Oğuz Aydoğan

Oğuz Aydoğan

Eğitim meselelerimiz ve çözüm önerileri

Eğitim meselelerimiz ve çözüm önerileri

A- Eğitimin Milliği Meselesi:

Aslında en başta cevaplanması gereken ve en acil sorulardan birisi de Eğitimin Milliği Meselesidir. Yani Milli Eğitim ne kadar millidir? Milli eğitimin temel amaçları nedir sorusunu cevaplarken millilik nedir, kim millilikten ne anlamaktadır? Bu suallerin de muhakkak cevap bulması gerekmektedir. Daha nasıl bir nesil yetiştirmek istediğinde hem fikir olamamış bir toplumun öğretmenleri olarak eğitimciler de verdikleri eğitimden ne tür bir çıktı bekledikleri hususunda anlaşabilmiş değillerdir.

Felsefe de bir kural vardır: “ Ontolojik sorunlar çözüme kavuşturulmadan epistemolojik meseleler de çözümlenemez.” Dolayısıyla eğitimin aslında ontolojik meseleleri halen çözülemediğinden ötürüdür ki ne yaparsak yapalım eğitim öğretim meselesi bir ‘maarif davası’ olarak rahmetli Nurettin Topçu’dan beri hala ana sorunlarından kurtulabilmiş değildir.

Cumhurbaşkanımızın Dindar Nesil Yetiştireceğiz! cümlesinin toplumun önemli bir kısmında açtığı aksülamel inkâr edilemeyeceğine ve Türkiye halkının kahir ekseriyetinin istediği nispette yaşayamasa bile dindarlığı en azından tehlikeli bir şey olarak asla ve kata görmeyen insanlardan oluştuğu realitesi de orta yerdeyken biz neslimizi hangi değerlere ve hangi felsefeye göre yetiştireceğiz? Ya da bu esasları nasıl belirleyeceğiz? Bütün bunlar ortadayken eğitimimizin millilik kıstaslarını nasıl belirleyeceğiz de bizi millet olarak yüceltecek nesilleri geleceğe hazırlayacağız?

Tabii ki bu yukarda bahsettiğimiz sorun kısa sürede aşılacak bir durum değildir. Eğitim de bu soruna rağmen üzerinde düşünülmesi gereken, ihmal kabul etmeyen bir büyük alan olduğuna göre bu sebeple biz Maarif davamızın temel sorunlarına ve bu sorunların nasıl aşılabileceğine dair düşüncelerimizi paylaşmakta yarar görüyoruz.

B- Öğretmenler Açısından:

Kanaatimizce ülkemiz eğitim öğretim meselesinin en mühim sorunu meslek içi ve meslek dışı sebeplerle Öğretmenlik mesleğinde yaşanan erozyondur. Bunun sebepleri ve çözüm yolları da aşağıdaki gibidir.

1- Mesleki Yeterlilik:

Öğretmenlerin mesleki yeterlilikleri, hem pedagojik hem de akademik açıdan muhakkak yükseltilmelidir. Eğitim-öğretimin temel unsurunun öğretmen olduğu dikkate alındığında bunun için maddi fedakârlıklar da dâhil olmak üzere her çareye başvurulmalıdır.

Bilhassa herkesin öğretmen olabilmesinin önü daha üniversite sınavı öncesinde kapatılmalı ve öğretmen adayları yazılı sınavın dışında çok ciddi bir ön yeterlilik aşamasından geçirilerek Eğitim Fakültelerini tercih etmelerinin yolu bu elemeyi geçmeleri halinde ancak kendilerine açılmalıdır.  Yalnız bu eleme kesinlikle son derece evrensel ilkelerle belirlenmiş kurallar çerçevesinde ve akademik kurullarla yerine getirilmelidir ki bir torpil vb. dedikodularına mahal verilmemiş olsun.

