Figen Çağla Koptekin

Figen Çağla Koptekin

En çirkin hayvan insandır!

Son zamanlarda en çok konuşulan konulardan biri de hayvan haklarına yönelik şiddet haberleri. En güncel olanı Ankara'nın Batıkent ilçesinde kimliği belirsiz kişiler tarafından, sokak köpeklerinin zehirlenerek öldürülmesi.
En çirkin hayvan insandır!
Her geçen gün sosyal medya aracılığı ile isyan ettiğimiz bir haber ile karşılaşmaktayız. Hayvanlara karşı her türlü şiddetin; kimi zaman bir çocuk, bir insan, bir topluluk, kimi zaman da belediyelerin, kurucu meclisler tarafından desteklenerek, katliama, insanlığımızdan utanacağımız toplumsal tahribata dönüşen hadiseleri okuyarak geçirdiğimiz zamanlardayız.

Peki ya neden? 



Bir hayvana zarar vermenin, canını çeşitli işkence yöntemleri ile acıtmanın, katletmenin ne gibi açıklaması olabilir. 

Hayvanlara yönelik işkencelerin çoğu zaman çocuklukta yaşanılan travmalardan kaynaklandığı vurgulanıp duran dipnotlardan biridir. 

İnsan olarak hayatımızı idam ettirmeye çalıştığımız bu yavan dünyada hiç şüphesiz çocuk olmakta kolay değil. Ama şu da es geçilmemelidir ki, hiçbirimizin çocukluğu pamuklara sarılı, prens - prenses hayallerin kurulduğu düşsel dünya ile geçmedi, geçemedi. 

Herkesin bir gerçekliği vardır çocukluğuna dair. Yani belirtmek istediğim, hiçbirimiz çok mutlu dönemlerden geçmedik. Ama mutsuz olduğum zaman diliminde de bir hayvana zarar vermek, hırsımı, öfkemi, kavgamı ondan çıkarmak aklımın ucundan dahi geçmedi. 

İnsan yani, çocukluğunun kapalı kapılarına saklanmaktan çok, çocukluğu ile birlikte insanlığını besleyen vicdanını terbiye etmeli. Canını acıttığın her hayvandan sen, toplum olarak hepimiz sorumluyuz. Olay sadece zarar vermeme meselesi değil, sessiz, tepkisiz kalmamak, yardımcı olmak, destek olmak meselesidir. 

Yaklaşık 5 senedir kedi sahibiyim. Kedim Mavi ile birlikte yaşıyoruz. Mavi’nin ameliyatı için yaptığımız harcamalara, keşke insanlara da bu değeri verseler, verseniz gibi talihsiz yorumlarla karşılaşma durumunda kaldık.



Böyle kişilere yalnızca acımak zorunda kalıyoruz.

Onlar hiçbir zaman bir hayvanın masum, karşılıksız sevgisine sahip olamayacak kişiler. Hayvan besleyenler bu yazdıklarımı okuyunca beni daha iyi anlayacak. 

Mavi mesela; asi, fazla ilgi sevmez, evde Ali Kıran Baş Kesen gibi dolaşır, tam bir bebek kral muamelesi görür, çok sevilir yani..

Belki bu sevginin farkındalığı ile bencilleşti, bilmiyorum. Fakat bu bencilliği ile bile üzgün olduğumda yanıma gelir, pempe sıcak patisiyle yüzüme dokunur. Üzülme, ben burdayım der! Yani, varlığını hissettirir. 

Sizde onların varlığını yok sayarak onları yok edemezsiniz. Hiç kimsenin can alma gibi bir yetkisi yoktur. 

Hayvanseverlerin yaptığını herkes yapmak zorunda. İyilik yapmıyorsunuz. Siz, sizi hayvanlardan ayıran farkınızı, onları koruyarak göstermeye çalışıyorsunuz, çalışmalısınız da.

Yani tabii ki kuşlar için cam kenarlarına, sokak hayvanları için köşe başlarına su ve mama koymak, gerektiğinde veterinere götürme erdeminde bulunmak durumundasınız. Bunlar zorunluluk değildir. 

Ne zaman ki bunların zorunluluk olmadığını anlarız o zaman dünyanın daha yaşanabilir bir yer olduğuna toplum olarak ikna oluruz. 

Zorunluluk olan da sizin insan olduğunuzun farkında olmanızdır. Kaybolan, ölen, hırpalanan onlar değil, kaybolan sizin insanlığınızdır. Farkında değilsiniz, kim bilir belki de hiç sahip olmadığınız için farkında değilsinizdir. 


Not: Yazının başlığı ismi gibi değerli olan, arkadaşım Heja Dindar’a,yazdığı şarkıya aittir. 

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın