İsmail Çetin Korkmaz

İsmail Çetin Korkmaz

Kutsal 'ÜÇ'

Çin'in Yunnan eyaletinde üç pagolalı olarak bilinen üçlü 1.1OO yıllık Budist tapınağı nüfusu doğal afetlerden koruyan bir üçgen oluşturuyor.
Kutsal 'ÜÇ'
Antik Yunan da efsaneye göre tanrıların ve erkeklerin kaderi üç kader olarak bilinen güçlü varlıklar tarafından kontrol edilir. Dünyada ki çeşitli kültürler uzun zamandır üç sayısının Kutsal, mistik hatta ilahi bir şeyi temsil ettiği inancını paylaşmıştır.

Tanrıların ve insanın kaderi, Üç Kader olarak bilinen tüm güçlü varlıklar tarafından kontrol edilir. Dünyadaki çeşitli kültürler, üçüncüsünün kutsal, mistik, evrensel ve ilahi bir şeyi temsil ettiği inancını paylaştı.

Hindu efsanelerinde üç büyük ilahi enerji vardır. Büyük Tanrı Brahma, her şeyi yaratan kişidir. Vişnu gerçekliği koruyan kişidir ve Shiva felaketlerden sorumludur. Yenilemeye sahip olamazsınız, yıkıcı enerji olmadan büyümeye devam edemezsiniz. Yani temelde bu 3 Tanrı belli bir dengeyi koruyor.

Hinduizm’de, Shiva genellikle üç temel güçlerini temsil eden çatallar olan bir üçlü ile resmedilir. İrade, eylem ve bilgi. Ayrıca sıklıkla alnının ortasında üçüncü bir göze sahip olarak resmedilmiştir. O gözle, o şeyleri görebilir.

Shiva, iki göz arasında, alnın ortasında, üçüncü bir göze sahip olarak tasvir edilir. "Üçüncü gözü" açıldığı zaman, muazzam miktarda enerji yayar ve her şey netleşir, bir şekilde kozmos ile uyum içinde, kozmik frekansla, kusursuz bir uyumla eşit hale gelir. Eski Hindistan ve Asya’daki diğer birçok kültürün de yaratıkları üçüncü bir gözle betimlediğini görüyoruz, bu dünyanın o bölgesinde nadir görülen bir şey. Kişinin manevi gücünün merkezi olduğu söylenir.

Shiva’nın birçok hayırsever ve korkunç formu vardır. En yüksek seviyede, Shiva sınırsız,değişmeyen ve biçimsizdir. Hayırsever bakış açılarında, Kailash Dağı’nda yaşam süren ve her zaman karısı Parvati ve iki çocuğu olan Ganesha ve Kartikeya’yla birlikte yaşayan ve her şeyden önce şiddetli cinayetler taşıyan, her zaman iblisleri tasvir eden her şeye kadir bir Yogi olarak tasvir edilmiştir. Shiva da yoga ve sanatın koruyucu tanrısı olarak kabul edilir.



Masonluğun uygulamalarında, iki tarafın sadece üçüncü bir şey ekleyerek dengeyi bulabileceği, yani merkezi yapıyı konuşabileceği ve merkezi yapının genellikle üçüncü göz olarak tasvir edildiği yinelenen bir düşünce vardır.

MÖ altıncı yüzyılda, Yunan matematikçi ve filozof Pythagoras ünlü teoremini tanıttı: A kare + B kare = C kare. Pythagoras formülü, üçgenlerin üç yüzü arasındaki matematiksel ilişkiyi açıklar ve dünya çapındaki araştırmacılar, bunun aslında Mısır piramitlerinin tasarımına dayandığını düşünürler. Araştırmaya göre Pythagoras, "Mısır'ın büyük öğretmenleri" ile çalıştı ve Yunan Felsefesini doğuran Mısır'dan Yunanistan'a bilgi ve bilgelik getirdi.

Pisagor teoremi, Şekil 1'de gösterilen gibi dik açılı bir üçgende bulunur. Sağ açının karşısındaki taraf en uzun taraftır ve hipotenüs olarak adlandırılır.

Bütün geleneklerde insanlar sayıların farkında dır hepimiz olayların farklı sayılarla meydana geldiği zihinsel bir evrende yaşarız. Ve bu nedenle farklı kültürler farklı sayıların daha önemli olduğunu vurgular, ve o sayıları ritüelleştirir. Üç sayısı Avrupa geleneklerinde yaygın olarak kullanılır, ama aynı zamanda dünyada ki seçkin geleneklerde de görüyoruz. Yani bu sayı farklı kültürlerin ortak noktası olabilir.

Üç sayısına olan benzersiz hayranlık binlerce yıl öncesine dayanıyor. Bugün sanat, mimarlık, mitoloji, edebiyat, bilim ve din alanlarında hala kullanılıyor. Ama neden? bu sayıyı insanlık için bu kadar önemini kılmaya devam eden şey nedir Hayatımızı düşünürsek bir geçmişimiz, bir şimdiki zamanımız ve geleceğimiz vardır. Hikayemiz üç bölümden oluşuyor. Halk bilimi ve mitoloji bizi üç sayısına ulaştırıyor. Üç hakkında bir şey dikkatimizi çekmeye bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Üç sayısı kutsal kitaplarda bir çok kez karşımıza çıkıyor, Yunan peygamber üç gün boyunca balinanın karnında yaşıyor, İsa Mesih mezarında üç gün kaldıktan sonra diriliyor kutsal kitaplarda üç sayısının özel bir önemi var. Üç sayısını kutsal metinler de neden çok sık görüyoruz? Üç'ün kutsal bir sayı olduğunu anlamamız için hissettiğimiz güçlü bir kanıt mı var?

Peki bu nerden geliyor?



Mısır'ın Giza platosunda Kahire'nin hemen dışındaki çölde üç büyük piramit var, 4OOO yıldan daha uzun bir süre önce inşa edilen bu eşsiz anıt üçlüsü dünyada ki en tanınmış olanlardan biridir. Ayrıca piramitlerde en muhteşem üçgen mimarisi kullanılır. Antik Mısır'da bir mason mimarisinin olduğunu düşünülen bir çok işaretler vardır. Antik dünyanın yedi harikasından biri olan piramitler herkesi büyülüyor. Yüksek bir bilinçle yapılan piramit geometri bilgisinin inşatında kullanılan aletlerin ve mimarinin bilinç yaratma konusunda somutlaşmış en muhteşem örneğidir. Giza piramitlerinin üç ana piramitten oluşması çok ilginç, yanları üçgen, üçgen en basit mükemmel geometrik şekildir. Antik insanlar geometri, özellikle de kutsal geometri ile kesinlikle ilgileniyorlardı. Ve üçgen insan bilincine bağlı olan temel yapı taşı şekillerinden biridir ve beklide bu nedenle bu temel şekil piramitler gibi devasa anıtlarda ifade bulabilir.

Üçgen'in tepesine doğru çıktıkça mükemmelliğe daha çok yaklaşılır, şekil olarak üçgende yukarı doğru tırmanırsanız tepeye zirveye ulaşırsınız bunun bilinç altıyla bağlantısı olabilir. Aslında üçgen şeklindeki bir pirmitin en tepesinde başka bir boyuta geçmeyi sağlayan tünele açılan bir kapı olduğu düşünülüyor, geçidin sonundaki farklı boyutun Tanrıların diyarı olduğu söyleniyor. Bu düşünceye olan inanç oldukça güçlüdür. Giza'nın üç piramiti gerçekten ilahi bir aleme açılan kapıyı barındırıyor mu? üçgenin kutsal doğası hakkında beklide daha fazla ipucu bütün zamanların ünlü matematikcilerinden birinin eseri incelenerek bulunabilir. MÖ 6 yy da Yunanistan Samos da Yunan metematikci ve filozok Pisagor ünlü teorisini tanıtıyor, Pisagor için ve birçok eski filozof için matematik, doğaüstü bir şeyin açıklanabileceği bir yoldu. Nikola Tesla'nın da dahil olduğu birçok bilim adamı ve mucit, bu üç sayısına aşırı derecede önem verdi. Pisagor, evrendeki her şeyin üç bölümlü bir yapıya sahip olduğunu, evrendeki her sorunun bir üçgene ve üç sayısına şematik olarak indirgenebileceğini söyledi.

Pisagor ve onun takipçilerine göre, üçgen evrendeki tüm gizli gizemlerin anahtarıdır. Ama Pisagor, üç sayısının önemini ilk keşfeden değildi. Pisagor, Mısırlılardan bilgi aldı ve bilgilerinin doğrudan Dünya'dan gelmeyen varlıklar olan "Tanrılar" dan geldiğini iddia ettiler, bu durumda Mısırlılar bu bilgiyi Dünya dışı varlıklar "Tanrılar" tarafından aldılar.

Pisagor, Mısır dışında bu bilgiyi yaymak için ilk olan ve temel olarak, "Tanrılar" dan gelen kutsal bir bilginin ne olduğu hakkında dünyayla konuşmaya başladı. Pisagor üçgeninin, fiziksel karasal geometrinin, kendimizle bir arada varolan diğer dünyaya ait alanlara nasıl bağlanabileceğine dair hala anlamadığımız bir bilgelik içerebileceği bir gerçektir.

Fransa'nın Karmak bölgesinde 6 bin yaşından daha büyük binlerce taş anıtlar var, ve bunların çoğu dik üçgen yada Pisagor üçgeni şeklinde inşa edilmiştir. Ancak bunun bizi şaşırtan kısmı bu anıt taşların Pisagor'dan binlerce yıl önce inşa edilmiş olmasıdır. Bu üçgenler arasındaki geometrik benzerlik Aurebury ve Stonhanch'deki taş çemberler arasında da bulundu. Bu sırrı çözmek için öncelikle Pisagor üçgeni'nin ne ifade ettiğini anlamamız gerekiyor. Pisagor üçgeni dünya dışı geometriyi mi temsil ediyor? "A2+B2= C2" bütün evren için geçerli olan en temel formüldür. Pisagor'un bu formülü bulması elbette olağan üstü ama o ilk değildi. Böylece Pisagor'un bu bilgiyi Antik Mısır'dan aldığını anlıyoruz. Antik Mısırlıların kendileride bunun tanrıların bilgisi olduğunu söylüyor. Öyleyse Antik Mısırlılar bu bilgiyi insan olmayan bir varlıkdan dünya dışı bir kaynaktan edindi ve binlerce yıl boyunca gizli mi tuttu? Pisagor gerçekten Mısır'ın dışına çıkan ilk ve tek kişidir. Ve Antik Mısırlıların kendilerine sakladığı bu ilahi bilgi hakkında bilgileri dünya ile paylaşmaya başlar. Pisagor geometri hakkında bilgisini ve bunun evrenle derin bağlantısı olduğunu başka bir dünyadan gelen kaynaktan mı öğrendi? Pisagor üçgeni yeryüzüne ait geometrinin fiziksek olarak bize ait dünyasal olanlara nasıl bağlandığı konusunda hala anlamadığımız bir bilgelik gösteriyor olabilir. Dünya dışı ziyaretçiler antik insanlara gelişmiş matematiksel bilgiler mi verdiler? Evrenin sırlarını çözmelerine yardımcı olacak bilgiler.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın