

Her şeye muhalefet etmeyi bir kere huy edinenler.

Şu an dünya çapında yaklaşık 1,5 Milyar çocuk, genç, eğitim dışında kalmış durumda!
Böyle bir şey hiç olmamış.
Olağanüstü bir durum.
Türk devleti, Eğitim Bakanlığı ve TRT Genel Müdürlüğü işbirliği ile sadece 10 gün içinde üç TV kanalı ve gerekli Online altyapılarını hazır ederek eğitime başladı!

Bu dünyada görülmemiş bir şey, büyük bir başarı.

Ve maalesef, yine bu sol ve marjinal sol kesim, sadece bir videodan dolayı, içlerindeki bitmez bilmeyen nefretten dolayı, ellerinden geldikçe bu başarıyı karalama eylemindeler.

Elbette, başından beri, gücünün son, en son safhasına kadar büyük bir özveri ile çalışan, dünyanın takdirini almış biri olan Sayın Sağlık Bakanı'na bile şu an kan kusmaktalar.

Neden mi?

Çünkü uydurdukları bir yalan hikaye ortaya çıktı da onun için.

Zekası ayakkabı numarasından az olduğu belli olan bir basın mensûbu bayanın, bu hikayeyi, provokasyon amaçlı Sayın Bakana sorması, ve gereken cevabı aldığı için!

Gerçekten de bir an, sadece bir an, böyle bir olağanüstü durum karşısında, herkesin bir olabileceği ütopyasına kapılmıştım!

Maalesef çok erken uyandım bu rüyadan!

Lütfen evde kakın, lütfen sosyal kontaklarınızı sıfıra indirin!
Lütfen sağlıklı kalın!


Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın