Türkiye ekonomisinin önünü açmak zorundayız
Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek’in yaptığı son açıklamalar, özellikle vergi borcu altında ezilen esnaf ve mükellefler açısından ciddi bir hayal kırıklığı oluşturmuştur. Sayın Bakan’ın “vergi affı olmayacak” açıklaması ve bunun yerine 72 aya kadar yapılandırma seçeneğini gündeme getirmesi, sahada mücadele eden üretici ve esnafın beklentilerine maalesef cevap vermemektedir.
Bugün Türkiye’nin dört bir yanında üretmeye çalışan, istihdam sağlayan, ihracat yapan ve ayakta kalma mücadelesi veren on binlerce işletme çok ağır bir ekonomik baskı altındadır. Yüksek faiz, finansmana erişim zorluğu, artan enerji maliyetleri, yükselen işçilik giderleri, ağır vergi yükü ve piyasadaki daralma artık yönetilebilir olmaktan çıkmıştır.
72 aya yayılan bir yapılandırma ilk bakışta kolaylık gibi görünse de, gerçekte uzun yıllar sürecek yeni bir faiz yükünü beraberinde getirmektedir. Esnafın beklentisi borcun daha uzun vadeye yayılması değil, nefes alabileceği gerçekçi bir vergi affı ve ekonomik rahatlamadır.
Türkiye üretmeden büyüyemez. Üreticinin sırtına her geçen gün daha fazla yük bindirerek ekonomik kalkınmayı sağlamak mümkün değildir. Bugün sahada görüyoruz; birçok işletme küçülmeye gidiyor, fabrikalar üretimi azaltıyor, şirket kapanmaları ve iflaslar artıyor. Sanayicilerle, esnafla ve üreticilerle her gün iç içeyiz. Açıkça ifade etmek gerekir ki AK Parti iktidarları döneminde ekonomik anlamda bu kadar zorlayıcı bir süreci daha önce hiç yaşamadık.
Elbette dünyadaki gelişmeleri de görmezden gelemeyiz. İran–Amerika–İsrail hattında yaşanan gerilimler enerji fiyatlarını yükseltmiş, petrol maliyetlerini artırmış ve bu durum tüm dünyada enflasyon baskısını derinleştirmiştir. Ancak Türkiye’nin artık sadece sıkı para politikasıyla ayakta kalmaya çalışması yeterli değildir.
Faizlerin yüksek tutulduğu, finansmana erişimin zorlaştırıldığı, döviz kurunun baskılandığı mevcut ekonomik model sürdürülebilir olmaktan uzaklaşmaktadır. Türkiye’nin yeniden üretim odaklı bir ekonomi modeline dönmesi şarttır.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır dile getirdiği “üretim, ihracat, istihdam ve cari fazla” hedeflerine yeniden güçlü şekilde dönülmelidir. Türkiye sıcak paraya bağımlı bir ekonomi anlayışıyla geleceğini inşa edemez. Çünkü sıcak para, risk gördüğü anda ülkeyi terk eder. Oysa Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; kalıcı, uzun vadeli, üretim ve teknoloji odaklı yatırımlardır.
İnsanlarımızı üretimden uzaklaştırıp ithalata yönlendiren ekonomik anlayıştan mutlaka vazgeçilmelidir. Döviz kuru baskılanırken ithalat cazip hale geliyor, yerli üretici ise rekabet gücünü kaybediyor. Bunun sonucu da üretim düşüşü, işsizlik artışı ve ekonomik küçülme oluyor.
Diğer taraftan enflasyonla mücadelede sadece faiz politikası üzerinden sonuç almak mümkün değildir. Özellikle hizmet sektöründe ve büyük market zincirlerinde yaşanan fahiş fiyat artışlarına karşı çok daha sert ve caydırıcı tedbirler alınmalıdır. Bugün uygulanan para cezalarının birçok büyük firma açısından ciddi bir etkisi olmadığı ortadadır.
Vatandaşı devlete karşı karşıya getiren fırsatçı anlayışa karşı daha radikal adımlar atılmalıdır. Gerekirse fahiş fiyat uygulayan işletmelere geçici şube kapatma cezaları uygulanmalı, hatta bu yaptırımlar zincir marketlerin tüm şubelerine kadar genişletilebilmelidir. Çünkü ekonomik disiplin sadece üreticiye ve vatandaşa yüklenerek sağlanamaz.
Türkiye ekonomisinin yeniden ayağa kalkabilmesi için artık üreticinin önünü açmak, sanayiciyi rahatlatmak, esnafı korumak ve yatırım ortamını güçlendirmek zorundayız. Vergi yükü altında ezilen işletmeleri ayakta tutmadan ekonomik büyüme hedeflerine ulaşmak mümkün değildir.
Bugün alınacak cesur ve radikal kararlar, yarının güçlü Türkiye’sini inşa edecektir. Aksi halde “batan batar, kalan sağlar bizimdir” anlayışı gelecekte ülkemize çok daha ağır ekonomik ve sosyal bedeller ödetebilir.
Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla baskı değil; üretime, yatırıma ve ihracata dayalı güçlü bir ekonomik vizyondur.
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
