Ekonomi için ne yapmalıyız?

Siyaset ve ekonomi…
Ekonomi için ne yapmalıyız?
Birbirinden beslenen ve iç içe geçmiş iki kavram...

Yalnızca iktidardaki siyasetçiler değil, siyasi olay ve gelişmeler de ekonomiden, ekonomi ise bunlardan bağımsız değildir.

Malum bir seçim atlattık, bu seçim özeldi ve önemliydi.

Zira ekonomik olarak darboğazdan geçtiğimiz bir dönemde yapıldığı için oy verenlerin ekonomiye olan tepkisini ve çözümü kimden beklediğini de nispeten gösteren bir seçimdi…

Sonuç...
Neyi mi gösterdi..?
Tabi ki ilgili birimlerce analiz edilecektir.
Ancak ortada bir gerçek var, bu “ekonomimiz için adımlar atılmalı” gerçeğidir.

Beklentilerin ekonomi üzerindeki etkisi çok yaygın olarak bilinen bir kuramdır.

Çünkü iktisadi birimler beklentilerine göre hareket ediyor.

Örneğin; bir imalatçı üreteceği ürün için yeterli talep ve uygun bir finansman kaynağı beklentisi içindeyse yatırım yapıyor. Veya bireyler enflasyonun yüksek seyredeceğini beklerse tüketimi kısıyor veya TL’nin değer kaybedeceği beklentisine sahipse alternatif değer araçlarına parasını çeviriyor…

Aşağıdaki grafikte seçim sonrasında döviz kuru artacak şeklindeki beklentinin etkisi görülüyor. Yaklaşık bir ay içerisinde 10 milyar dolarlık bir döviz alımı gerçekleştiği anlaşılıyor.



İşte bu nedenle, kısa vadede beklentilerin yönetilip, yönlendirilmesi ve panik ortamının giderilmesi gerekiyor.

Beklentilerin yönetilmesi ise problemlerin kaynaklarının araştırılıp somut çözüm önerilerinin etkili bir şekilde kamuoyuna paylaşılmasını gerekli kılıyor.

Halihazırda ekonominin küçülmeye başlamasıyla, hükümetin para arzını artırdığı ve faiz oranlarını düşürdüğü görülmektedir.

Söz konusu gelişmeler imalat sektörü üzerindeki baskıyı kısmen azaltacak niteliktedir.

Peki para politikası araçlarının kullanımı dışında neler yapılmalıdır?

Daha önceki yazılarımda da dile getirdiğim üzere sunulacak çözüm önerileri, plan ve programlar, bir yapılacaklar listesi olmaktan çıkartılarak önceliklendirilip uygulamaya geçirilmelidir.

Tabii ki sihirli bir değneğin ekonomiyi bir anda düzeltip istikrara kavuşturması beklenmemektedir.

Ancak stratejik ve uzun dönemli bir bakış açısıyla atılacak adımlar daha uzun vadeli bir istikrar getirebilecektir.

Ülkenin de ihtiyacı olan budur.

Kanaatimce kısa ve orta vadede ekonomimiz üzerinde olumlu gelişmeler sağlayacak öncelikli alanlar kısmen şu şekildedir:
 
- Kamu kurumları ve yöneticilerin güvenirliğinin artırılması, kamuda işe alım kriterlerinin yeniden gözden geçirilip, işe alım süreçlerinin şeffaflaştırılması,

- Kamu harcamalarının kısılması ve denetimlerin artırılması,

- Yabancı yatırımcıların beklentilerinin anlaşılması için geniş kapsamlı çalışması yapılması,

- Başta soğan ve patates olmak üzere yaş meyve ve sebze fiyatlarının yükselmesinin nedenlerinin incelenmesi (Üretim niçin düşüyor? Üretimi artırma yolları nedir? Aracı piyasalara yönelik düzenleme yapma gereksinimi var mıdır? Varsa nasıl olmalıdır?

- Alternatif arz kaynakları mevcut mudur? Meyve sebze üretimine ilişkin tarım politikası neyi önermektedir? Bir politika değişikliğine ihtiyaç var mıdır?) ve üretim için gerekli teşviklerin sağlanması,

- Milli ve sürdürülebilir bir tarım politikası oluşturularak, gelecek sezon üretimini garanti edecek teşviklerin üreticiler ile paylaşılması, iç talebin karşılanamadığı alanlarda ihracat teşviklerinin azaltılması,

- En büyük ithalat kalemlerimizin analiz edilerek özellikle teknolojik, kompleksitesi yüksek ve üretme kapasitesine kısmen de olsa sahip olduğumuz alanların tespit edilmesi,

- Stratejik sanayi noktaları (SSN) oluşturularak buralarda yukarıda bahsedilen ithal ürünlerin üretimi için teşvik oluşturulması,

- SSN’ler özelinde uygun kredi olanaklarının sağlanması,

- Kritik ve yoğun know-how gerektiren alanlarda yabancı ülkelerden teknik ekiplerin getirilmesi ve bu alanlarda kamu-özel ortaklığı (PPP-public private partnership) modelinin kullanılması,

- Özellikle doğu ve iç illerde nispeten taşıma maliyeti düşük ürünlerin imalatını yapacak SSN’lerin oluşturulması,

- İhracat teşviklerinin daha kompleks ve teknolojik alanlara kaydırılması,

- İkili ülke işbirlikleri ile yeni ihracat ortakları oluşturulması (özellikle Afrika pazarının nasıl değerlendirilebileceğinin analiz edilmesi),

- Üniversite ve araştırma kuruluşlarının sanayi sektörü ile temasını ve işbirliğini sağlamak amacıyla aracı bir kuruluşun kurulması.


Daha önce de belirttiğim üzere içinde bulunduğumuz durum bir liderlik gerektirmektedir. Liderlik ise bir problem ile karşılaşıldığında olayın ve kendisinin dışarıdan nasıl görüldüğünü analiz etmeyi gerektirir.

Tabiri caizse dans ederken dans pistinden ayrılıp, dans edenlerin müzik ritmine nasıl tepki gösterdiğinin analizi gibi...

İşte bu bakış açısıyla yabancıların ülkemizi nasıl gördüğünün incelenmesi önemlidir. Aşağıdaki grafikte belli başlı göstergeler nezdinde (ifade özgürlüğü, siyasi istikrar, terörizm ve şiddetin yok edilmesi, hükümetin etkinliği, düzenlemenin kalitesi, hukukun üstünlüğü, yolsuzlukla mücadele) ülkemize yönelik son 10 yıllık algı görülmektedir.



Kaynak: Dünya Bankası
Dışarıdan nasıl göründüğümüz kısmını da beklenen reformlara dahil etmeliyiz.
Ekonomi ve siyaset iç içe geçmiş kavramlardır…
Birindeki başarı diğerinden bağımsız değildir…

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın