'Oh olsun.. ABD yansın, yıkılsın' mı demeliyiz? Yoksa...

'Oh olsun.. ABD yansın, yıkılsın' mı demeliyiz? Yoksa...

ABD sokakları hala hareketli, şiddetli ve karmakarışık.
Trump eylemleri organize eden yapıyı terör örgütü ilan edeceklerini söyledi.
Ne acı değil mi..
İran'da, Venezuela'da, Mısır'da, Türkiye'de, Irak'da, Fransa'da benzeri sokak olayları olunca ve ülkelerin yönetimleri müdahale edince; "küresel jandarma-dünyanın sahibi- külhanbeyi" gibi üstenci şekilde müdahale eder; eylemcileri "özgürlük savaşçısı-demokrasi isteyenler-masum gençler" diyerek destekler ve alınan güvenlik tedbirlerini orantısız güç kullanımı şeklinde tanımlardı.

Uzağa gitmeye gerek yok.
Daha korona öncesi İran sokakları karışmıştı.
Müdahale eden İran yönetimi şiddetle eleştirilmişti.
Şimdi ABD sokakları karışık.
Sevgili Trump; terör örgütü ilan edeceğin "teröristler" kim..?
Dün, ülkeleri karıştırmak için gönderdiğin ajanlar, ekonomik tetikçiler, provokatörler değil mi…
Suriye'de, Irak'ta, Yemen'de, Nijerja'da, Sudan'da, Afganistan-Pakistan-Gürcistan-Ukrayna vb. ülkelerde savaşan paralı askerlerin değil mi…

Tetikçi böyledir; kime çalışacağı belli olmaz.
Eylemler ve başkaldırılar başka ülkelerde ve özellikle de senin o "şeytani parmağınla" olursa, eylemciler "iyi-hoş ve bizim çocuklar"; senin ülkende olursa "teröristler".

Ne oldu zoruna mı gitti…
Bu böyledir Amerika, böyledir.
Gücün pik yaptığı an, düşüşün de başladığı andır.
Ve o ana dek kullandığın tüm gayrı meşru  ölümcül baskı ve kontrol enstrümanları kendi içinde neşv ü nema bulmaya başlar.

Hatırlatırım sevgili ABD; 15 Temmuz’da darbeye bile darbe diyememiş/dememiştin.
Günler sonra dil ucuyla söylemiştin.
Gezi olaylarında ortalık yanıp yıkılırken "yeşilci çocuklar" diye demakratikleştirmiştin.
Ama şimdi; sende, senin içinde, eyaletlerinde, sokaklarında…
Kendinle, ettiklerinle ve hatta henüz edemediklerinle yüzleşiyorsun.
Etme bulma dünyası, bu dünya…

Buraya kadar tamam ama olaya bir de başka açıdan bakmamız şart.
Hatta temel nokta bu olmalı.
ABD bu haldeyken "oh olsun, beter olsun, yansın yıkılsın. Yaptıklarının bedelini ödüyor" dendiğini duyuyorum.
Yukarıda  söylediğim gibi; ABD bunu haketti mi.? Evet.
Zulüm kendini vurmaya mı başladı.? Evet.
Hal böyle ve biz yan gelip yatalım artık. Nasılsa "büyük şeytan" kendi kendini yok ediyor öyle mi…
Yoook yok…
İnanın kazın ayağı hiç öyle değil.
İvedilikle silkinmeli, kendimize gelmeli, akıllı-akılcı ve uyanık olmaya kafa yormalıyız.
ABD'deki olayları hissiyattan uzak, realist, soğukkanlı ve aklıselimle değerlendirmeliyiz.
Çünkü böylesi toplumsal olayların sirayet etmek gibi bir özelliği vardır.
Sosyal olayların da Koronavirüs gibi yayılma riski ve bulaşıcılığı  bir gerçek.
Hele de; Pandemi gibi bir sürecin ekonomik, siyasi ve psikolojik çöküntüsünü en derinden hissederken böylesi olayların yaygınlaşması küçük bir kıvılcıma bakar.

İlk etapta  etnik, siyasi, ekonomik anlamda kronik sorunları olan ülkeler risk altındadır.
Bu sorunlar toplumsal zaaf alanlarının en temel tetikleyicisi ve zaafların şiddete dönüşmesi için birer dinamit lokumu gibidir.

Ancak güç ve imkan biraz olsun mevcutken kimse bu alanları zorlamaz.
Hatta buna teşebbüs de, kahir ekseriyet tarafından sindirilir ve susturulur.
Ancak korona gibi dünyasallık arzeden ve küresel ekonomiye tarihin örneğine şahit olmadığı ölçüde darbe vuran bir olay sonrası zincirin zayıf halkası konumundaki ülkeler küçük bir kaşımayla hareketlenir.

