Özal’dan Özel’e…
12 Eylül 1980…
Kenan Evren ve Askeri Darbe…
13 Eylül’den sonra olanlar:
Şafak baskınları,
Gözaltılar,
Sorgusuz-sualsiz tutuklamalar…
Kim suçlu kim suçsuz önemli değil; listede adın varsa menzil hapishane…
Gözde mekanlar:
Metris… Mamak… Ulucanlar… Diyarbakır Cezaevi…
Ya bağımsız ve tarafsız yargı? Ya hukuk?
“Eşitlik olsun diye bir soldan bir sağdan astık” diyen Evren Paşa’nın iki dudağı arasında…
O günlerin yargılı ve yargısız infazları bugünlerin türkülerine bile konu oldu:
Zindanlardan taşa taşa kar beni,
Mamak'lardan, Metris'lerden sor beni,
Diyarbekre kanla bastım mührümü,
Ceset ceset, kefen kefen sar beni…
İki yıl sonra… 7 Kasım 1982…
Yeni Anayasa ve halkoylaması…
Öyle bir referandum ki; Anayasa’ya evet demek Evren Paşa’nın Cumhurbaşkanlığına da oy vermek…
Korku iklimi öyle egemen ki,
Yüzde 92’lik bir oranla ahali hem Anayasa’yı kabul etti; hem de Evren Paşa cumhurbaşkanımızdır dedi.
Darbeden üç referandumdan bir yıl sonra…
Darbenin kudretli paşası Kenan Evren buyurdu:
“6 Kasım 1983’de demokratik seçimler yapılacak…”
Demokratik ama şarta müteallik...
Nasıl?
Sadece Kenan Paşa’dan icazetli üç parti seçime girebilecek.
Bunlardan biri Evren Paşa’nın kurdurduğu Milliyetçi Demokrasi Partisi,
Diğer ikisi ise, demokratik konu mankeni Halkçı Parti ve Özal’ın Anavatan Partisi…
CHP’nin devamı olarak Erdal İnönü’nün kurduğu SODEP,
Adalet Partisi’nin devamı olan Yıldırım Avcı’nın başkanlık ettiği DYP ve küçüklü-büyüklü diğer partiler seçime girdirilmedi.
Neden?
Böyle buyurdu Zerdüşt…
Seçimden iki gün önce… 4 Kasım 1983 akşamı…
Evren Paşa tarihi bir konuşma yapıyor:
“12 Eylül öncesinin o karanlık ve kanlı günlerine dönmemek için MDP’ye oy verin.
Devletin temel nizamına bağlı, bizim başlattığımız reformları ve huzur ortamını devam ettirecek MDP’ye oy verin.
Maceraya atılmayın, güvenilir olanı seçin.
Eğer oylarınızı çarçur eder, ne idüğü belirsiz vaatlerin peşinden giderseniz, ülkeyi yeniden bir istikrarsızlığa sürüklersiniz.
Biz, bu partileri titizlikle inceleyerek bu aşamaya getirdik.
Sorumluluk bilinci taşıyan vatandaşlarımın, devletin bekasını düşünen Milliyetçi Demokrasi Parti kadrolarının arkasında duracağına inanıyorum."
Yani özetle ne dedi?
Benim dediğim partiyi, yani Milliyetçi Demokrasi Partisi’ni seçmeye mecbursunuz…
Yoksa,
İstikrar olmaz… Ülkenin huzuru bozulur… Beka ve güvenlik tehlikeye düşer…
Paşa ahalinin dediği yere oy vereceğinden oldukça emindir.
Çünkü yarattığı korku iklimi daha bir yıl önce yüzde 92 oranda emrini yerine getirmiştir.
Peki, böylesi bir korku atmosferine rağmen darbenin kudretli paşasının planı tuttu mu?
Tutmadığı gibi üçün birinden en az şans verilen Özal’ın partisi seçimi kazandı.
Özal’ın kampanya iddiası neydi?