2- Öğretmen Eğitimi:

 Eğitim fakültelerinde muhakkak reforma gidilmeli ve öğretmenliğin öğretim esaslı teorik bir eğitim süreciyle olmayacağı ve özellikle uygulama kısmının çok daha elzem olduğu gerçeği dikkate alınarak öğretmen adayları daha üniversitede öğrenciyken stajyerlik çalışmalarını yoğun bir şekilde görmelidir. Bu pratik çalışmalarının süresi en az 1 sene ve derslerin olmadığı son dönemde kesintisiz olarak uzatılmalı ve bu formasyon eğitiminin takibi çok dikkatle ve zorlaştırılarak yapılmalıdır. Stajyerlik çalışmasında adeta usta-çırak ilkeleri gibi tecrübeli öğretmenler bilgi ve deneyimlerini öğretmen adaylarına aktaracak şekilde bir planlama ve program uygulanmalıdır. Stajyerlik dönemi not kriterleri oldukça zorlaştırılmalı ve bu dönemi başarıyla tamamlayamayanlara kesinlikle mesleğin yolu açılmamalıdır.

3- Mesleğe başlama:

Bakalorya tarzı son bir sınavla hem pratik hem de teorik açıdan çok sıkı bir imtihandan geçip başarılı olan öğretmen adayları ancak mesleğe başlatılmalıdır. Tabii ki bu kadar zor bir eğitim öğretim döneminden geçerek mesleğe başlayan öğretmenlerin özlük hakları maddi açıdan da oldukça kuvvetlendirilmelidir ki öğretmenlik mesleği bir taraftan zorlaştırılırken öbür taraftan da özendirilmiş olsun.

4- Meslekte İlerleme ve Özlük Hakları:

Maaş sistemi çok acilen değiştirilmeli ve performansa göre maaş ve ödül sistemi her ne pahasına olursa olsun uygulamaya konulmalıdır. Öğretmenlerin meslekte devam ederken yeterlilikleri belirli periyotlarla muhakkak takip edilmelidir. Bu takip işi yine çok ciddi evrensel kriterler ölçüsünde ve kesinlikle objektif olarak ifa edilmeli ki öğretmenlerin mesleklerine olan güvenleri ve çalışma azimleri güçlü tutulabilsin. Öğretmenlerin terfi, tecziye, ödül vb. durumları yine uluslararası geçerlilik kazanmış ölçeklere göre yeniden belirlenmeli ve mesleğinde belirli bir başarıyı sürdüremeyen öğretmenler gerekirse başka memuriyetlere kaydırılarak öğretmenlik mesleğinin erozyona uğratılıp itibarsızlaştırılmasının öğretmenlerden kaynaklı sebepleri ortadan kaldırılarak öğretmenliğin kalite standartları muhafaza edilmelidir.

5- Öğretmen – Öğrenci – Veli İlişkileri:

Öğretmenleri toplum nezdinde zor durumda bırakacak her türlü uygulama engellenmeli, böylece öğretmenlik mesleğinin erozyona uğratılıp itibarsızlaştırılmasının harici sebepleri de ortadan kaldırılmalıdır. “ Öğretmenlik Meslek Kanunu ” çıkarılarak öğretmenlerin kötü niyetli öğrenci – veli karşısında yasal dayanakları da kuvvetlendirilmelidir. Bu konuda suç teşkil edecek maddi müdahaleler ya da psikolojik baskılar karşısında meslek ve mesleğin mensupları güçlendirilmelidir.

Mesleki Eğitim Merkezleri vb. kurumlar daha da güçlendirilerek tüm öğrenciler akademik eğitime zorlanmamalı hatta Mesleki Yönlendirme Faaliyetleri kapsamıyla öğrencinin hangi okul türüne gideceği konusu velilerin sübjektif tavırlarına kurban edilmemelidir.

Ortaokul ve Liselerde Öğrenci Davranışları Kurullarının yetkisi artırılarak davranış bozukluğu gösteren öğrencilerin diğer öğrencilerin sağlıklı bir eğitim görme hakkını engellemelerinin önüne geçecek en üst seviyede tedbirleri alınmalıdır.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın