Figen Çağla Koptekin

Figen Çağla Koptekin

Kadın!

İktisat ve sosyolojinin öncülerinden kabul edilen, 14. yüzyılın ünlü düşünürü, devlet adamı İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünü çoğumuz duymuşuzdur. Peki duyduğunuz bu söze itafen düşünüp, derinlemesine çözümlemeler yaptığınız yahut hayata, dünyaya dair bir yığın cevapsız sorularla başbaşa kaldığınız oldu mu hiç?
Kadın!
İbn-i Haldun'un zamanları aşan tespitinden çıkan sonuç ile bireyin bulunduğu toplumdan asla ve asla bağımsız olmadığını gözlemlemekteyiz. 

Nedir bu bağımsız olmama durumu?

Coğrafya insanların kaderi midir?

Kadın cinselliğinin toplum tarafından adeta tehdit gözüyle görüldüğü bazı ülkelerde kadın sünneti gerçekleşir.

Kadın Sünneti Nedir?

Dikkatinizi hiç çekti mi, hiç okuyup araştırma gereksiniminde bulundunuz mu bilmiyorum ama kısaca değinirsek:

Bir çok müslüman ülkede islamiyet adına gerçekleştirilen, genellikle kızın annesi, teyzesi, komşusu tarafından kör bıçaklarla gerçekleştirilen işlemde kadın üreme organının kısmen ya da tamamen çıkarılmasıdır. Ritüel olarak yapılan bu uygulama Afrika, Asya ve Orta Doğu'da bazı ülkelerde ya da ülke içindeki bazı topluluklarda görülür.

Gelenekler sonucu gerçekleştiren bu uygulama sonucunda kızın kan kaybından ölmesi, ölmediyse eğer, ilerleyen sosyal- cinsel yaşam psikolojisinde  derin tramvalara yol açmaktadır.

Bu ritüelde temel omaç kadının cinsel hayattan zevk almasını önlemektir.

Peki kadın kimdir?

TDK bu kavramı erişkin, dişi olan olan olarak tanımlamış olsada bundan çok daha fazla olduğunu, yaşadığımız toplumun bize öğrettikleri ile  tecrübe edinme imkanı buluyoruz.

Kadın olmanın anlamı nedir?  

Kadınlar hayatımızın hangi aşamısında vardır?


Her bireyin hafızasının derin noktalarına temas etmiş, zihninin perde arkasından kahramanlığını yaptığı, her daim saygı duyduğu bir kadın figürü vardır.Bu kadın; Mustafa Kemal için Zübeyde Hanım iken, Adnan Medres için yasak aşkını yaşadığı, sevdiği kadın Ayhan Aydan, Nazım Hikmet'in uğruna şiirler yazıp,kitaplara, tiyatro sahnelerine konu olan aşkı Piraye olurken bizler için anne, abla, iyi bir dost, bir aktivist, sanatçı, sıradan bir insan, her hangi bir kişi olmuştur.

Yani herkesin bir kadını vardır. 

Benim kadınım, kahramanım, cinseyitimden ötürü ötekileştirildiğim coğrafyamda, öteki olmayı reddeden, her daim kendi gücümün farkına varmamı sağlayan bir anne, annem… Yani sadece bir kadın değil, binbir güçlükle dikilen binanın enkazı ardından, beton yığınlarını kaldırarak, tozların arasından yeniden varoluş mücadelesine dahil olmamı sağlayacak bir güç. Öyle bir güç ki her şeyin sahtelik,riyakarlık ile döndüğü bir devirde sevgi ve merhamet kavramlarının altını çizerek hayatıma  sunan kadın!
 
Bu kadın bana öğretti ki merhamet 21. yüzyıla gelindiğinde her kalbe misafir olmuyordu…

Bundan dolayıdır ki geçmişin izlerini yüzlerinden perde gibi taşıyan kadınları sevin. Sert bir kayadan bir buket çiçek filizlenirmişçesine, hayatın tüm zıtlıklarına rağmen, hayata açılan kadınları...   
 
Özgürlüklerini her şeyin ötesinde tutan, kendi kanatları ile uçmaya öğrenmiş tüm kadınları, en çokta tarladaki öküzünüzden daha değersiz, ama cenneti ayaklarının altına alacak kadar değerli olan kadınları... 

Her şeyi geçtim yalnızca insanlığı hatırlayarak insanca sevin...

Yaşadığı coğrafya, toplum, aile ve bir çok unsur yüzünden her gün aşağılanan, öldürülen, kimi zaman ölüme terk edinlen bir çok kadının yaşadığı coğrafya burası. 

Oysa her kadının gülüşünden toplanacak papatyalar vardır, önemli olan tohumunun tazelemesine, ışıldamasına imkan tanımaktır.

Hayatın tüm zorlukları arasından kadın olmayı güçlü olmayı başaran tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar günü kutlu olsun.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın