Ah Akşener ahh.. ne şansızmışsın..!

Ah Akşener ahh.. ne şansızmışsın..!

Yok yok…
Bu "tarih" denen meret çok sinsi.
Pis bir özelliği var; bir şekilde veya farklı boyut, özellik ve nitelikte mutlaka kendini gösteriyor.
Kısır döngü gibi,
Duramıyor abi, duramıyor.
Er veya geç; bir şekilde, ortaya çıkıveriyor.
Yani, yani…
Kendini "tekrarlıyor",
Tekerrür ediyor.
Günün koşullarına adaptasyon konusunda hiç sıkıntı çekmiyor.
Çağa ayak uyduruyor,
Hakim zihniyete benzeşiyor,
Kendini güncelliyor, geliştiriyor,
Yeni bir dil, uslup, tarz ediniyor.
En nihayetinde; "yıkılmadım ayaktayım" diye muzip bir tebessümle kendini gösteriveriyor.
İYİ Parti'deki gelişmeleri görünce aklıma geldi, paylaşmak istedim.
Tarih denen zat-ı muhteremi hatırladım.
Ve beraberinde "11'ler Olayı" aklıma geliverdi.
Geçen yılki seçimler öncesinde de "Güneş Motel-11'ler Olayı" gündeme gelmişti.
Makus talih işte…
Kara bulutlar nedense hep Akşener'in afakında dolaşıyor.
Gerçi, 28 Şubat sürecinden şerbetli olduğunu söyledi,
Ama bu defaki, sanki zorlayacak gibi…
Haaa… 
"11'ler" deniyor ya, aslında 12'lermiş de; Cemalettin İnkaya isimli "büyüğümüz" vazgeçince "ilk-11" oluşmuş.
Neydi bu meşhur 11'ler Olayı veya nam-ı diğer Güneş Motel Hadisesi..?

Yıl 5 Haziran 1977
Seçim oluyor.
CHP oylarını artırıyor ve milletvekili sayısını 213'e yükseltiyor.
Ama tek başına hükümet kurma çoğunluğu yok ve kuramıyor hükümeti.
Demirel durur mu…
Kuruyor II. Milliyetçi Cephe Hükümetini…
Ortakları Milli Selamet ve Milliyetçi Hareket Partisi.
Ama Hükümet kervanı sıkıntılı,
Çünkü yaklaşık beş ay sonra, Aralık-1977'de yerel seçimler var.
Kazanan yine CHP.
Adalet Partisi'nde kazan kaynıyor.
Ve patır patır istifalar başlıyor.
Tıpkı 1997'de Doğruyol Parti'sinden istifalar gibi…
Tam 12 vekil AP'den ayrılıyor.
Ecevit durur mu..!
Bu sevgili ve "çok bağımsız" şahıslarla, başlıyor görüşmeye.
Size "reddedemeyeceğiniz bir teklif sunacağım"
Bana gelin diyor.
Benimle olun,
Hepinizi baş köşeye oturtayım, bakan yapayım, diyor.
Nerede söylüyor bunları..
Florya'daki Güneş Motel'de…
Eeeee…
Ne yapsın aziz vekillerimiz.
Bakan olmak var kaderde…
Her "fani"ye nasip olmaz.
Koccaaaa "BAKAN"
Koca koca koltuklar, kırmızı plakalı araçlar…
Az önce de dediğim gibi; birisi ben pişman oldum deyip geri adım atıyor.
Aslında gelen baskılardan ve korkudan tabi…
Birisi de en asil haliyle "destek veririm ama bakanlık makanlık istemem. Kendim için bir şey istiyorsam namerdim(!)" deyip, bakanlığı kabul etmiyor.

Sonunda Ecevit Türkiye'nin 22 buçuk ay sürecek 42. Hükümetini kuruyor.

Ahhh Akşener ah…
Ne yaparsın..; kader işte…
Bu ikincisi. (Birincisi DYP'de İçişleri Bakanıyken olmuştu..)
Ne hikmetse, senin payına da hep tekerrür düştü.
Ama üzülme, hayıflanma..
Allah'ın hakkı üçtür…

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.

 

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • Arabacı S.
    Allah'ın hakkı üçtür.. Kaleminize sağlık....
  • Zafer Güçlü
    Allah'ın hakkı üçtür.. :)
  • Oğuz Namlı
    Son cümle gülerken düşündürüyor abi.
  • Durukan
    Kaleminize sağlık cengiz bey
  • Oguzhan F.
    Ağzınıza sağlık. Hayırlı geceler olsun.
  • Ebru Aygun
    Takipteyim tum yazilarinizi🙏🏻
  • Tugay C.
    Çok isabetli bir yazı olmuş sayin büyüğüm. Zaten basarinin anahtarı doğru yer ve zamanda doğru insanlarla harekette saklidir.
  • Muhammed Apdullah
    Kaleminize yüreğinize sağlık
  • Şefika K.
    Yüreğine kalemine sağlık
  • Rıdvan K.
    Çok güzel yazmışsın abi