Bir anda, hem de şaşırtıcı şekilde,
Nereden ve nasıl geldiği bile belli olmaksızın,
Hele de provokatif  toplum mühendisleri, komplo teorisyenleri ve işbirlikçiler ele ele verirse,
Ülkelerin etnik, siyasi, ekonomik fay hatları bir anda eyleme, şiddete, karmaşaya dönüşüverebilir.
İşte bundan sonrası, tıpkı ABD’deki gibi kaos ve karmaşadır.

Siyahlarla ilgili toplumsal hafızalarda hala capcanlı kalan travmaya rağmen; ABD tecrübesi, kurumları, potansiyeli ve sahip olduğu korkunun tedbiriyle bu süreci yönetebilir ve yönetecektir.

An itibariyle veya içinde bulunduğumuz on yıl boyutuyla, anti Amerikancılığı temel argüman edinmişler gibi ABD'nin öyle yıkılıp, yok olacağına asla ihtimal vermiyorum.

Gerçekçi olmak lazım.
Kimse de buradan benim Amerikancılık yaptığımı sakın düşünmesin.
Sadece ütopik ve hayalperest değilim.
Zor da olsa, maliyeti yüksek de olsa, uzun da sürse ABD bu süreci bir şekilde sonlandıracaktır.
Ama kurumsallığı zayıf, sistemsel oturmuşluğu olmayan, kısa devlet hayatlarında sık sık darbeler ve sokak başkaldırıları yaşayan gelişmekte olan ülke yönetimleri aynı beceriyi gösterebilecek mi…

Bence asıl soru ve sorun burada…
Tehlikenin en büyüğü de bu noktada karşımıza çıkıyor.
Devlet yönetimi  romantizm kaldırmaz.
Sevgi/sevgisizlik üzerine de kurulmaz.
Unutulmasın ki bundan sonra cereyan edecek küresel ölçekteki her olay, hemen her ülkede bir dalgalanmaya ve iç yaraları kanatmaya başlayacaktır.

Hele de ekonomilerin zayıflıyor ve zayıflayacak olması en büyük tetikleyici unsur ve katalizör görevi görecektir.

Bu anlarda temel prensip kanımca şu olmalıdır;
"Camdan evde oturuyor isen, temenni olarak bile başkasının camına taş atmayacaksın."
Bu yüzden de;
ABD'nin zalim olup olmadığını,
Bunları hakedip etmediğini,
Veya, ettiğinin bedelini ödüyor olmasını konuşmanın bir önemi yok.
Malumu ilamdan öteye geçmez.
Bu zaten aşikar bir durum.
Bizim yapmamız gereken,
Hatta ABD harici ülkelerin yapması gereken;
"Yansınlar, perişan ve yok olsunlar" demekten çok, "nasıl ders alırız, bu süreci kendi içimizde nasıl yönetiriz, nasıl en az hasarla kurtuluruz"a odaklanmak olmalıdır.
Sosyolog Immanuel  Wallerstein der ki;

"ABD’nin önümüzdeki on yıllarda dünya meselelerinde tayin edici güç olma konusunda gerilemeyi sürdüreceğine pek şüphe yok. Asıl soru ABD hegemonyasının azalıp azalmadığı değil, ABD’nin zarafetle dünyaya ve kendisine asgari zararı vererek düşmenin bir yolunu bulup bulamayacağıdır."

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • Ebru Aygün
    Cok guzel bir portre yazisi daha.Emeginize saglik👏🏻👏🏻👏🏻
  • Ünsal Al
    Tebrikler
  • Bulgurlu
    Sadece ütopik ve hayalperest değilim. Devlet yönetimi  romantizm kaldırmaz. Yine kalemi lezzetli hale getirdin."Devlet yönetimi  romantizm kaldırmaz" Kitap olabilecek bir başlık olabilir.. Herşeyi bilen Allah'a emanet olunuz.
  • Eyüp K.
    Kaleminize sağlık
  • Niyazi Turgay
    Bence asıl soru ve sorun burada... Tehlikenin en büyüğü de bu noktada karşımıza çıkıyor. Devlet yönetimi romantizm kaldırmaz. Sevgi/sevgisizlik üzerine de kurulmaz. Unutulmasın ki bundan sonra cerayan edecek küresel ölçekteki her olay, hemen her ülkede bir dalgalanmaya ve iç yaraları kanatmaya başlayacaktır.
  • Mutlu kaya
    Bekelefiğim bir yazı idi mükemmel zamanlama ile geldi insanların safça abd bitti dediğini gülümseyerek dinliyorum sosyal ortamlarda kaleminize sağlık