Galip Gezer

Galip Gezer

Katma Değer Seramonisi

Bir mikro SD kart 0,25 gramdır. 1 Megabayttan 1 Terabayta kadar çıkabilmektedir. 1 Terabaytlık 1 mikro SD hafıza kartı 0,25 gram ağırlığının yanında fiyatı tam tamına 3904 TL'dir. Yani 4 tanesi 1 gram yapar ve gram fiyatı 15.618 TL'dir. Kilosu ise 15.618.840 TL yani eski parayla 15 trilyondan biraz fazladır.
Katma Değer Seramonisi
Mikro SD, plütonyum ve elmas ile aynı fiyatlara sahiptir ve üretilme süreci bu elementler kadar çok pahalı değildir. Dağda, taşta madenlerde değil laboratuvarlarda ve atölyelerde üretilmektedir.

1 kilogram mikro SD kartın sağladığı katma değerin yanına yaklaşmamız için, 1 milyon 300 bin ton fındık ihraç etmemiz gerekiyor.

1.300.000 ton zahmetle ve meşakkatle üretilen bir ürün...

Ülke olarak interneti ve teknoloji çok fazla tüketmemize rağmen ne yazık ki üretme faslını çoğu zaman es geçiyoruz. Bu da ekonomimizin sonunu getiren bazı etkenlerden biri olacaktır.

Eğitimde de çok sıkıntılarımız var maalesef. 1605 olan İmam Hatip Lisesi sayısına karşılık 4036 meslek lisesi olması acınacak bir durumdur. İmam Hatip liselerinin yerine yeterli sayıda İslam kolejleri kurulup ilahiyat fakültesi ile devam edilmeli ve mevcut İmam kadrosu lağvedilmelidir.

Fakülte mezunu imamların göreve getirilmesi ve kapatılan İmam Hatip liselerinin yazılım lisesine çevrilmesi hayatı bir meseledir.

Sokak röportajlarında gördüğümüz kadarıyla 4 kitabı ve 4 büyük peygamberi sayamayan bir nesil çıktı ortaya...

Ülkede herkesin elinde akıllı telefonlar var ama ne işe yaradığını dahi bilmiyorlar. Her bir cep telefonunun dünyanın en büyük kütüphanesi olmasına rağmen, sizlerin bu aygıtı en büyük kumarhaneye veya mahremiyetsiz bir sosyal pencereye çevirmeniz çöküşün de başlangıcıdır aslında.

Çöküyoruz...

Maalesef çok hızlı bir şekilde çökertiliyoruz ve bu kokuşmuşluğa derhal son vermeliyiz.

2019 yılı biterken Türkiye Cumhuriyeti'nde Google’da en çok arama yapılan konular sıralaması maalesef şöyledir;

1. Konut kredisi hesaplama.

2. Sigara fiyatları.

3. Burçların tarihleri.

4. İstanbul İzmir otoban ücretleri.

5. Ebru Polat, Hadise, Reynmen dans.

6. Hazal Kaya, Ali Atay

7. Bayram tatili 9 gün olacak mı?

8. Okullar ne zaman açılacak.

9. Ceza.

10. Mustafa İslamoğlu.

11. Bayram ikramiyesi ne zaman yatıyor.

12. Doğalgaz zam.

13. Nikola Tesla ve Hadron modülü.

( 13. Şaka arkadaşlar öyle bir şey yok. Nereden bulacaksın Tesla ve Hadron modülünü araştıran vatandaşı.)


Evet, maalesef durum bu kadar vahimdir. Çalışmayan, düşünmeyen, eğlence ve tatil için yaşayan bir nesil gelmektedir. Hâlbuki teknoloji okullarında iyi eğitim verebilmiş olsaydık bugün gramı 15.000 TL olan plastik ve metal yongalardan oluşan bu minik materyali biz de üretebilirdik.

Türkiye'de hayali ihracatın tavan yaptığı dönemler olan 1992 yıllarda gerçekten ihracat yapan ama mahkemeye çıkmak zorunda kalan bir yazılımcıdan bahsedeceğim.

İsmi Ali Akurgal ve Türkiye'nin ilk yazılım ithalatını yapan kişidir.

Ali bey ile yapılan bir röportaj... 1992 yılında gerçekleştirilen 2 milyon dolarlık yazılım ihracatı hikâyesini okuyunca şok olacaksınız!

Yazılım birimimiz neden 'Metre' hiç düşündünüz mü? Çok değil yalnızca 27 yıl öncesine dayanan bir hikâyesi var, desek? Şaşırır mıydınız?

