• Ekonomi

“Dış ticarette bizi sınırlayan kendi engellerimizi ortadan kaldırmalıyız”

Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan: - "Bu yıl ‘Rekabetin Şifreleri: Sınırsız Ticaret’ temasıyla gerçekleştirdiğimiz zirveyle hedefimiz, dış ticaret performansımızı daha da artırmak için dış ticarette bizi sınırlayan kendi engellerimizi ortadan kaldırmak ve sektörümüzün büyümesi için yeni açılımlar sağlamaktır" - TİM Başkan Vekili Kutlu Karavelioğlu: -"Giderek artan ihracat doğal olarak her defasında yeni bir rekor ortaya çıkarıyor. Sayın bakanımızın açıkladığı ekim sonu rakamlarına göre geçen yılın ilk 10 ayında 52 milyar dolar olan dış ticaret açığı yüzde 55 gerileyerek 23 milyar dolara indi, karşılama oranı ise yüzde 73’ten yüzde 87’ye yükseldi" - İstanbul Sanayi Odası Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay: - "Artık bildiğimiz rekabet stratejileri, ülkelerin üstünlükleri artık geçerli değil. İnsanlar kendi değer yaratma yaklaşımları üzerinde duruyor. Farklılaşmayla, müşteriyi anlamaya çalışmamız lazım. Bir markanın değeri aslında yarattığınız faydayla ortaya çıkıyor"

İSTANBUL (AA)- Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan, "Bu yıl 'Rekabetin Şifreleri: Sınırsız Ticaret' temasıyla gerçekleştirdiğimiz zirveyle hedefimiz, dış ticaret performansımızı daha da artırmak için dış ticarette bizi sınırlayan kendi engellerimizi ortadan kaldırmak ve sektörümüzün büyümesi için yeni açılımlar sağlamaktır." ifadelerini kullandı.

Türkiye İMSAD’dan yapılan açıklamaya göre, Dernek, 2009 yılından bu yana gerçekleştirdiği “Uluslararası İnşaatta Kalite Zirvesi”nin 9’uncusunu, bu yıl “Rekabetin Şifreleri: Sınırsız Ticaret” temasıyla Swissotel The Bosphorus İstanbul’da düzenledi.

İnşaat malzemeleri sanayisinin, gerek toplam üretim, dış ticaret ve istihdamdaki payı, gerekse diğer sektörlerle yakın ilişkisi sebebiyle Türkiye için stratejik önem taşıdığını belirten Ferdi Erdoğan, zirvenin bu yılki temasının “Sınırsız Ticaret” olduğunu çünkü Türkiye’nin inşaat malzemesi üretiminde dünyanın en büyük 5 ülkesinden biri olduğunu aktardı.

Küresel Rekabet Endeksi'nde yer alan 140 ülkenin 115'ine ihracat gerçekleştirdiklerini ve Almanya, İngiltere, ABD, Kanada, İsrail, Irak’ın en önemli pazarları olduğunu belirten Erdoğan, “Bununla birlikte en çok ihracat yaptığımız ülkeler arasında Çin, Romanya, Fransa, Yemen ve İtalya da bulunuyor. Bu zirveyle, dış ticaret performansımızı daha da artırmak için ticaretimizi sınırlayan engelleri ve çözüm önerilerini masaya yatırarak sektörümüzün gelişimine katkıda bulunmayı hedefliyoruz.

Sektör olarak Türkiye’nin ilk 3 sektörü içinde yer aldığımız ihracat hacmindeki ivmeyi sürekli kılmak en önemli amacımız. Bunu gerçekleştirmek için de neler yapmamız gerektiğini, mevcut pazarlarımızın dışındaki bölgelere ulaşarak ihracattaki sınırları ne şekilde aşmamız gerektiğini araştırıyor ve benzer bir dizi konuyu masaya yatırarak, sektörümüzün büyümesi için yeni açılımlar sağlamaya çalışıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.


- “Biz batı standartlarıyla üretip doğunun fiyatlarıyla rekabet ediyoruz”

Haksız rekabetin uluslararası ticarette gündemde olduğunu belirten Erdoğan, “Çin taklitçilikte birinci, Türkiye ikinci. Kayıt dışı üretim ile mücadele etmemiz gerekiyor. Hız, maliyet ve kalite üçgenini sağlamalıyız. Bu, tedarik zinciri yönetiminde maliyeti ve müşteri memnuniyetini etkileyen en önemli faktördür. Biz batının standartlarıyla üretip doğunun fiyatlarıyla rekabet ediyoruz. Ülkelerin rekabet endeksine baktığımızda 98 baz puanla batımızdaki ülkelerden daha iyi bir endekse sahipken, doğumuzdaki gelişmekte olan ülkelerden de daha yüksek bir endekse sahibiz.” ifadelerini kullandı.

İhracatın daha değerli hale gelmesi için Türkiye’nin markalaşmasının çok önemli olduğunun altını çizen Ferdi Erdoğan, “Türkiye’de yaklaşık 83 bin ihracatçı var. 2018’deki ihracat gelirimiz 168 milyar dolar. 168 milyar dolarlık ihracatın, 102 milyar doları, TİM’in açıkladığı 1000 ihracatçıya ait. Geriye kalan 83 bin ihracatçının yaptığı ihracat değeri, 66 milyar dolar. İhracatçısı bu kadar fazla olan bir ülkenin, bu kadar düşük bir ortalamaya sahip olması önemli bir soruna işaret ediyor.

