2025: Dünyanın aynaya baktığı yıl – Krizler, maskeler, Gazze ve Türkiye’nin zor ama onurlu yürüyüşü
2025 yılı geride kalırken, insanlık bir yılı daha sadece takvimden değil, vicdan defterinden de eksilterek uğurluyor. Bu yıl, ne yalnızca savaşların yılıydı ne de sadece ekonomik krizlerin… 2025; dünyanın kendisiyle yüzleştiği, ezberlerin bozulduğu, güçlünün değil haklının ne kadar yalnız kalabildiğinin görüldüğü bir yıl olarak tarihe geçti. Siyaset, diplomasi, ekonomi, iklim, medya ve demokrasi başlıklarının tamamı aynı soruda birleşti: Bu dünya nereye gidiyor?
Bu sorunun cevabı, en net hâliyle Gazze’de yazıldı.
***
Gazze: 2025’in Vicdan Merkezi
2025 yılı boyunca Gazze, yalnızca bombaların hedefi olmadı; aynı zamanda küresel sistemin ikiyüzlülüğünün de açık sahnesi hâline geldi. Yıkılan şehirler, yok edilen hastaneler, açlıkla sınanan milyonlar ve en çok da çocuklar… Gazze, artık bir coğrafyadan çok daha fazlasıydı. Gazze, kim insan, kim seyirci; kim adaletli, kim çıkarcı sorularının cevabına dönüştü.
Uluslararası kuruluşlar sustu, büyük devletler “denge” adı altında suskunluğu tercih etti. İnsan hakları bildirgeleri, diplomatik raflarda tozlanırken; televizyon ekranlarında alışıldık cümleler tekrarlandı. Ama 2025, bu cümlelerin artık kimseyi ikna etmediği bir yıl oldu.
Bu sessizlik ortamında Türkiye, Gazze meselesinde farklı bir yerde durdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dili sertti, tavrı netti ve bu tavır, Türkiye’yi zaman zaman yalnız bıraktı. Ancak tarih, çoğu zaman kalabalıkları değil, doğru yerde duranları hatırlar.
***
Kahire’de Kurulan Masa: 2025’in Kırılma Anı
Yılın son çeyreğine girilirken, küresel diplomasi açısından dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Mısır’ın başkenti Kahire’de, ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani bir araya geldi. Uzun müzakerelerin ardından Gazze Barış ve İnsani Koridor Protokolü imzalandı.
Bu anlaşma, 2025’in en somut diplomatik çıktılarından biri oldu. Çünkü bu kez sadece açıklamalar değil, imzalar vardı. Gazze’ye insani yardımın güvence altına alınması, ateşkes mekanizmalarının işletilmesi ve kalıcı barış için siyasi sürecin başlatılması hedeflendi.
Kahire’nin seçilmesi tesadüf değildi. Refah Sınır Kapısı’nın anahtarı Mısır’daydı. Katar, insani yardım ve finansal destek konusunda kritik rol üstlendi. ABD, sürece dâhil olarak uluslararası meşruiyet sağladı. Türkiye ise, sürecin ahlaki ve siyasi omurgasını oluşturdu.
Bu masa, 2025’in dünyasına şunu gösterdi: Eğer gerçekten istenirse, diplomasi hâlâ mümkündür.
***
Dünya 2025’te Ne Yaşadı?
2025, küresel ölçekte krizlerin iç içe geçtiği bir yıl oldu.
Savaşlar ve Güvenlik
Ukrayna–Rusya savaşı düşük yoğunluklu ama yıpratıcı biçimde sürdü. Orta Doğu’da istikrarsızlık derinleşti. Afrika’da darbeler, Asya’da gerilimler gündemden düşmedi. Savunma harcamaları arttı, barış söylemi ise zayıfladı.
Ekonomi ve Geçim Krizi
Dünya genelinde enflasyon, gelir adaletsizliği ve yaşam maliyetleri 2025’in ana başlıkları arasındaydı. Orta sınıf erirken, gençler gelecek umudunu kaybetmeye başladı. Sokak protestoları, grevler ve toplumsal hareketler birçok ülkede siyaseti zorladı.