Evet! Kimsenin aklına bile gelmeyecek şekilde yapılan ve ağzınızı açık bırakacak tek tuşla yapılan bir ihracat yolcuğuna çıkıyoruz.

Bu 'Metre' yazılım yolculuğuna beraber çıkalım.


Başlıyoruz...

1992 yılından bahsediyoruz. Bilgisayarlar günümüzdeki gibi mükemmel değil hatta ve hatta internet de yok. Peki, ama 2 milyon dolarlık bir ihracat nasıl yapılır?

Bilim dünyasının duayeni olarak bilinen Ali Akurgal, bahsedilen sözde "Hayali ihracat’’ı bir söyleşisinde şöyle anlatmıştır. Bu söyleşi sırasında yaptıkları 2 milyon dolarlık ihracatlarını nasıl gerçekleştirdiklerini komik ama şaşırtıcı bir anı olarak ifade etmiştir. Tabii iş yine bununla bitmemiş ve ortaya çıkan trajikomik durumlardan da bahsetmiştir.

"1992 yılında Netaş’ta ilk yazılım ihracatını gerçekleştirdik. Hazırlanan bir yazılım paketini; tuşa bastık, o zaman internet falan yok, çatıdaki çanak marifeti ile vallahi de billahi de müthiş bir hız olan 128kb/s ile İngiltere’ye uydu üzerinden yolladık. Faturayı da pullu posta ile yolladık. 2 Milyon Dolar bankaya geldi. Kasaya koyduk.”

Tek bir tuşla 300 dolarlık ihracat yapmak ne kadar büyük bir suç?

“Aradan 3-4 ay geçti, vergi memurları geldiler. Dediler ki, “Siz bir fatura yollamışsınız, 2 Milyon dolarlık”. “Evet” dedik. “Bu para ödenmiş” dediler. Biz yine “Evet” dedik. “Ama mal çıkışı yok, bu hayali ihracat” dediler! Bunun üzerine vergi memurlarını Ar-Ge’ye aldık, bir bilgisayarın başına oturttuk. “Şu ‘enter’ tuşuna basar mısınız?” dedik. Biri bastı; sonra “Ne oldu?” diye sordu. “300 dolarlık ihracat yaptınız, bunun faturasını yollayacağız, o da ödenecek” dedik. Adam sanki bir suç varmış da ortak olmuş gibi hissetti ve çok kötü oldu.”

"Daha sonra yazılım nedir, uydu bağlantısı nedir, bunlar ne kadar para eder tek tek anlattık. Adamlar anladılar anlamasına ama mevzuata göre mal çıkışının olması gerekiyormuş.”

Sadece iki makaralı bantta 2 milyon dolar olduğuna inanmak akıl kârı bir iş mi? Yoksa gerçekten doğru mu?

"Tabii o zamanlar CD yok, hatta kaset bile yok, yalnızca makaralı bant kullanılıyor. Biz de yazılımı iki makaraya kaydettik ve gümrük komisyoncusuna verdik. Ancak gümrük memuru “Tırlar nerede?” diye sormuş. Gümrük komisyoncusu da “Tır yok tüm mal 2 makarada” demiş. Gümrük memuru iki makaranın 2 milyon dolar edeceğine inanmadığı için işlem yapmamış."

İki küçük makara bandı 2 Milyon dolar eder mi? Edermiş(!)

“Gümrük memuru bize inanmadığı için mahkemeye bile gidildi. Bilirkişi heyeti kuruldu. Bizim makaraların 2 milyon edip etmeyeceğini incelediler. Vallahi nasıl incelediler inanın bilmiyorum ama mahkemeyi kazandık.”

"Her şey oldu, bitti!" derken ortaya çıkan trajikomik durum...

“Bu kez aynı komisyoncu, aynı gümrük memuruna aynı makaraları mahkeme kararı ile götürüp işlemi yeniden başlattı. Ancak işlem sırasında, ihraç malının birim fiyatının girilmesi gerekiyormuş. Bakmışlar, zarfta teyp bandı var, makarası 1.000 metreden 2.000 metre yazılım diye yazmışlar.”

Böylelikle, Türkiye'den ihraç edilen ilk yazılımın birimi metre olarak tescillendi.

İnternet yokken hatta daha CD ve kaset bile çıkmamışken bu denli bir ihracatı gerçekleştirmiş olan Netaş'ı ve Ali Akurgal'ı tebrik ediyoruz.



Böylesine komik ve garip hikâyelerin bir daha yaşanmaması ümidiyle yazımıza Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözü ile son verip esenlikler diliyorum.

"İnsanların hayatına faaliyetine egemen olan kuvvet yaratma icat yeteneğidir." 1930

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın