ABD, Fırat’ın doğusu için yol mu verdi…!

Fırat’ın Doğusuna yapılan Barış Pınarı Harekatı tüm hızıyla ve başarıyla sürüyor. Ama konuya dair tartışmalar, fikirler, düşünceler, iddialar da havada uçuşuyor.
ABD, Fırat’ın doğusu için yol mu verdi…!
Yok efendim Trump ‘Mahvederim’ dedi,
Senator Lindsey Graham ‘Cehennemi yaptırım’ dedi,
Trump ‘Kürtlerle Türkiye arasında arabulucu oluruz’ dedi…
ABD Savunma Bakanı şöyle dedi,
Dışişleri Bakanı böyle dedi,
Genelkurmay başkanı tehdit etti, bilmem ne….

Hepsini geçelim.

ABD Türkiye’ye belli belirsiz bir yol vermiş gibi görünüyor.

Ama, gün içinde bile politika değişikliği olduğu Suriye arenasında hiçbir şeye kesin gözüyle bakmamalıyız.

Fakat biz ne yapıp edip, 13 Kasım’a kadar işimizi bitirmeliyiz.

Biraz aklıselimle olaya bakarsak; Trump ve Cumhuriyetçi’lerin iç politikaya ve başka ülkelere de mesaj vermek zorunda olduğunu anlarız, görürüz.

Trump, dengesiz, paranoyak, çelişik, megalomanyak, narsist filan gibi lafları geçin.

Adam politika yapıyor. Hem İsa’ya hem Musa’ya yaranmaya çalışıyor.

Tüm şerir ve Türkiye düşmanlığı konusunda müfrit yapısına rağmen o Graham denen senatör de…

Son bir haftada ABD’den gelen açıklamaları toplu incelediğimizde gördüğümüz durum ve verilen mesaj sanki şöyle;
“Türkiye ve Erdoğan; işini çabuk bitir.”

Bu durum nasıl oldu peki…

Açık-örtülü, resmi-gayrı resmi ve bazı etkin ve etkili küresel kişi ve lobilerin de katkısıyla Türkiye için Fırat’ın doğusuna dönük harekat başladı ve devam ediyor.

Konuşulduğu gibi 30 km derinliğe kadar bu destek, şu veya bu şekilde sürecek.

Avrupa ülkelerinden gelen aykırı sesleri önemsemiyorum bile.

Çünkü onların tek yaptığı bu zaten.
Türkiye ak dese onlar kara diyecek.

Hem “Mültecileri bize yollamayın” diyecekler,
Hem mültecileri yollamayan Türkiye’ye övgü sözleri edecekler.

Hem de mültecilerin ülkelerine dönmesi için Türkiye’nin projelerine ve Barış Pınarı Harekatına karşı çıkacaklar.

Maalesef bu hep böyle idi, bugün de böyle.

Bu nedenle de Almanya’nın, Fransa’nın ve diğer AB ülkelerinin seslerini çok önemsemiyorum.

Siz de önemsemeyin ve çok ciddiye almayın.

Bu noktada beni kaygılandıran ve asıl dikkat edilmesi gerektiğini düşündüğüm nokta Rusya ve Putin’dir.

Farklı kanal ve kaynaklardan Suriye Rejim güçleriyle PYD/YPG’nin anlaşarak Kobani ve Kamışlı’nın teslim edileceğini duyuyor ve okuyorum.

Açıkcası ben pek ihtimal vermiyorum.

Fakat bölge bugünden itibaren savaşın seyrini değiştirecek yeni bir evreye girdi.

Mümbiç kimde kalacak muamması devam ediyor. YPG mi, Rejim güçleri mi, Türkiye mi, Rusya veya başka bir ülke destekli gruplar mı.?

Hala belli değil ama her an herşey olabilir. Hem de hiç umulmadık şeyler olabilir.

Ama bu noktada bu iş şansa bırakılmaz.
Eminim Rusya ile ülkemiz arasında yoğun bir Suriye diplomasisi sürüyor.

Fakat tam da bugün ortaya atılan bu iddialarla ilgili Putin’le görüşülmeli; dost ise tam bir dost gibi davranması deklere edilmelidir.

Türkiye’nin konuşulan, kabul edilen ve hedeflenen sınırlara ulaşmasına dek Putin’in de yan çizeceğini sanmıyorum.

ABD’nin tavrından sonra Putin’in Türkiye’yi karşısına alacağı kanaatinde değilim.

Fakat karşımızdaki Putin ve Rusya ise her dem müteyakız ve dikkatli olunmasından yanayım.

İddialar söylenti boyutunda olsa bile kesinlikle ciddiye alınmalı ve gereği yapılmalıdır.


Özetle; Fırat’ın doğusuna dair harekat başlamadan önce yapılan görüşmeler, diplomasi ve ekip çalışması oldukça başarılı olmuştur.

Özellikle ABD ile harekata dair gelinen durum ve ortaya çıkan tablo şimdilik olumlu görünüyor.

Erdoğan’ın duruşunu ve konuya dair yaptığı angajman ve iletişimi destekliyorum.

Aynı strateji, akıl ve akılcı diplomasi ve de soğukkanlılığın devamı gereği mutlaktır.


Ama yine söylüyorum; ne ABD’ye ne Rusya’ya, ne İran’a ve ne de diğer devletlerin tavır ve davranışlarına asla güvenmemeli ve her an bir tuzakla karşı karşıya kalabileceğimizi düşünerek hareket etmeliyiz.

Evet… Güvenmek iyidir ama güvenmemek daha iyidir.

Ha bir de; elimizi çabuk tutmalıyız ve işimizi hızla bitirmeliyiz. Çok fazla vaktimiz yok ve ABD güçlerinden boşalan alanlara akmak isteyen sipere yatmışlar o kadar çok ki…

Türk Silahlı kuvvetleri ve devletimiz tüm güçleriyle bütüncül şekilde bunu yapacak ve başaracak güç ve kudrettedir.


Not: Türkiye böylesi hayati bir harekata girişmişken KKTC Devlet Başkanı Mustafa Akıncı’nın talihsiz beyanatını bu devlet unutmaz. Varlığını, hayatiyetini ve hatta devlet başkanlığını borçlu olduğu devletimize ve Kıbrıs Barış Harekatı’na ettiği hakaretamiz laflar kayıtlara girmiştir.

Özellikle kritik anlarda sureti haktan görünür gibi edilen bazı söylemler ihanet kokar ve içerir. Akıncı’nın iki harekatı da kan dökmekten ibaret gören sakil, ruhsuz ve bedhah sözleri birbirinden hiç farkı olmayan ve yüreği birlikte çarpan KKTC halkı ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları nezdinde gereken karşılığı misliyle görecektir.


Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • MEHMET KARACA
    kalemine sağlık vatan evladı ağabeyim.
  • suat taşar
    derhal gereği yapılıp bu iş bitirilmelidir vesselam.
  • Orhan Sinangil...
    Artık bundan sonra tereddüte yer yok..Ne kadar çabuk bitirirsek, elimiz o kadar güçlenir...
  • Şenay Düdek
    Sevgili Cengiz Aygün işin özeti amiyane bi tabirle Türkler dansözler arasında kaldı.Türke Türk’ten başka da dost yok ve #tekmillettekbayraktekvatan
  • Ebru Aygün
    Yine harika bir yazı olmus 👏🏻Gidişatı en güzel şekilde anlatıyorsunuz ve net bir sekilde bilgilendiriyorsunuz bizleri Sayın Cengiz Aygün Emeginize saglik🌺Tesekkurler