İklim ve Afetler
2025, iklim krizinin inkâr edilemez hâle geldiği bir yıl oldu. Aşırı sıcaklar, seller, yangınlar ve kuraklıklar dünya genelinde milyonlarca insanı etkiledi. Artık iklim değişikliği bir “gelecek senaryosu” değil, günlük hayatın gerçeğiydi.
Demokrasi ve Özgürlükler
Birçok ülkede ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü tartışma konusu oldu. Seçimler yapıldı ama güven tartışmaları bitmedi. Demokrasi, 2025’te sadece sandık değil; adalet, şeffaflık ve hesap verebilirlik meselesi olarak yeniden tanımlandı.
***
Türkiye’de 2025: Zor Bir Yıl, Sert Tartışmalar
Türkiye açısından 2025, kolay bir yıl olmadı.
Ekonomi
Hayat pahalılığı, enflasyon ve gelir dağılımındaki bozulma, toplumun geniş kesimlerini zorladı. Emekliler, asgari ücretliler ve sabit gelirli kesimler geçim mücadelesi verdi. Ekonomik kararlar tartışıldı, beklentiler yükseldi.
Siyaset
Siyasi dil sertleşti. İç politikada kutuplaşma devam etti. Yerel yönetimler, yargı süreçleri ve reform tartışmaları gündemi meşgul etti. Toplumun beklentisi netti: Daha fazla adalet, daha fazla şeffaflık.
Medya ve Demokrasi
2025, medya açısından da zor bir yıl oldu. Özellikle yerel ve bağımsız medya ekonomik baskılarla karşı karşıya kaldı. Oysa güçlü bir demokrasi, güçlü bir basınla mümkündür. Bu gerçek, 2025 boyunca defalarca kendini hatırlattı.
***
Erdoğan ve Türkiye’nin Dış Politikadaki Konumu
2025, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politikada yeniden ağırlık kazandığı bir yıl olarak öne çıktı. Türkiye, krizlerde dışlanan değil; masaya çağrılan ülke oldu. Bu durum, kolay elde edilmedi. Bedeller ödendi, eleştiriler yapıldı. Ancak sonuçta Türkiye, küresel diplomaside denge kurabilen ülkelerden biri hâline geldi.
Gazze protokolü, bu sürecin en görünür örneğiydi.
***
Helal Alan Siyaseti: 2025’in Anahtar Kavramı
2025’in belki de en önemli kavramı “helal alan siyaseti” oldu. Yani siyasetin; yalanla, algıyla, kirli pazarlıklarla değil; ahlak, meşruiyet ve kamu vicdanı üzerinden yapılması.
Gazze meselesi, bu kavramın sınandığı en sert alandı. Kimileri susmayı seçti, kimileri çıkarlarını korudu. Türkiye ise, bedel ödemeyi göze alarak helal alanda kalmayı tercih etti. Bu tercih, kısa vadede yalnızlaştırıcı oldu; ama uzun vadede itibar kazandırdı.
***
2026’ya Girerken: Umut Var mı?
2025, insanlığa ağır dersler verdi. Ama aynı zamanda umut kırıntıları da bıraktı. Kahire’de kurulan masa, bunun en somut örneğiydi.
2026’ya girerken şunu söylemek mümkün:
-Dünya artık eski reflekslerle yönetilemez.
-Güç değil, adalet talep ediliyor.
-Siyaset, yeniden ahlakla buluşmak zorunda.
-Medya, demokrasinin nefes borusu olarak korunmalı.
-Türkiye, zor ama onurlu bir yolda ilerliyor.
2025; acıların, çelişkilerin ve yüzleşmelerin yılıydı.
Ama doğru dersler çıkarılırsa, aynı zamanda yeniden başlangıçların da yılı olabilir.
Ve unutmayalım:
Tarih, sessiz kalanları değil; zor zamanda doğru yerde duranları yazar.
2026’ya girerken ihtiyacımız olan tek şey budur.
Kalın Sağlıcakla…
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
