Siyasi partilerin kongrelerinde yapılan organ seçimleri konusu dışında kalan gündem maddeleri, kararları ve kongrenin iptali istemli taleplerin seçim kurullarının görevi dışında olduğuna işaret edilen kararda, şu değerlendirmeler yer aldı:
"2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 21. maddesinin 10'uncu ve 11'inci fıkralarında seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde usulsüzlüklerin seçim hakimince tespiti halinde seçimlerin iptaline karar verileceği hususuna yer verilmişse de burada belirtilen yetki, seçim günü ve devamı sırasındaki oylamaların usulünce yapılıp yapılmadığı, tutanakların usulünce tutulup tutulmadığı gibi seçim hukuku kapsamındaki usulsüzlüklere ilişkin itirazları inceleyip karara bağlamaktan ibarettir. Bunun haricinde 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 29 ve 121'inci maddeleri gereğince Türk Medeni Kanunu ve Dernekler Kanunu hükümleri çerçevesinde maddi hukuk anlamındaki delillerin değerlendirilmesini gerektirecek nitelikte olan iddiaların tespitine yönelik olarak seçim kurullarının herhangi bir görev ve yetkisi bulunmamaktadır."
"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361 ve devamı maddelerine göre bölge adliye mahkemelerinin verdiği kararların inceleme merci Yargıtaydır. Yüksek Seçim Kurulunun hukuk mahkemelerinin verdiği kararların temyiz merci olmadığı ise her türlü izahtan varestedir." ifadeleri kullanılan kararda, şunlar kaydedildi:
"Tam kanunsuzluk iddiaları ile Kurulumuza gelen taleplerin, Kurulumuzca 'tam kanunsuzluk' yoluyla yapılan incelemeleri, il ve ilçe seçim kurulları tarafından alınan kararların denetimiyle sınırlı olup, başvuran tarafından bu denetim yolu kullanılarak Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 21 Mayıs tarihli ve 2026/32 esas, 2026/658 karar sayılı kararının denetlenmesinin istenildiği, oysa bu kararın temyiz mercisinin Yargıtay olduğu, dolayısıyla anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararının seçim hukuku kapsamında Yüksek Seçim Kurulu tarafından denetlenmesi imkanı bulunmamaktadır. Zira, anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararı devam eden bir kongre veya kurultaya ait değil, daha önce yapılmış olan kongre ve kurultaylara ilişkindir. Bu nedenle Yüksek Seçim Kurulu tarafından seçim iş ve işlemlerinin yürütülmesine ya da devamına yönelik bu aşamada alınması gereken bir karar da bulunmamaktadır."
"Yetki gaspı olarak değerlendirilmedi"
Kararda, Anayasa ve kanun hükümlerine göre YSK ve seçim kurullarının seçimlerdeki yönetim ve denetim faaliyetlerinin "seçim öncesi", "seçim günü" ve "seçim sonrası" olmak üzere üç safhaya ayrıldığı belirtildi.
Seçim kurullarının cumhurbaşkanı, milletvekili, mahalli idareler seçimleri ile halk oylamalarından farklı olarak kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, sendikalar ve siyasi parti kongrelerinde sınırlı bir yetki kullandığı aktarılan kararda, "Bu seçimlerde esas itibarıyla seçim günü ile seçim sonrasına ilişkin işlemler üzerinde sınırlı bir denetim ve gözetim yapılması nedeniyle seçim öncesine ilişkin işlemler bakımından seçim kurullarının denetim ve gözetim yetkisi bulunmamaktadır. Seçim öncesine ilişkin işlemler bakımından 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 29 ve 121'inci maddeleri uyarınca Türk Medeni Kanunu ve Dernekler Kanunu hükümleri çerçevesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uygulanmak suretiyle adli yargı mercilerince verilen kararlar Anayasanın 138'inci maddesi uyarınca yetki gaspı olarak değerlendirilmemiştir." tespitine yer verildi.
Kaynak: TRT Haber