Siyasal dinselliğin riyasal zirvesi: Partilerarası bayramlaşma
Ramazan Bayramı…
Herkese kutlu-mübarek olsun…
Gözüme ilişti; Partiler arası bayramlaşma…
Adeta,
Dinî ve kanunî gereklilik gibi kesintisiz sürdürülen bir seramoni…
Ama aslında,
Samimiyetsizlik ve riyakarlığın bayramlık cicilere bürünmüş halinden başka bir şey değil…
Siyasal ikiyüzlülüğün dinsel sosa bandırılmış kurumsallaşmış reveransı…
**********
Siyasetçilerin Kabulü En Zor Duası
“Rabbim Ramazan bayramını tüm Alem-i İslama bir kurtuluş ve dirilişe vesile olmasını nasip eylesin.
Ülkemizde birliğin, beraberliğin, kardeşliğin tesisine vesilesi kılsın.
Rabbimiz Siyonist İsrail’i kahr-u perişan eylesin.
Allah, bu Ramazanlar yüzü suyu hürmetine Ümmet-i Muhammedi zalimlerin zulmünden esirgesin.”
Bayram Namazından çıktık,
Ve,
Bu duayı ettik…
Peki,
Arefe gününe kadar,
Rabbimizin bu duayı kabul etmesi için hangi fiili duayı ettik? Yani, hangi sebebi yerine getirdik?
İkincisi;
Bayramın birinci veya ikinci günü partilerarası bayramlaşmayı, gerçekten birliğin-beraberliğin-kardeşliğin tesisi niyetiyle mi yapacağız
Yoksa,
Riyakar reveranslara bezenmiş bir ritüeli mi ifa etmiş olacağız?
Allah bize dese ki:
“Tamam,
Senin bu duanı kabul edeceğim.
Ama,
Benden istediğin şeylerin realizasyonu için attığın bir tek somut adım göster bana!
Misal; Türkiye’de birlik, beraberlik ve kardeşliğin tesisi için ne yaptın?”
Buna cevabımız ne olur?
Acaba,
Yunus Peygamberin dediği gibi;
“La ilahe illa ente sübhaneke innî küntü minezzalimin/Senden başka ilâh yoktur. Sen her türlü noksanlıktan, eşi-ortağı olmaktan uzaksın. Şüphesiz ben kendine yazık edenlerden oldum” mu deriz
Yoksa,
Laf zamanı, ağzımız dolu dolu “O, bize şah damarımızdan daha yakındır” dediğimiz her şeyi gören-bilen-işiten Kudret-i Mutlak’ı, sanki tahtında oturan bir Kralmış gibi dezenformatif tavırlarla, binbir bahane uydurarak -haşa- kandırmaya mı çalışırız?
Yani neymiş?
Asla ,
Bir özeleştiri/nefis muhasebesi yapmaz,
Bunca yıldır ettiğimiz dualar neden karşılık bulmadı diye tefekkür etme gereğinde bile bulunmaz,
Ağustos Böceği gibi yatar,
Nalıncı keseri gibi kendine kendine yontar,
Ama son tahlilde,
Namazı, orucu, bayramı aracı kılarak/araya torpil koyarak; her şeyi Tanrı’dan bekler, ister
Ve,
-Haşa- Allah’ın buna kanacağını sanırız.
Üstelik,
Bununla da yetinmez;
“Allah’ım!
Sen merhametlilerin en merhametlisisin.
Biz hata yapsak da sen affedensin. Sen bağışlayansın.
Aciz olan biziz, kapına geldik bize yardım et” gibi güzellemelerle, beynimizin kuş kadarlığına bakmadan tabir caizse -haşa- gazlamaya kalkarız…
Neyse uzatmayayım…
Yani, yaptığımız neymiş?
Hiçbir şey yapmadan Ebabil Kuşları beklemekmiş…
Bekle bekle… Daha çok beklersin…
*************
Akın Gürlek ve Siyaset
Dün bir-bugün iki…
Ama,
Sıkıştığı belli ve kişisel kriz yönetim yetisi çok sıradan…
Bocalıyor… Terliyor…
O kanal-bu kanal, o mikrofon-bu mikrofon sürekli konuşuyor…
Ama,
Konuştukça tel tel dökülüyor,
Ve,
Özelliksizliğini aşikar ediyor…
Yani neymiş?
