Avrupa'nın Salib-i Ahmerine karşı Türk'ün Hilal-i Ahmeri

Değerli dostlarım,
Avrupa'nın Salib-i Ahmerine karşı Türk'ün Hilal-i Ahmeri
Son günlerde, özellikle Elazığ depreminin ardından Ensar Vakfı'nın 2 yıl önce Kızılay'a yaptığı şartlı bağış gündeme getirilerek, bu değerli kurumun yapmış olduğu başarılı çalışmalar gölgelenmekte, itibarı zedelenmekte adeta sanki iktidar partisine karşı yapılan muhalefete alet edilmekte, iktidarın bir organı gibi gösterilmeye çalışılmaktadır.

Bu maksatlı karalama kampayaları karşısında, gerek Ensar Vakfı gerekse Kızılay gereken açıklamaları yapmıştır.

Ben bugün sizlere ülkemizin gözbebeği olan bu kurumumuzun, geçmişten günümüze kadar uzanan yolculuğunu yazmak istiyorum.

KIZILAY'IN KURULUŞU VE TARİHİ:

Sultan Abdülazin emri ve Kırımlı Dr. Aziz Bey'in de katkılarıyla Mektebi Tıbbiye Nazırı Marko Paşa başkanlığında "Mecruhin ve Marza-yı Askeriyeye İmdat ve Muavenet Cemiyeti" kurulmuştu

Kurulan bu Dernek Herhangi bir sembol yahut işaret kullanmayacaktı. Bu derneğin kurulduğu Tarih olan 11 Haziran 1868, Türkiye'de Kızılaycılığın resmen kurulduğu tarih olarak kabul edilmektedir.

Kızılay tarihinde Abdullah Beyin de unutulmaz bir yeri vardır. Macar Asıllı bir Osmanlı Albayı olan Dr. Abdullah Bey Türkiye'de Kızılaycılık fikrinin yeşermesinde ilk fiili adımı atan kişi oldu.

13 Ağustos 1876'da yapılan toplantıda cemiyetin, Cenevre Konvansiyonu'nda kabul edilen sembolü kullanmasının mümkün olmadığı için yeni bir sembol bulunması ve bir an önce cemiyetin tüzüğünün hazırlanması karara bağlandı.

Kırımlı Aziz Bey’in konu üzerindeki çalışmaları sonucu Türkler'in sembol olarak Salib-i Ahmer (Kızılhaç) yerine Hilal-i Ahmer (Kızılay) kullanması kabul edildi.



KIZILAY FİKRİNİN İLK FİTİLİNİ ATAN KİŞİ KURUCUSU DR. ABDULLAH EFENDİ'DİR.

Asıl Adı Karl Edward Hammerschmidt; Kırım Savaşı sırasında Osmanlı ordusunda hekim olarak görev yapan Abdullah Bey, savaş sırasında gösterdiği yararlılıklardan ötürü Albay rütbesini aldı ve savaştan döndükten sonra Haydarpaşa Askeri Hastanesi'nde çalışmaya başladı.

Şam Askeri Hastanesi'ne atandı. Şam'da İslâm Dinini Kabul ederek Müslüman oldu ve Abdullah Bey ismini aldı.

Türk Kızılayın Kuruluşu içinde yer alan Kırımlı Aziz İdris Bey: Hilal-i Ahmer' in tesisi sırasında Dr. Abdullah Bey'in yanında yer aldı..

Dr. Abdullah Beyin ölümünden sonra Kırımlı Aziz Bey girişimleri Neticesinde 12 Ağustos 1876 İstanbul Toplantısı'nda Türklerin Kızılhaç karşılığı olarak beyaz üzerine kırmızı Hilali sembol olarak kullanmalarını ilke olarak benimsetti.

11 Haziran 1868 tarihinde "Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti" adıyla kurulan ve dünyanın ilk Kızılay'ı olan cemiyet, 14 Nisan 1877 tarihinde idare heyetini seçen cemiyetin adı Padişah Buyruğu ile aynı yıl Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti oldu.

Dönemin Padişahı Sultan II. Abdülhamid Han cemiyeti himâyesine aldı. İlk Toplantı Beşiktaş Sarayı Paşa Dairesi'nde yapıldı.



GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE HİLAL-İ AHMER (KIZILAY) CEMİYETİ HASTANELERİ-İCRAATLERİ

- Cemiyet, Milli Mücadeleden sonra Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi'ni yönetti. Türkiye’ye nakillerini bekleyen Yunanistan’daki Türkler için sağlık ekibi ve sağlık gereçleri sağlandı.

- Cemiyetin merkezi 1925’te Ankara'ya alındı. Aynı yıl Türkiye'nin ilk Hastabakıcı Hemşire Okulu Hilal-i Ahmer Tarafından açıldı.

- Hilal-i Ahmer tarafından cephe gerisinde 9 gezici hastane, İstanbul'da 4 ilk yardım istasyonu kuruldu ve buralarda da 25 bin yaralı ve hastaya bakıldı. 22 Seyyar hastane kuruldu .

