Garcia'ya mektup götürecek Rowan'larımız kaldı mı..!

Amerika Birleşik Devletleri ve İspanya arasındaki savaşın bir aşamasında ABD Başkanı, Küba'daki isyancıların önderi Garcia'ya bir haber göndermek istedi.
Garcia'ya mektup götürecek Rowan'larımız kaldı mı..!

Zaman dar ve mektubun acelesi vardı.
Garcia, hangisinde olduğu bilinmeyen Küba dağlarından birinde ve yeri belirsiz onlarca sığınaktan birinde saklanıyordu.

Kendisine posta ya da telgraf yoluyla ulaşabilmek zaten imkansızdı.
ABD Başkanı'nın ona, ne denli önemli bir haber göndermek istediğini bilen çevresindekiler, Garcia'ya bir haberin, ancak elden götürülebilecek bir mektupla ulaştırılabileceğini söylerler.

Bunu yapabileceğine inanılan üç asker çağrılır.
Birincisi girer.
Gerekenler söylenir ve mektup verilir.
Asker; "efendim bu Garcia denen kişi hangi ülkededir" diye sorar.
Başkan bu olmaz der ve asker çıkartılır.
İkincisi içeri alınır ve mektup verildikten sonra; "Deniz yoluyla mı gidilir" diye sorar.
Başkan, bu da olmaz der.
Üçüncüde de aynı durum ve olumsuzluk tezahür edince;
Başkanın iyice sinirlenip ümitsizleşmiştir.
O anda çevresindeki subaylardan birisi;
"Benim birliğimde Rowan adında bir çavuş var.  Kimsenin nerede olduğunu bilmediği Garcia'yı o bulabilir ve mektubunuzu kendisine ulaştırabilir" der.

Bu teklife de Başkan'ın aklı pek yatmaz ama, ortada yapılabilecek başka bir şey yoktur.
Rowan çağrılır.
Kendisine, Garcia'ya gönderilecek mektup uzatılır ve;
"Bunu, Garcia'ya teslim edeceksin" denilir.

Rowan mektubu alır, üniformasının yanındaki deri kesenin içine koyar, kesenin ağzını sıkıca büzdükten sonra, göğsünün üzerine kayışla bağlar.

Önce Başkan'a, sonra odadaki diğer komutanlara, en sonra da kendi komutanına selam verir ve çıkar.

Rowan, yola çıktıktan tam dört gün sonra, gecenin karanlığından da yararlanarak, üstü açık bir kayıkla Küba sahilinin açıklarına varır..

Küba'nın, balta girmemiş ormanlarına dalıp, gözden kaybolduktan üç hafta sonra, adanın öteki yakasında ortaya çıkar.

Ülkesinin düşmanı bir ülkeyi, yürüyerek bir uçtan öteki uca geçer ve Garcia'ya, mektubunu teslim eder.

Bizde olsa başlarız sormaya;
"Bu Garcia denen adam nerededir, kimdir, necidir, neyin nesi, kimin fesidir,
Karadan mı, havadan mı yoksa denizden mi gideceğim,
Araç, gemi veya uçak tahsisi olacak mı,
Benimle kimler gelecek,
Hemen mi gideyim,
Acelesi var mı,
Ya başıma bir şey gelirse,
Hatta ve hatta ne yazık ve acıdır ki; ben bunu götürürken bana bir şey olursa aileme ne yapacaksınız,
Kendi kendine ise;
Sağ salim dönersem de beni terfi ettirirler mi acaba...
Yıldızım parlar mı,
Veya; yahu bu mektupta ne yazıyor ki…
Yolda açıp okusam mı yoksa…" gibi gibi sorular ve düşünceler peşpeşe gelir.

Sağlam irade, inisiyatif alabilirlik, serdengeçtilik, özgüven budur ve Rowan gibi olabilmektir.
Yol haritasını kendi çıkartır.  Sonuç ve çözüm odaklı hareket eder…
Devletine sadakat, liyakat ve ehliyet sahibi olabilirlik böyledir.
Böyle yaptırır, böyle davranış gösterir.
Ve o beğenmeyip, eleştirdiğimiz, dünyanın teröristi dediğimiz ABD nasıl bu güce ulaştığını gözümüze soka soka böyle gösterir.

Böylesi asker, vatansever, kamu çalışanı bizde yok muydu/yok mu..
Tabi ki vardı ve var…
Çok geriye gitmeye gerek yok; Kurtuluş Savaşında, Çanakkale’de, Kıbrıs Çıkartmasında, 15 Temmuz Darbe Girişiminde benzeri örnek insanımızı gördük, müşahede ettik ve onurlandık.

Ama maalesef bu nevi ve özverili insan sayımız öyle azaldı ki..!
İnşallah ve umarım bunların sayısı artar.
İrade ve inisiyatif noktalarına böylesi nadide ve çözüm odaklı bireyler gelir ve getirilir.

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • Ebru Aygün
    Yıne cok guzel bır yazı.👏🏻👏🏻👏🏻