AJANSLAR -
İsrail medyasında yer alan analizler, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan demiryolu ve lojistik anlaşmalarının bölgesel güç dengelerini etkileyebileceğini savunuyor. Hicaz Demir Yolu'nun canlandırılması projesinin Türkiye'nin ekonomik ve stratejik konumunu güçlendirebileceği belirtiliyor.
İsrail basınında yayımlanan analizlerde, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında bu hafta imzalanan demiryolu ve lojistik iş birliği anlaşmaları dikkat çekti. Anlaşmaların, Osmanlı dönemindeki Hicaz Demir Yolu'nun modern bir versiyonunu hayata geçirmeyi hedeflediği ve Türkiye, Suriye, Ürdün ile Suudi Arabistan arasında yeni bir kara ticaret koridoru oluşturabileceği ifade edildi.
İsrail'in önde gelen yayın organlarından Ynet'te yayımlanan analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bölgesel krizleri stratejik fırsata dönüştürdüğü savunularak, "Erdoğan, Boğaz'dan Kızıldeniz'e uzanan bir nüfuz alanı elde etti" değerlendirmesine yer verildi. Analizde, Türkiye'nin Suriye üzerinden uzanan yeni ticaret hattında merkezi bir konuma yerleştiği öne sürüldü.
Hicaz Demir Yolu yeniden gündemde
Türkiye ve Suudi Arabistan arasında imzalanan mutabakatların, Suriye ve Ürdün üzerinden uzanacak demiryolu bağlantılarıyla tarihi Hicaz Demir Yolu'nun yeniden canlandırılmasını hedeflediği bildiriliyor. Ulaştırma alanındaki iş birliğinin ilerleyen dönemde Körfez ülkeleriyle daha geniş bir lojistik ağ oluşturması planlanıyor.
İsrail merkezli bazı yorumlarda, söz konusu koridorun İsrail'in son yıllarda destek verdiği alternatif ticaret projelerine rakip olabileceği ve Körfez ülkeleriyle Avrupa arasındaki taşımacılıkta yeni bir seçenek yaratabileceği ifade edildi. Ancak bu değerlendirmeler analiz ve yorum niteliğinde olup, ilgili ülkeler tarafından bu yönde resmi bir açıklama yapılmış değil.
Bölgesel rekabet tartışmaları
Uzmanlar, demiryolu projesinin ekonomik boyutunun yanı sıra siyasi ve stratejik sonuçlar da doğurabileceğine dikkat çekiyor. Türkiye'nin Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan ile geliştirdiği ulaşım ağlarının bölgesel ticaret akışlarını etkileme potansiyeline sahip olduğu belirtilirken, projenin tam anlamıyla hayata geçirilmesinin güvenlik, finansman ve altyapı yatırımlarına bağlı olduğu vurgulanıyor.
Öte yandan, "Türkiye İstanbul Boğazı'ndan Kızıldeniz'e kadar uzanan bir nüfuz alanı elde etti" ifadesi bir haber değil, İsrail basınında yayımlanan yorum ve analiz yazılarında yer alan değerlendirmelerden oluşuyor. Bu nedenle söz konusu ifadeler nesnel bir durum tespiti değil, ilgili yazarların görüşleri olarak değerlendiriliyor.
Kaynak: Ynet, Times of Israel, Al-Monitor, AA
Derleme: OGÜNhaber GPT