Made in Turkey için ihracatı nicelik için değil nitelik için yapmalıyız. Ürünümüze güven duyulması olmazsa olmaz unsurdur. Ayrıca ihracatta büyüme trendimiz yüksek olduğu için altyapı çalışmaları bizim için kritik önem taşıyor. Organize sanayi bölgelerinin yaklaşık yüzde 99’unda demiryolu bağlantısı yok. Oysa limana ulaşmak, maliyetin yüzde 25’idir.” yorumunda bulundu.

- "Küresel ticaret bir değişim süreci yaşıyor"

TİM Başkan Vekili Kutlu Karavelioğlu ise küresel ticaretin bir değişim süreci yaşadığına ve post dijital dönemde, bugün küresel ticarete konu olan ürünlerin önemli bir bölümünün ortadan kalkacağına dikkati çekti.

Gelişmiş ülkelerin dahi altyapı ve konut alanlarında bitmek bilmeyen ihtiyaçları olduğunu ifade eden Karavelioğlu, dolayısıyla bu yok oluştan en az etkilenen sektörlerin başında inşaat sektörünün geleceğini belirtti.

İnşaat malzemeleri sanayisinin Türkiye'nin en büyük ikinci ihracat sektörü olduğunu vurgulayan Karavelioğlu, makine sektörü de dahil edildiğinde inşaat malzemeleri sanayisinin en büyük ihracat sektörü olabileceğini ifade etti.

Karavelioğlu, şunları kaydetti:

“Giderek artan ihracat doğal olarak her defasında yeni bir rekor ortaya çıkarıyor. Sayın bakanımızın açıkladığı ekim sonu rakamlarına göre geçen yılın ilk 10 ayında 52 milyar dolar olan dış ticaret açığı yüzde 55 gerileyerek 23 milyar dolara indi, karşılama oranı ise yüzde 73’den yüzde 87’ye yükseldi. Bunda hep birlikte yaptığımız ihracatın katkısı oldukça büyük. ‘Dış ticaret fazlası veren Türkiye’ hedefine daha çabuk ulaşmamız için ihracatçılarımız ve birliklerimizin bir arada çalışması büyük önem taşıyor." ifadelerini kullandı.

- "İnsanlar artık değer zincirine odaklanıyor"

İstanbul Sanayi Odası Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay, dünyada rekabetin artık çok daha farklı bir noktada olduğuna işaret ederek, “Ne kadar farklılaşıyorsanız hem ürününüze hem hizmetinize talep yaratabiliyor ve öne geçebiliyorsunuz. İtalya ve İspanya’ya baktığımız zaman, aslında ülke markasına yatırım yaparak öne çıktıklarını, önde gelen tasarımcılarını daha iyi konumlandırarak onun rüzgarıyla diğerlerini de peşlerinden sürüklediklerini görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Rekabet gücünü artırmanın diğer bileşenlerinin Ar-Ge, yenilikçilik, insana yatırım, bilgiye dayalı ekonomik ve toplumsal yapıya geçiş olduğunu vurgulayan Zeynep Bodur Okyay, şunları kaydetti:

“İnsanlar artık değer zincirine odaklanıyor. Tek başımıza hiçbir zaman muktedir değiliz. Bugün dev markalar tedarik zincirinde iş birliği yapıyor. Çünkü ekosistemler dünyası geçerli. Artık bildiğimiz rekabet stratejileri, ülkelerin üstünlükleri artık geçerli değil. İnsanlar kendi değer yaratma yaklaşımları üzerinde duruyor. Farklılaşmayla, müşteriyi anlamaya çalışmamız lazım. Bir markanın değeri aslında yarattığınız faydayla ortaya çıkıyor.

Bu etkileri göz önünde bulundurduğumuzda, bizim başka bir açıdan işimize yaklaşmamız gerektiği ortaya çıkıyor. Ayrıca sosyal medya sadece paylaşımların yapıldığı bir yer değil, orada hakkınızda bir algı oluşuyor. Artık ne kadar sosyal etki yarattığınız ne kadar çevreci olduğunuz, süreçlerinizi nasıl tasarladığınız, ne kadar farklı olduğunuzla alakalı bir algı bu. O yüzden de her işin başı insan ve yetkin insan yetiştirmek zorundayız, yoksa işimiz çok zor.”

Uluslararası Rekabet Araştırmaları Kurumu (URAK) Başkanı ve İstinye Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Melih Bulu da oyun teorisine iş dünyasında sıkça başvurulduğunu, bu teoriyi bilmeyen tarafların ise rekabette geri kaldıklarını vurguladı.

Bulu, uluslararası oyuncular oluşturmak için şirketleri iyi seçip onların desteklenmesi gerektiğini belirterek, “Özellikle ihracat yapan şirketlerimizi iyi analiz edip, oyun teorisinin ilkelerini dikkate alarak desteklemeliyiz. Çünkü rakiplerimiz bunu yapıyor. ABD, Avrupa Birliği ve Çin’de uluslararası rekabette oyun teorisinin ilkeleri birebir uygulanıyor.” dedi.