• Dünya

Avrupa'ya 'kara kışı' şimdiden yaşatan enerji krizinin çözümünde 'tahıl modeli' örnek olabilir mi?

Avrupa'da baş gösteren enerji krizi bu kışın zor geçeceğini gösteriyor. Uzmanlar krizin çözülmemesi durumunda bu kış atlatılsa bile gelecek yıllarda daha kötü günlerin kapıda olduğunu ifade ediyor. Peki, tahıl krizi konusunda diplomatik başarıyla sorunun çözümüne katkı sunan Türkiye, enerji krizinde de bunu yapabilir mi? Sputnik, uzmanlara sordu.
Avrupa'ya 'kara kışı' şimdiden yaşatan enerji krizinin çözümünde 'tahıl modeli' örnek olabilir mi?
Avrupa’daki enerji krizini anlamak için yaşanan sürece kısaca göz atmakta fayda var. Rusya’nın 24 Şubat’ta Donbass’a başlattığı özel askeri operasyondan da önce başlayan enerji krizi farklı boyutlara evrilerek devam ediyor.

GazDay Genel Müdürü Mehmet Doğan, krizin 24 Şubat’tan öncesini ve sonrasını Sputnik’e şöyle anlattı: “24 Şubat’tan önce yaşanan enerji krizini anlamadan şu andaki durumu anlamak mümkün değil. Enerji krizi dediğimiz olayın özü pandemi ile başladı. Bu süreçte talebin çok düşmesiyle yüksek miktarda piyasaya hazırlanmış olan satıcıları derinden etkiledi. Bu dönemde petrol ve doğalgaz fiyatları tarihinin en düşük seviyelerini gördü. Pandemi döneminde satıcılar çok büyük bir darbe aldı, alıcılar da çok ucuz fiyattan yararlandılar. Bir sonraki dönemde talep artmaya başladı ancak satıcılar da kendilerini güvende tutmak istediler. Sonraki dönemlerde dünya genelinde talep çok çok daha arttı. Kuzey Akım-2 Avrupa için bir can simidiydi. Eğer açılabilseydi artan talebe rağmen fiyatları aşağı çekebilecekti. Çeşitli bürokratik engellerle bu hattın açılışı ertelendi ve bu şartlarla 2021-2022 kışını yaşamaya başladık. Bu dönemde fiyatlar çok yükseldi. Avrupa’da depolar tam dolmamıştı, yani arz eksiği ve yüksek taleple bu dönemi geçirdiler.”

‘24 Şubat’tan sonra akış bir süre devam etti’
Tam da bu sıkıntılı sürecin ardından Rusya-Ukrayna krizinin başladığını belirten Doğan, “Bu olayla birlikte denklem başka bir hal aldı. Aslında başta enerji konusunda bir sıkıntı yoktu ve olması da beklenmiyordu. Çünkü genel itibarıyla enerji konusu ülkelerin siyasi ve askeri pozisyonlarından ayrı çalışan bir mekanizmaydı. Bu Ukrayna krizi ile başka şeyleri deneyimledik. Kışın başında yaklaşık günlük 384 milyon metreküp Rusya’dan Avrupa’ya doğalgaz akışı vardı. Kaldı ki Kuzey Akım-2 devreye girseydi buna artı 160 milyon metreküp daha eklenecekti. Bu akış Avrupa’ya kuzeyden Kuzey Akım-1, Polonya ve Ukrayna üzerinden ulaşıyor. 24 Şubat’tan sonra bu akış bir süre devam etti” dedi.

‘Avrupa Birliği’nin Kuzey Akım-2’yi iptal etmesi denklemi bozdu’
“Denklemi bozan ilk olay Ukrayna krizi başlar başlamaz Almanya ve Avrupa Birliği’nin Kuzey Akım-2’yi iptal etmesi oldu” diye devam eden Doğan, şunları ekledi:
“Bu adımla Avrupa niyetini açıklayarak enerjiyi krize dahil etti. Polonya üzerinden gelen hattın sözleşmesi bitiyordu, istenirse yenilenebilirdi ancak o da olmadı. Sonrasında Rusya tarafından ruble ile ödeme şartı hamlesi geldi. Bazı ülkeler bunu kabul etmedi ve gazları kesildi. Akabinde Polonya doğalgazsız kalınca bu ihtiyacını Alman borsasından almaya başladı. Bu da Almanya’yı daha ciddi oranda sarstı. Avrupalı yöneticilerin ciddi hatası dünyada LNG’yi bol zannetmeleri oldu. LNG’nin yaklaşık 1.6 milyar metreküp günlük arzı var. Bu arzın da 2026’ya kadar da ciddi oranda artması beklenmiyor. LNG’yi artırabilmeniz için sadece üretimi artırmak yetmez sıvılaştırma tesisi yapmanız ya da bunların kapasitesini büyütmeniz lazım. Avrupalılar bu LNG için girişimlerde bulundular ancak istenilen sonuç elde edilemedi. Daha sonra Rusya’dan Avrupa’ya gaz akışı sağlayan Ukrayna’daki bir nokta kayboldu. Ukrayna savaştan dolayı bunu yönetemediğini ve hattı kapattığını açıkladı. Akabinde Kuzey Akım-1’de ağır bakıma gönderilen türbinler Kanada’dan dönmedi. Bu garip bir durum çünkü dünyadaki üreticiler Gazprom’a karşı gaz türbinleri konusunda bir ambargo uygulamıyorlar. Kanada tek taraflı bir ambargo koydu. Bu türbinler 32.000 saat çalışmanın ardından ağır bakıma gitmesi gerekiyor. Bunlar sırasıyla planlı bir şekilde yapılıyordu, bu takvim darmadağın oldu. Buna karşılık da Gazprom akışı iyice azalttı. Zamanında 384 milyon metreküp giden gaz şu anda Avrupa’ya 70 milyon metreküp civarında giriyor.”

‘2023-2024 kışı çok çok daha zor geçer’
GazDay Genel Müdürü Doğan, gelinen sonuca dair ise şunları söyledi: “Bu durumun sonucunda Avrupa depoları dolduramamaya başladı. Şimdi bir LNG kavgası var bu kışın daha da beter olacak. Hem fiyat artacak hem de LNG’ye erişim zorlaşacak. Hal böyle iken depolar tamamen dolu olsa bile Avrupa kriz yaşayacaktı çünkü Rus gazı yok. Rus gazı olacak üstüne depolar da dolu olacak şeklinde bir durum varken depoların da tamamen dolma ihtimali artık yok. Bu kış Avrupa’da çok ciddi bir kriz olacak ve bundan da Alman sanayisi çok etkilenecek. Bu saatten sonra geriye dönüş de yok. Avrupa bu kışı bir şekilde atlatsa bile bir sonraki kış daha beterini yaşayacak. Çünkü bu sene içinde Rus gazı vardı, bu gaz birden bire kesilmedi, Avrupa’ya yaz boyunca bayağı bir aktı. LNG de destek çıktı. Bunlar kesildiği veya aksadığı durumda 2023-2024 kışı çok çok daha zor geçer. Bunu Avrupalı liderler nasıl göremiyorlar ve enerjideki krizi neden bu kadar kaşıyorlar anlamıyorum. Hiç kimse rasyonel davranmıyor.”

Enerji krizinde çözüm mümkün görünüyor mu?
Enerji krizinin nasıl çözülebileceği konusunda Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’dan dikkat çeken bir açıklama geldi. Akar, İstanbul’da Rusya, Türkiye, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler’in katılımıyla tahıl koridorunu izlemek kurulan Müşterek Koordinasyon Merkezi’ni örnek göstererek “Gıda krizinin önlenmesine ve uzmanlara göre gıda fiyatlarının düşmesine katkı sağlayacak olan bu Merkez’de yapılacak çalışmalar, benzer şekilde enerji krizi ve diğer bazı sorunların çözümüne de model olabilir” ifadelerini kullandı.

‘Avrupa geri adım atarsa Rusya da bu konuda adımlar atar’
Emekli Büyükelçi Uluç Özülker ise tahıl krizi ve enerji krizinin farklı boyutları olduğunu vurguluyor: “Bu enerji krizi doğrudan Avrupa ve ABD’nin Rusya’ya uygulamakta olduğu yaptırımlara karşı adeta bir misilleme şeklinde ortaya çıkıyor. Tahıl krizi çok farklı bir şey. Dünyada artan fiyatlara ve açlığa karşı atılmış bir adım. Yani daha çok insani boyutu ön plana çıkan bir konu. Enerji krizi ise doğrudan doğruya karşılıklı olarak bir bilek güreşinin tezahürüdür. Enerji krizinde Türkiye ne yapabilir diye sorulduğunda bunun arkasına birkaç tane soru işareti eklemek gerekiyor. Arabulucu olup Rusya’ya gidip Avrupa soğukta kalmasın dersen onlar da yaptırımlar, ambargolar altında bizim yaşadığımız sıkıntılar konusunda Avrupa ne düşünüyor diye sorarlar. Rusya burada elinde ciddi kozlar olduğunu gösteriyor. Başka bir deyişle bu yaptırım uygulayan tarafların kendi aralarında çözmesi gereken bir sorundur. İki tarafın da tavizler vermesi gerekiyor. Avrupa geri adım atarsa Rusya da bu konuda adımlar atar. Avrupa’nın tutumu yaptırımlar karşısında taviz vermeyi kabul etmeme yönünde. Burada ABD ve İngiltere faktörü de devreye giriyor.”
Yorum Yazın