Çiğ yediysen karnın ağrırmış arkadaş…
Hele de,
Adeta sorumsuz yetkili bir makamdan, siyaset arenasının sorunlu yetkili bir makamına geçtiysen,
Ve,
Yeni makamını da eski makamın gibi “Untouchable/Dokunulmaz” sanıyorsan;
Daha dur sen, daha dur; seni daha çok terletirler…
Efendi!
Unutma ki;
Yargıda kanun, yiyeni içeri düşürmektir,
Siyasette kanun, düşeni yemektir.
Hele de,
Hem kel hem fodulsan,
Yani, hem camdan evde oturup hem de başkasının camına taş atıyorsan;
Siyaset arenasında,
Adamı doğduğuna pişman ederler…
Siyaset,
Kullanma ve kelle verme yeridir.
Siyaset,
Zaafı olmayanı zaaflı hale, zaafı en çok olanı en önemli yere getirir,
Kullanır kullanır,
Ve,
Son tahlilde, alnına günah keçisi tabelası takar, atar ve unutuverir…
Bak,
Özgür Özel’in iddiaları sonrası,
Yemin Töreninde, sana göğsünü siper eden onlarca vekilden ses-seda yok.
Yaptığın yalanlamayla,
Bırak herkesi; AKP’lileri bile ikna ve tatmin edemedin.
Çünkü,
Yalandır deyince iddia yalan olmuyor.
Çünkü,
Kendin bile inanmıyorsun ki kendi söylediklerine; diğerleri nasıl ikna olsun!
Sana bir tespit:
Her futbolcu Teknik Direktör olabilir,
Ama,
Her futbolcu iyi Teknik Direktör olamaz…
Hele de,
Futbolcuyken, “şikeci” iddiaları ayyuka çıkmışsa; Federasyon Başkanlığına asla soyunma…
Aksi takdirde,
Şike defterleri açılır, iplikler pazara dökülür ve çok terlersin.
Ter kokusundan da, en önce en yakınındakiler veya en yakınındaymış diye bildiklerin kaçışır.
*********
Günün Sorusu
—Hocam!
Son günlerde Adalet Bakanı ve yatı-atı-katı-matı gibi iddialar havada uçuşuyor.
Kat-mat hadi neyse de; ben, yat konusunda takıldım.
Bakanımız, “ben yüzme bile bilmem ama yat alıp, yata yattığım, yat ile yatıra gittiğim iddia ediliyor; ne alaka? Lügsemburg’da yatım varmış; külliyen yalan!” diyor.
Sivas’ın, deniz kıyısındaki lüks tatil beldesi Las Palmas’ta yat üreticiliği yapan bir ailenin evladı olarak doğan Selvi boylu AK yazmalı Abdülkadir, Özellerin Özgür’ün iddiasını duyar da durur mu hiç…
Pozisyon alır ve çivileme dalar:
“Haritaya baktım. Lüksemburg’da deniz bile yok. Yat üstünden Lügsemburg’da bakanımızı falakaya yatırtmam!”
Birinci sorum şu Hocam:
Yüzme bilmeyen birinin denize kıyısı olmayan bir ülkede yat alması yasalara aykırı mıdır yoksa caiz değil midir?
İkinci sorum:
Selvi boylu AK yazmalı Abdulkadir’e göre Lügsemburg’da, Moselle Nehri üzerindeki Schwebsange Marina’sında tekne ve yatı olanlar salak mıdır?
Üçüncü sorum:
Yat sahibi olmak için, sahibi mi yüzme bilmelidir yoksa yat mı yüzebilmelidir?
Son üçüncü sorum hocam:
Denizde yüzen yat eğer göl ve nehirde yüzecek olursa Van Gölü canavarı onu ham eder mi?
En son üçüncü sorum hocam:
Adalet Bakanı “ben Lügsemburg’a hiç gitmedim” demiş.
Ama Eti Madenciliğin Lügsemburg’daki bir şirketine Yönetim Kurulu üyeliği etmiş.
İhlasgiller familyasından Atik Fatih de, eleştirenlere çok kızmış ve şöyle demiş:
“Yönetim Kurulu üyesinin şirkete gitmesine gerek yok ki…”
Bunu demekle ne demek istemiş hocam?
Yani “gitmesek de gelmesek de; o maaş bizim hakkımızdır” mı demek istemiş?
Yoksa,
“Adı akın, kendi gürlek,
Mekandan münezzeh bir yürek,
Adalete akın gerek,
Size b.k yemek düşer” mi demek istemiş acaba?
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
