Doç.Dr. Ömer Kul

Doç.Dr. Ömer Kul

Doğu Türkistan'da Toplama Kamplarına Dair-2

Toplama Kamplarına dair ilk yazımızda kampların gelişim süreci ve oluşturulan korku ikliminden bahsetmiştik. Bu yazımızda ise Kamplara kimlerin alındığına ve kamplardaki uygulamalara değineceğiz.
Doğu Türkistan'da Toplama Kamplarına Dair-2
Kampların varlığını kabul etmek zorunda kalan Çin'in bundan sonraki süreçte kamplarla ilgili açıklamaları ise ya gayr-i ciddi tarzda ya da aşırılıklarla mücadele edildiği iddiası üzerine kurulmuştur. Konu BM'de gündeme geldikten sonraki Çin'in ilk açıklaması "Kamplarda Uygurların hayatlarına renk katıyoruz" tarzında aşağılar bir şekilde  olmuş akabinde işin ciddiyeti anlaşılınca da "kamplarda dini radikalizmden insanları kurtarma ve Kampa alınanların Komünist Partiye sadakatini arttırma niyetiyle yapıldığı" kamuoyu ile paylaşılmıştır. Her iki açıklamanın da gayr-i ciddi ve gayr-i insani olduğunu söylemek gerekir. Hangi nedenle olursa olsun bir toplumun % 10-12’sinin, yetişkin nüfusunun ise % 15-20’sinin radikal İslamcı olabileceğini söylemek gayri ciddi bir açıklamadır. Bu açıklamaların her gün tekrarlanması ise dünya kamuoyunun meseleye gerektiği şekilde ve sertlikte tepki koy(a)mamasından da kaynaklandığını söylemek gerekir. Hele bu anlamda İslam dünyasının sessizliği Çin'in hem uygulamalarında hem de söylemlerindeki gayr-i ciddiliği arttıran temel sebep olarak durmaktadır. 



Çin'in gayr-i ciddi açıklamalarını bir kenara bırakarak dini aşırılık veya radikalizmle mücadele adına bunların yapıldığını iddia etmek ve bunun üzerinde kamuoyunda haklılığını gösterme çabası içerisinde olmak, yanlış bir bilgilendirmeden başka bir şey değildir. Bu sonuca varmamızın sebebi, 2013 sonrası uygulamalarda kendisini göstermektedir. Mesele Çinli yetkililerce yayınlanan genelgelerde 26 İslam ülkesine gitmiş olanların veya bu ülkelerde yakınları bulunanların öncelikli olarak kamplara alındığı gerçeği Çin'i yalanlamaktadır. Bilindiği üzere bu 26 ülkenin en başında ise Türkiye bulunmaktadır. Ve bir hakikat daha Çin'i yalanlamaktadır ki, o da kamplarda bulunanların çoğunluğu ya Türkiye'ye gelmiş veya Türkiye'de akrabası olan insanlardan oluşmaktadır. Daha da garip olanı, yurt dışında arkadaşı olanların veya yurtdışına bir fotoğraf dahi göndermiş olanların da bu toplama kamplarına alınmak için yeterli bir sebep olarak görülmesidir. Bunun insani olduğunu bırakın söylemeyi, düşünmek bile gayr-i ciddi bir davranıştır. Bir futbolcunun, bir akademisyenin, bir doktorun veya sadece yurtdışına maç izlemeye gittiği gerekçesiyle kampa alınmasının makul bir izahı olmasa gerektir. Acı ve düşündürücü olan ise günümüzde Doğu Türkistanlı olup da yabancı bir ülke vatandaşıyla arkadaşlık edebilen bir Doğu Türkistanlının olmamasıdır. Doğu Türkistanlılar, için sadece kısa bir mesajın toplama kampına atılmak için yeterli bir sebep olduğunu bilmekte ve buna göre hareket etmek mecburiyetinde kendilerini hissetmektedirler. Varın gerisini siz düşünün.



Her ne kadar Çin, kamplara alınanların öncelikle dini radikalizme karşı mücadele adına öncelediğini söylese de uygulamalarında bu durumun yayınlanan 26 ülkeye gidenlerden sonra geldiğini ifade etmek gerekir. Bununla birlikte namaz kılmak, evinde Kuran bulundurmak, başörtülü veya sakallı olmak, internetten dini içerikli bir sayfaya girmek, hatta telefonunda bir cami resmi bulundurmak gibi sebeplerden dolayı insanların kamplara tıkıldığı da bir hakikattir. Denilebilir ki, Çinli yetkililerin dini radikalizmi kamplara atılmak için uydurduğu bahanelerden sadece birdir. Gelinen noktada namaz kıldığı hatta bu namazını camide kılanlar arasında hapis cezasına veya kampa alınmayan insan kalmadığını söylemek abartı olmasa gerekir. Bununla beraber sosyal medyanın sıkı kontrol altında tutulduğu Doğu Türkistan'da girilen bir internet sitesinden, ya da telefonunuza yüklediğiniz bir APP programı dolayısıyla rahatlıkla kampa atılabilir veya hapsi boylayabilirsiniz. Telefon görüşmesi veya WeChat yazışması olsun, her bir kelimeniz kontrol bölgede sıkı altındadır ve siz bu gerçeğe göre hareket etmek zorundasınız.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın