TIC HOLDING Header
  • USD 18.644
  • EUR 19.645
  • Altın 1075.667
  • BIST 100 4885.33
  • Genel

Çeyrek asırdır bal arılarının verimini artırmak için çalışıyor

Ankara'da yaşayan 80 yaşındaki Ziraat Mühendisi Ahmet İnci, ilerleyen yaşına rağmen Türkiye'deki arı ırklarının daha verimli bal üretmesi için tutkuyla çalışıyor.
AA -

ANKARA (AA) - Yaklaşık 50 yıldır arıcılıkla uğraşan ve bunun son 25 yılını Türkiye'deki arı ırklarının ürettiği bal miktarını dünya ortalamasına çıkarmak için harcayan Ahmet İnci, gününün 10 saatini arılarla çalışarak geçiriyor.

Ömrünü arıcılığa adayan İnci, AA muhabirine, Türkiye'de 5 farklı arı ırkı olduğunu ve bu arıların geçmişe göre daha az verimli olduğunu söyledi.

İnci, "Rakamlara baktığımızda, dünyada bal verim ortalaması 24, Çin’de 48, Türkiye'de ise 14 kilogram. Hatta kovanlara yedirilen şekeri düşerseniz kovan başına gerçek bal verimi 5-6 kilogram." dedi.

Yaptığı araştırmalar sonucunda, Türkiye'deki arıların verimsizleşmesinin sebebinin arıların melezlenmesi olduğunu tespit ettiğini belirten İnci, şöyle konuştu:

"Geçmişte arı ırkları sabit yerlerdeydi. Özel florası olan yerde olan arılar verimliydi. İnsanlar arıları taşımaya başlayınca taşınan arılar, birbiriyle melezlendi ve verimleri düştü. Anadolu tabiriyle soysuzlaştılar. Bu soysuzlaşma neticesinde Türkiye'de bal verimi düştü ve arıcılık kısır döngüye girdi."

"Soysuzlaşan arıların huylarını düzeltmek" için çabalıyor

Son 25 yıldır yaptığı çalışmaları, "Soysuzlaşan arıların huylarını düzeltmek" olarak tanımlayan İnci, 1998'de Artvin'de Kafkas arılarıyla başladığı çalışmalara, 2010'dan itibaren Ankara'daki Orta Anadolu arılarıyla devam ettiğini anlattı.

Arıların bal üretimindeki verimini artırmak için arıların ırkını yeniden saf hale getirdiklerini vurgulayan İnci, şu bilgileri verdi:

"Öncelikle arıları DNA'sına kadar inceliyoruz. Arının ırkını tayin ettikten sonra ırkın devamlılığını sağlamak için suni tohumlama tekniği kullanıyoruz. Bu teknikle elde ettiğimiz saf ırkın yeni nesillerini elde tutuyoruz. Bu ürettiğimiz materyalleri de ana arı üreticilerine veriyoruz. Onlar da bir anadan 3-4 bin ana üretip o arıları da arıcılara veriyorlar ve döngü böyle sağlanıyor."

Ürettikleri ana arıların verimli olduğunu belirten İnci, "Ürettiğimiz ana arılarla çalışan arıcıların aldıkları verim, dünya ortalaması olan 24-25 kilograma ulaştı. Ama Türkiye'de daha çok arıcının bu ıslah edilmiş arılarla çalışması gerekiyor." diye konuştu.

Arıcıların ve arıların doğa için bal üretiminden ziyade hayati bir misyonu olduğunun altını çizen İnci, şunları kaydetti:

"Bütün insanların ürettikleri ürünlerin döllenmesini bal arıları yapıyor. Böceklerin zirai mücadele nedeniyle azalmasından ötürü iş arılara kaldı. Arıcılığı yapanların da bu nedenle işlerini sürdürmesi için ekonomik olarak kendilerine yetmeleri gerekiyor. Eğer yeteri kadar gelir elde etmezlerse arıcılığı terk ediyorlar. Arıların olması için arıcılığın ekonomik olması ve kovan başına çıkan verimin ortalama 30 kilogram olması gerekir. Bunun için en güzel sözü Albert Einstein söylemiş. 'Arılar olmasa insanlık ancak 4 yıl yaşayabilir.' Arılar döllenmezse, tozlanma olmaz, bitki olmaz, hayvan olmaz, sonunda da insan olmaz."

"Arılarla çalışmak benim yaşama nedenim"

Ahmet İnci, yaptıkları çalışmayla arıcılığın nasıl ekonomik olabileceğini gösterdiklerini ifade ederek, "Önceden 5-6 kilogram bal veren koloni yerine 25-30 kilogram bal veren kovanların nasıl elde edileceğini gösterdik. Bundan sonraki iş, kamu kurumlarının elimizdeki materyalleri arıcılara hızlı bir şekilde ulaştırmada yardımcı olması." dedi.

Ürettikleri arılardan hasat ettikleri balı kolonileri beslemek için kullandıklarını söyleyen İnci, "Arıcılık gelişir ekonomi gelişir ama en önemlisi arıcılık, bitkilerdeki döllenmeyi sağlayarak, tüm ülkede ve dünyada ürünlerin yeteri kadar bol üretilmesini sağlayacaktır." ifadesini kullandı.

İnci, tüm çalışmalarının kaynağının arıcılığa olan tutkusu olduğunun altını çizerek, "Herkesin bir tutkusu var. Arılarla çalışmak benim yaşama nedenim. 80 yaşındayım halen günde 8-10 saat çalışıyorum. Bu bana bir haz veriyor. Hayat felsefem de bu." sözleriyle duygularını aktardı.


Muhabir: Esra Hacioğlu Karakaya