- Sultan II. Abdülhamid Döneminde yapılan hastanelerden birçoğu hazineden ve sultanın özel hazinesinden karşılanmıştır. Bu dönemde imparatorluğun genelinde 90 tane Gureba ve 19 tane de Belediye Hastanesinin açıldığı bilinmektedir.

- 1877‑1878 Osmanlı‑Rus Savaşı'ndaki yaralı ve hasta askerlerin yanı sıra Rumeli'den ve Kafkasya'dan göç eden müslüman Türk Mülteciler,hastaneye olan ihtiyacı daha da arttırınca Sultan II. Abdülhamid, yaralı Askerler için Beylerbeyi ve Çırağan Saraylarının hastaneye dönüştürülmesine izin vermiş, bir başka ifadeyle saraylarını halkın hizmetine açmıştır.

- O dönemin önemli yeniliklerinden biri, bir Sıhhiye Treni'nin, Seyyar Hastane olarak görev yapmış olmasıdır.

- II. Abdülhamid dönemi "Salgın Hastalıklarla Mücadele" devridir. 1838’de İstanbul'da "Karantina Meclisi" kurulmuştur. 1835'te de Akdeniz'den gelecek salgının önüne geçmek için Çanakkale'de bir Karantina Merkezi kurulmuştur.

- II.Abdülhamid Han döneminde doktorlara resmen Özel Hastane açabilme izni verilmiştir. 24 Mayıs 1898 tarihli hususî hastane nizamnamesi'nin ilk maddesiyle hastane kurucusuna Osmanlı vatandaşı olma şartı getirilmiştir.

- Bulaşıcı salgın hastalıklara ait hastane ve klinikler açılıp halka arz edilmiştir.

- Kadınlara mahsus hastaneler, klinikler, koğuşlar ve doğumhaneler açılmıştır.

- Türkiye'nin ilk kadın hastanesi olan Haseki Nisâ Hastanesi kurulmuştur.

- Dünyanın En eski Hastanelerinden biri olan Çocuk Hastanesi Hamidiye Etfal Hastanesi 5 Haziran 1899 Tarihinde açılmıştır. (Bunlar o dönemde açılan Hastanelerin sadece birkaçıdır.)

SULTAN ABDÜLHAMİD HAN’IN HASTANE GEMİSİ TALİMATI

Balkan Savaşı’nda da Hilâl-i Ahmer aynı zamanda Gül Nihal Vapurunu da hastahane haline getirerek kullanmıştır. Genellikle savaş dönemlerinde kullanılan Hastane Gemileri, Osmanlı Devleti'nde ilk defa Kırım Savaşı (1853-1856) sırasında Sultan Abdül Mecid Han'ın talimatı ile kullanılmıştır.

Bütün bunların yanısıra derneğin savaş dönemlerinde oynadığı roller, cephe ve cephe gerisindeki faaliyetleri, yurtiçi-yurtdışı ve ilgili kurumlarla ortak yürüttüğü çalışmaları, araştırmacalara zengin bir kaynak birikimi sunmaktadır.

Arşivde 1868 yılından Harf İnkılabı'na kadar geçen süreyi kapsayan ve çoğunluğu Osmanlıca ve Fransızca olan yaklaşık 1500 kutu belge, 550 adet defter, Balkan ve dünya savaşlarındaki Türk ve yabancı esirlere ait yaklaşık 300.000 adet esir kartı bulunmaktadır.

Arşivde bulunan kataloglar ise aşağıdaki gibidir:
Yardım yazışmaları, hastane yazışmaları, hasta raporları, esir mektup ve yazışmaları, esir listeleri, esir kartları, hesap defterleri, hastane yazışma defterleri, yevmiye defterleri, ambar defterleri, protokol defterleri, karantina defterleri, muhaberat defterleri, Kızılhaç'larla yapılan yazışma defterleri, haritalar, kartpostallar, fotoğraflar.

Evet değerli dostlarım, kurulduğu günden itibaren önemli başarılara imza atmış olan Kızılay Kurumu bu ülke tarihinde her zaman iftiharla anılacaktır.

Bugün artık daha geniş imkanlar ve teknolojiler sayesinde sadece ülke içinde değil bütün dünyadaki ihtiyaç sahiplerine anında yetişen dev bir yardım kuruluşudur Kızılay. Bırakın üç beş hatayı, atılan iftiralara ve maksatlı çamurlara feda edilemeyecek kadar değerlidir.

Bugün bu milletin bir ferdi olarak bize düşen bu değerli kurumumuza her zaman gereken desteği vermektir. Yanında olmaktır.

Allah'a emanet olunuz!

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • Halil Bolkan
    Kızılay zaten göz bebeğimizdir. Onun başındaki onu kirleten zata lafımızdır...
  • Behiye özenses
    Allah razı olsun bilgileriniz için efendin çok aydınlandık rabbim bizlerle olsun inşallah etkilendim biliyordum ama detaylar beni etkiledi gururluyum harika bir duygu büyük bir kuruluş kızılay inşallah bunları da atlatır inanıyorum
  • Kamuran Kaygısız
    Çok aydınlatıcı bir yazı olmuş çok teşekkür ederim
  • Mehlika
    Kizilay gozbebegimizdir.Okyanus gibidir onlarin attiklari camurla kirlenmez!