Murat Yılmaz

Murat Yılmaz

2023 ve İttifaklar

Dananın kuyruğunun kopacağı tarih 2023 olacaktır. Hem de pek çok yönden.
2023 ve İttifaklar
Lozan, Sevr gibi Antlaşmaların biteceği tarih olduğu gibi, Türkiye'nin de büyük seçim yılı olacaktır.

Bu durum, yani seçimlerin 2023'de olacağı gerçeği, muhalefet kanadına şimdiden korkulu rüyalar bahsediyor.

Erken seçim istemleri de biraz bundan kaynaklanıyor olsa gerek.

Siyasetin de seçmenin de halen idrak edemediği bir olay var, o da artık hangi partinin hangi oy oranı aldığının hiç de önemli olmadığı.

Bir tık öte gidecek olursak, asla siyasi partilerin hiçbir önemi kalmadığını söylemek gayet mümkündür.

Netice de iki sandık çıkacak seçmenin karşısına.
Birincisi Milletvekili seçimleri, ikincisi ve daha önemlisi Cumhurbaşkanı seçimi sandığı.

Birinci sandık ile yasama organına 600 vekil seçilecek.
Hepsi, topu bu kadar.

İddia edebilirim ki, eskiden olduğu gibi aday adayı sayıları da o kadar astronomik boyutlarda olmayacaktır.

Gelelim ikinci sandığa.
Cumhurbaşkanı seçim sandığına.

Ülkenin yönetimini, devletin başını seçeceğimiz sandığa.

Bu seçim için partilerin hiç önemi yok.
Önemli olan "aday"!

Kazanan devletin ve hükümetin Başı olacak.
Bakanları, Başkan yardımcılarını o kendi seçecek.
Vekiller arasından da değil, dışardan herhangi birilerini görevlendirecek.

Bu aday partisiz de olabilir, partili de.
Hiç farketmez.

Yani de facto, A Partisinin oy oranı falanca, B Partisinin oy oranı filanca…
Hiç önemli değil.

Bugünlerde, tartışma programlarının hemen hepsinde, 2023 seçimleri için stratejiler üretmekte, formüller üzerinde tartışmakta…

İyi de bunların hepsi ama hepsi, bugünün şartları ve konjonktürüne göre tasarlanan, konuşulan şeyler.

Şimdi soru şu:
Acaba 2023'de neyin ne olacağını nerden biliyorsunuz?
Ülkemizin içindi bulunduğu jeopolitik konumu, etrafımızda olup bitenleri, hiçkimse, hiçbir şekilde hesaba katma zahmetinde bulunmuyor.

İlginç değil mi?

Peki ya ülkemiz de bu olağanüstü durumların içine girerse?
Ya topyekün bir savaş hali meydana gelirse?
ABDsi, ABsi, bilmem nesi, kuşatma politikalarını ilerletir de saldırılara geçerlerse?

İran ile savaş olursa?
Irak'a bir cesaret gelir de saldırırlarsa?

Bunlar olmaz mı diyorsunuz?
Ben de diyorum ki, bu içinde bulunduğumuz dönemde, asıl olmaz, olmaz!

Tam tersi, her an, her şey, her yerde olabilir!

Gelelim şu İttifak meselesine.

Millet İttifakı içinde, biri aleni, diğeri gizli iki ana ortağı var CHP'nin.

Birisi İyi Parti, birisi ise HDP.

Yani tabandan tavana birbirine zıt ki zıt parti.

Evet kuruluş esnasında İyi Parti, bir sürü ulusalcı isimler ile süslendi, ilk seçimde de tasfiye edildiler.
Şimdilik geri kalanlar, üst akla itaat edenler.

Ancak İyi Parti de bir çift başlılık var, hem de aleni.
Biri Koray Aydın, diğeri ise Meral Akşener.

Hiçbir parti çift başlılık ile uzun müddet idam edemez hayatını.

Zaten çatırdamalar epeydir var.

Ümit Özdağ meselesine fazla değer biçmemek gerekir.
Çünkü kurulan iki yeni partiye vekil gerek.
Bunlar da İyi Parti'den sipariş edildi.

Yani kısa zamanda İyi Parti'den istifa eden vekilleri görebiliriz, bunları da ya Deva, ya da Gelecek Partisinde görme ihtimalimiz çok yüksek.

Çünkü başka türlü seçmene yutturamazlar.

Gelelim asıl soruna.

Bu sorun da CHP'nin üvey kardeşi HDP!

Yani terör örgütü ile arasına asla mesafe koymayan, koyamayan HDP.

İyi Parti, her ne kadar olmasa da ülkücülük iddiasında bulunan bir parti olması hasebiyle, HDP'nin, o ya da bu şekilde var olduğu bir oluşumun içinde nereye kadar barınabilir, bir kere o sorun var.

İkinci mesele ise hadi yukarda dediklerimizden birisi oldu ve İyi Parti, organik olarak sağ eğilimli olduğu için, Millet İttifakını bırakarak, hükümetin, daha doğrusu Cumhur İttifakının yerinde olma ihtiyacını duydu.

İşte o vakit tüm aritmetikler bozulmayacak mı?
Hem de tuz buz olacaktır.

Başka bir önemli husus ise Sayın Erdoğan'ın şahsi faktörüdür.

2023'de bu adam tam 21 yıl bu ülkenin başında olmuş olacak.

Ve kim ne derse desin, başarılı ve güvenilir bir yönetim sergilemiş olacak.

İşte bundan dolayı da karşısına kim çıkarsa çıksın, aslında 10 – 0 mağlup maça girecek.

Bugün itibariyle, tüm muhalefette, karşında duracak tek bir isim bile gözükmüyor.
Üç sene içinde de böyle bir isim şapkadan çıkar mı?

Bence çok zor.

Şimdi ortada bu kadar belirsizlikler varken, bugünden 2023'ü tartışmak, buna vakit harcayıp, efor harcamak, ne kadar sağlıklı acaba?

Ha evet, birileri, ille de bu her an seçim olabilir havasını estirmeye devam etmek istiyor.
İlle de hükümeti, Devleti ve bu ikisinin başını, iç siyasete mahkum etmek istiyor.

Ancak bugünün açısından bakıldığında, bunlar ancak kuru gürültü, fuzuli uğraş, beyhude zaman geçirmektir.

Türkiye'nin ve dolayısı ile Sayın Cumhurbaşkanın uluslararası arenada aldığı başarıları ve kendi, kişisel, partisel başarısızlıklarını kamufle etmeye çalışmaktır.

Tekrar ediyorum, artık hangi parti, yüzde neredeymiş, kaç puan kazanmış, kaç puan kaybetmiş, bunların hiçbir önemi kalmadı.

Seçmenin önüne iki sandık gelecek, önemli olan da Devlet başkanının seçileceği sandık olacak.
Gerisi boş terane.

Bu devletin sistem değiştirdiğini, artık toplum olarak idrak etmemizin vakti geldi, geçiyor.



Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • Ekrem
    Lozan ile ilgili gerçek bilgilere ulaşmak isteyenler detayları okuyabilirler. Araştırma, inceleme yapmadan boş laflara kanmayın.
  • Ekrem
    Lozan ve Sevr'i aynı cümle içinde kaleme almayın... Lozan bizim bağımsızlığımızın en büyük güvencelerinden biri olmuştur.