Murat Yılmaz

Murat Yılmaz

Doğal sınırlar

Tarihi hepimiz biliyoruz. Ulusumuza dayatılan Sevr, Lozan antlaşmalarını da biliyoruz, Sykes – Picot planlarını ve bunlardan dolayı, cetveller ile çizilen suni sınırları.
Doğal sınırlar
Bugün, bunlara neler neden oldu, nerden nereye gelindi, bunları tartışmanın pek bir manası yok.
Zira, bu zaman zarfına ait hiç kimse artık hayatta değil.

Ancak bugün bakıldığında, vaktinde yapılan her şeyin, bugünleri düşünülerek yapıldığı belli olmakta.

Türkiye'nin etrafı, yüz yıl önce sarılmış zaten.
Hem de salt düşmanca ülkeler, yönetim ve rejimlerle.

İran, Irak, Suriye, Ermenistan, Yunanistan!
Her biri, ezeli ve azılı Türk düşmanı ülkeler.

Irak ve Suriye, zaten 30 yılı aşkın bir süredir, ülkemizin de devletimizin de milletimizin de başına bela.

Yunanistan yeni yeni bela olmaya başladı.
Ermenistan da bela olma yoluna, bodoslama girdi.

Ne hikmetse BM, onyıllarca İran'a karşı uyguladığı silah ambargosunu kaldırdı.

Zamanlaması ne kadar da manidar değil mi?

Belli ki, vakti ile döşenen mayınlar, peyderpey patlatılmaya hazırlanıyor.

Akdeniz'de sular o kadar ısındı ki, fokur fokur kaynamaya başladı.
Gerginlik had safhada.

Karadeniz'de doğalgaz bulunuyor ve şimdi de Kafkaslar karıştırılmaya başlanıyor.

Hiçbir şey, asla tesadüf değil.
Çünkü dünya yeni bir düzene gebe, geçiş süreci başladı ve bu gidişle daha birkaç yıl da süreceğe benziyor.

Gordik düğüm ne zaman patlayacak, daha belli bile değil, ancak, her ne olursa olsun, Türkiye dışında olmayacak.

Türkiye'nin eli gün geçtikçe güçleniyor.
Bu durum da üst akıl denilen şeyin, ilmik ilmik işlediği planın önemli bölümlerinin ekarte olduğu da aşikar.

Çünkü planlarını 15 Temmuz darbe girişimine göre ve bunun faili olan FETÖ üzerine, başarılı olmaları üzerine kurulmuştu.
Olmadı.

Şu anda, istedikleri gibi de aksiyonları icra edemiyor, kontrol da edemiyorlar, 100 yıl sonra, savunma ve reaksiyon gösterme pozisyonuna geldiler.

Bu hiç de hoşlarına gitmiyor.

Sykes – Picot'un çizdikleri haritalar, yukarıda da belirttiğimiz gibi, cetvel ile çizilmiş, suni sınırlardır.

Ancak bir gerçek de şudur ki, her ulusun, her milletin "doğal sınırları" vardır.

Hele de 2000 yolluk devlet geleneği olan Türk milletinin.

Türk dünyasının doğal sınırlarına bakarsak mesela, Erivan'ın bir Türk şehri olduğunu görüyoruz, ki bu Selçuklu Devletinden bile evvel böyle idi.

Türk dünyası, bir başka değimi ile Turan eli, bugüne bugün 300 milyonluk bir nüfusa sahip ki, bunun içine bazı ülkeleri almadık bile.

Ve hiç de sadece aklınıza gelen ülkelerden oluşmuyor bu Turan eli dediğimiz Türk Dünyası.
Onların nüfuslarını da işin içine katarsak, karşımızda olanların neden çekindiğini daha iyi anlayabiliriz.

Ve şu da bir gerçek ki, bu saldırılar, saldırganlıklar devam ederse, sanırım Türk Dünyası da doğal sınırlarına geri dönmeyi ciddi bir şekilde seçenek olarak görmek zorunda kalacaktır.

Artık bunun yolları nasıl yollardır, nasıl gelişir, nasıl olur şimdilik bilmesek de eminim ki bunu bilenler de üstünde çalışanlar da vardır.

Çünkü dünya siyasetinde ne tesadüflere ne de acaba lara, asla yer yoktur.

Evet, birinci cihan harbinin arkasından, ulusumuza bir harita dayatıldı.
Kurtuluş Savaşı ile de bu dayatmaların bazılarına son verildi ve bugünkü sınırlarımıza ulaşıldı.

Ancak, bunun da nihai bir durum olduğu, özellikle günümüzün olayları ışığında baktığımızda, hiç de belli değil.

Zaten 2023'de bu dayatmaların bazıları sona erecek.
İş o ki, biz bu tarihe kadar bekleyecek miyiz?
Onların beklemeye pek niyetleri olmadığı belli.

Aslında ve de özellikle Ege ve Akdeniz'de olup bitenleri göz önüne alırsak, zaten ne Sevr ve ne de Lozan'ın hiçbir hükmü kalmadığını görmekteyiz.

Yunanistan'ın illegal olarak sahiplendiği adalar meselesi, Lozan'da karşımızda olanların, zaten bu antlaşmaya sadık kalmadıklarını görüyoruz.

Tabii bu gerçek karşısında, biz neden sadık kalacakmışız, o da başka bir soru.

Netice de önümüzdeki birkaç hafta, bir iki ay, sanırım Türkiye için daha belirgin faktörleri doğuracaktır.

Ermenistan terör devletinin ikidir ateşkesi bozması ve tüm batı dünyasının buna susması, hatta Ermeni tarafını tutması şaşırtıcı değil. Doğal bir durum.

Asıl, bundan sonra Ermenistan nelere başvuracak, işte Pandora'nın kutusunun anahtarı bu olacak.

Askeri yönden, Ermenistan'ın Azerbaycan'a karşı gelecek hiçbir gücü de imkanı da yok.

Ellerinde şimdi bir seçenek var, o da Karabağ'ın bağımsızlığını ilan etmesidir.

Eğer böyle bir şey olursa, tanıtan ülkeler olursa, işte o zaman Türk dünyası da anlamış olacaktır ki, geniş kapsamlı bir destek ile saldırı altındadır.

Ve o zaman da doğal sınırlarına dönmek, belki de kaçınılmaz olacaktır.


Not:
KKTC de bugün Ersin Tatar, Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

Bir nevi, Kıbrıs ikinci kez Rum istilasından kurtulmuş gibi olmuştur.
Eski CB Akıncı, Türkiye karşıtlığı ile toprak verme eğlenir ile evet, bir başka global planın piyonu idi.
Bu oyunda bozuldu.

KKTC'ye hayırlı olsun.


Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • Ekrem
    Sevr ile Lozan'ı aynı cümlede bile kullanmayın lütfen.....