• Seyyah

Büyük Zafer’in yıldönümünde Çanakkale

18 Mart’ta Büyük Zafer’in 102. Yılı’nda pek çok ülkenin katılımıyla dev bir barış şehrine dönüşmeye hazırlanan Çanakkale’de, yüzbinlerce şehidin anısına dağlara yazılmış “Dur Yolcu, bastığın toprakları tanı...” seslenişi, ziyaretçilere bir mola çağrısı gibidir. Bu kadim şehir gerçekten de durulması, görülmesi gereken bir yerdir.
Büyük Zafer’in yıldönümünde Çanakkale
FİLİZ ALTUN - SEYYAH DERGİSİ 2017 MART -

İstanbul ile birlikte iki kıtayı buluşturan iki kentten biri olan Çanakkale, Türkiye’ye deniz yoluyla gelenler için açılmış şefkatli bir kucağı andırıyor. 1915 yılında, tarihin en büyük kara savaşlarından birine tanıklık eden şehir, sekiz bin yıllık bir geçmişe sahip. Şehir merkezinin tam karşısında bulunan Kilitbahir Kalesi, Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış. Karşı kıyıda yükselen Çanak Kalesi ise kente adını vermiş. Gelibolu ve Eceabat’tan kalkan feribotlar hem yaya hem araçları gün boyu Boğaz’ın her iki yakasına taşıyor. Gelibolu’dan gelenler Lapseki’de inerken Eceabat’ta feribota binenleri ise İskele Meydanı karşılıyor.

Tatlı bir mola

Gün boyu püfür püfür rüzgârların sarmaladığı İskele Meydanı, Çanakkale’yi tanımaya başlamak için iyi bir hareket noktası. Meydanın ucunda yükselen zarif saat kulesi, 1897 yılında Vitalis adlı İtalyan bir tüccar tarafından yaptırılmış. Kulenin hemen arkasındaki Fetvahane Sokağı ise zevkli mimarisiyle şehrin 19. yüzyıldaki görünümü hakkında ipuçları veriyor. Civardaki cami, han ve hamamların en yenisi 150 yıllık. Sahilde bulunan yeşillikler içindeki Osmanlı kalesinin adı ise Çimenlik. Günümüzde, Çanakkale Savaşları’nda ilişkin eserlerin sergilendiği Deniz Müzesi’ne ev sahipliği yapan kalenin bahçesindeki meşhur Nusret Mayın Gemisi bulunuyor. Civarda gezinirken dikkatinizi çekebilecek bir başka şey peynir tatlısı dükkânları. Yörenin bu meşhur lezzeti tuzsuz peynirin yumurta sarısı, irmik, un ve şekerle yoğrulması ile üretiliyor. Oluşan karışım bekletilip koyu kıvamına ulaştıktan sonra, kızgın sac üzerinde kızartılarak servise hazır hale getiriliyor. Kısa bir tatlı molasından sonra tekrar yola koyuluyoruz. 

Piri Reis'in şehri

Çanakkale’ye karayoluyla yaklaşık yarım saat mesafedeki Gelibolu, balık restoranlarının çevrelediği limanıyla küçük bir sahil kasabası görünümünde. Limanın hemen karşısındaki kale burcu, Piri Reis Müzesi olarak düzenlenmiş. Gelibolu doğumlu olan Piri Reis (1495 - 1545), Amerika, Afrika ve Atlas Okyanusu’nu içine alan dünya haritalarını burada çizmiş. Ünlü denizcinin çizimlerinin, doğruluk açısından günümüz haritalarına çok yakın olduğu kanıtlanmış. Osmanlıların, 1354 yılında Avrupa’da fethettikleri ilk yer de burası. Türklerin Avrupa’ya hızla yayılmaya başlamasıyla giderek zenginleşen Gelibolu, Anadolu’nun çeşitli yerlerinden gelen âlimler, şairler ve din adamlarının gözdesi olmuş. 15. yüzyılda ise İstanbul, Bursa ve Edirne ile birlikte en önemli Osmanlı kenti kabul edilmiş. Bugün, bölgede bulunan türbe ve ibadethanelerin çoğu o dönemden kalma. Hamzakoy’un yamacındaki 1620 tarihli Mevlevihane, dönemin görkemli örneklerinden. Simetrik ve dikdörtgen planlı taş yapı, 900 metrekarelik iç alanıyla dünyanın en büyük Mevlevihanesi olarak biliniyor.

Çıkarmanın yapıldığı 25 Nisan sabahı, burada yakınlarını yitirmiş binlerce Avustralya, Ingiliz ve Yeni Zelandalı için çok önemli ve her yıl bu tarihte binlerce kişi bu Arıburnu sahilini ziyarete geliyor.

Zaferin izleri

1915 yılında başlayıp 11 ay süren ve yaklaşık bir milyon insanın katıldığı Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı yarımada, günümüzde 33 bin hektarlık dev bir gezi parkı. Yarımada üzerinde, Türk, İngiliz, Fransız, Avustralya, Yeni Zelanda ve Hintli askerlerin anısına dikilmiş 40 kadar anıt ve yüzlerce mezar bulunuyor. Parkı gezmenin en pratikyolu, Gelibolu - Eceabat Yolu üzerindeki Akbaş Mevkii’nden başlayıp eski Çanakkale Yolu üzerinden Seddülbahir’e uzanmak. Servi ağaçlarının arasındaki Akbaş Şehitliği, geziye başlamak için ideal. Atatürk’ün Conkbayırı Savaşları’nı yönettiği ev, Bigalı köyünde. Savaşın en yoğun yaşandığı Conkbayırı ile Arıburnu arasındaki ovayı tümüyle görmek için, Kocaçimen Tepesi’ne tırmanmak gerekli. 305 metre yükseklikteki tepe, İngiliz askerlerinin çıkartma yaptığı Suvla Koyu’nu içine alan panoramik bir manzaraya sahip. Conkbayırı’nda Atatürk’ün şarapnel parçasından köstekli saati sayesinde kurtulduğu yer, bir anıt ile gösterilmiş. Beş ayrı bloktan oluşan Conkbayırı Yazıtları ise Orhun Kitabeleri’nden esintiler taşıyor. Gemilerle bölgeye gelen Anzak birliklerinin ilk kara çıkarmasını yaptığı Arıburnu sahili görülmeye değer. Çıkarmanın yapıldığı 25 Nisan sabahı, burada yakınlarını yitirmiş binlerce Avustralya, İngiliz ve Yeni Zelandalı için çok önemli ve her yıl bu tarihte binlerce kişi bu Arıburnu sahilini ziyarete geliyor. Yapılan törenlerse Avustralya ve Yeni Zelanda televizyonlarında naklen gösteriliyor. Kabatepe’deki Savaş Müzesi, yaşananların dehşetini gözler önüne seriyor. Alçıtepe köyündeki Sargı Yeri Şehitliği’nin dramatik bir öyküsü var. 40 bin yaralı askerin barındığı vadi, bombardımana hedef olunca bölgede büyük bir katliam yaşanmış. Yarımadanın ucundaki Hisarlık Burnu’nda yükselen 42 metre yüksekliğindeki Zafer Anıtı ise Çanakkale Savaşları’na bir saygı duruşu niteliğinde. Bizler de bu etkileyici coğrafyada hayatını kaybedenleri anmayı ihmal etmiyoruz. 

Nasıl gidilir?

Istanbul’dan Çanakkale’ye haftanın her günü karşılıklı havayolu seferleri düzenleniyor. Istanbul’a 330 kilometre uzaklıktaki Çanakkale’ye karayoluyla yaklaşık dört saatte ulaşılabiliyor. Çanakkale’den günde 150 TL’den başlayan fiyatlarla otomobil kiralayıp şehri keşfedebilirsiniz.

Yorum Yazın