“Dört temayül bir arada… İşte o bizim parti…”
Dört temayülden kasıt neydi?
Güncel anlatımla;
Muhafazakâr demokratlar,
Demokrat Kürtler,
Sosyal Demokratlar,
Demokrat milliyetçiler…
40 yıl sonra… Yıl-2026…
Seçmen teveccühü azalan ama devlet gücünü öne çıkartan Ehl-i Kudret bir iktidar…
Neler oluyor?
Şafak baskınları,
Gözaltılar,
Sorgusuz-sualsiz tutuklamalar…
Kim suçlu kim suçsuz önemli değil; muhalifsen veya iktidarı indirmeye talipsen menzil hapishane…
Gözde toplama mekanı:
Silivri…
Ya bağımsız ve tarafsız yargı? Ya hukuk?
Evren döneminde yargısız infaz, şimdiki ise yargılı yargısız infaz…
Hatta,
Bu yüzden muhalefet “iktidarın yargı kolları” yakıştırması bile yapıyor…
Kaderin garip cilvesi;
Silivri Belediye Başkanı da Silivri’de tutuklu…
Henüz,
Silivri’ye türküler yakılmasa da; Silivri’den türküler yakılmaya başladı bile…
Peki, tüm bunların amacı nedir?
Akredite/İcazetli bir muhalefet kompozisyonu oluşturmak ve iktidarda kalabilmek…
Temel felsefesi;
Büyütemiyorsan büyütme,
Küçültemiyorsan böl-parçala,
Gerekirse mahkemeleştir ve bir şekilde yeniden iktidar ol!
Bu plan başarılı olur mu?
Olabilir de olmayabilir de…
Ama bence şansı düşük…
Çünkü,
Mevcut iktidar,
1983’ün Kenan Evren yönetiminden daha dezavantajlı.
Neden?
Evren Paşa,
Darbe yaparak yönetimi ele geçirdiği için seçim sürecini de darbe mantığıyla yürütmesi doğaldı.
Aksi olsa yadırganırdı…
Mevcut iktidar,
Sivil siyasetle geldi ama seçim sürecini “paşa gönlüm bilir” zeminine, muhalefeti ise “Majestelerinin sadık muhalefetine” çevirmeye çalışıyor.
Kenan Paşa,
Bir siyasi programla değil; bir darbe organizasyonuyla geldiği için “ne yapsa yeridir; ondan her şey beklenir” dendi.
Mevcut iktidar,
“Yolsuzluk-Yoksulluk ve Yasaklarla Mücadele” düsturuyla yola çıkıp teveccüh buldu ama sıkıştığın anda, mücadele ettiğin bu üçlüyü kazanma aparatı haline getirdi.
Hemen şu denebilir:
“…ama 40 yılda köprünün altından çok sular aktı. Nesil değişimi bile farklılaştı babalık!”
Eyvallah,
Aynen öyle ama unutulmasın ki;
Tarih yeniden yazılmaz. Aynıyla olmasa da güncellenmiş versiyonuyla kendini tekrar eder.
O günden bugüne bakınca,
1983’ün Özal’ından, 2026’nın Özel’ine ne değişti?
“a” harfinin yerine “e” harfinin gelmesinden başka, pek bir şey değişmiş görünmüyor.
Başka ne değişmedi?
“Ahaliyle inatlaşarak kazanılmaz” realitesi değişmedi.
Hard güç kullanımıyla, muhalefet ve toplumsal tepkinin sönümlenmeyeceği realitesi değişmedi…
Siyasette, korku ve korkutmanın tersine bir etki yaratma özelliğinin olabilitesi değişmedi…
Belirleyici bir şey daha değişmedi;
O da,
“Türkiye gibi bir coğrafyada siyaset siyasetçiye, seçim sonuçları da seçmene bırakılmayacak kadar önemlidir…” realitesi…
Bu realiteyi söyleyince The Kid demişti ki:
Böyle bir realite varsa bir de bu realitenin siyaset ve toplum mühendisleri var demektir.
Mevcut iktidar onların zaten her istediğini yapıyor.
O halde bu iktidarı neden değiştirmek istesinler veya değişmesine müsaade etsinler ki?
Ben de demiştim ki:
Kenan Evren harfiyen yapıyordu ama değiştirildi,
Özal yapıyordu değiştirildi,
Ecevit yapıyordu değiştirildi ve hatta gönderdikleri ismi bakan bile yaptı ama yine de değiştirildi.
Eğer bugünkü iktidarı değiştirmek istemiyor olsalardı halkın ekonomisi ve hukuksal nizamı bu kadar kötü hale düşürmez ve ahalide bu kadar büyük öfke temerküzü oluşmasına zemin vermezlerdi.
Siyaset ve toplum mühendisleri, ülkelerin toplumsal reflekslerinden sarf-ı nazar etmedikleri gibi bilakis ters manyel taktiğiyle tepkisel bir sosyolojik refleksle; gelecek olanın geliş biletini gidecek olana tek yön gidiş bileti yapar.
Hem de bunu mevcut iktidara yaptırır…
**************
Dedim ki:
Hocam,
İktidar Yenikapı Ruhu falan diyerek ruh çağırmaya başladı.
Ufukta ne var?
Dedi ki:
“Zenginimiz bedel verir/Askerimiz fakirdendir…”
Kürt de uyandı, Türk de uyandı hocam. Gerilla diye dağa çıkartılan ve canından olanlar Kürt’ün fakiriydi,
Asker olup teröristle çatışan ve şehit düşen Türk’ün fakiriydi…
Her iki tarafın zengininin çocukları ise büyük şehirlerde, turizm beldelerinde fink atıyordu…
Ruh çağırmaya gelince;
İktidarın hipnotize yeteneği kaybolduğu için sadece çağırdığıyla kalır hocam!
Dedim ki:
Yani?
Dedi ki:
Alçaklara kar yağıyor üşümedim diyorsun/Sen bu işin sonunu düşünmeden edemiyorsun…
Hocam bak!
Sana ikinci kez söylüyorum:
En son ölenler öldüklerinin farkına varırlar.
Rüzgara tüküren kendi yüzüne tükürür. 1983’deki “Özal Etkisi” nasıl Özal’ın kaşı-gözü için değil de; Kenan Paşa antipatisinin sonucu olarak oluştu ise, şu anda toplumda oluşan “Özel Etkisi” de, Özel’in kaşı-gözü için değil seçimli otokrasi ve yarattığı ekonomik/hukuksal sefalete tepkinin bir sonucudur.
Dedim ki:
“Seçim yaklaşınca, bol-kepçe veririz; ahali de bize verir. Millet nasılsa balık hafızalı” diyorlar…
Dedi ki:
Evren de öyle düşünmüştü ama henüz bir yıl sonra ahali papucun tersini ağzına patlattı.
Hocam bak!
Erdoğan, milletvekillerine “kapı kapı dolaşacaksınız” derken; Özgür Özel şehir şehir, ilçe ilçe, köy köy, kapı kapı dolaşıyor…
Özgür Özel bunu yaparken aslında başka iki şey daha yapıyor:
Birincisi:
“Beraber ıslandık biz bu yağmurda” diyen ama saraylardan çıkmayıp lüks araçlardan inmeyen siyasal edebiyatı parçalayıp; bunun bir illizyon olduğunu, fiili ve fiziki olarak “beraber ıslanarak” gösteriyor ve bir uyanış gerçekleştiriyor.
İkincisi:
En netameli bir realiteyi en netamesiz şekilde ifşa ediyor; Bahçeli ve Erdoğan’ın, aslında fiziken bile 100-200 metre yürüyemez halde olduğunu gözler önüne seriyor…
DipNot
Özgür Özel’in yeni partisine isim:
Yeni Parti
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.