Büyük İskender ve Aristo

Büyük İskender Aristo’ya bir mektup yazıp sorar: 'Aldığım topraklardaki insanları hükmüm altında tutabilmek için neler yapmalıyım?'
Büyük İskender ve Aristo

1- Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim?
2- Ülkenin ileri gelenlerini hapse mi atayım?
3- Ülkenin ileri gelenlerini kılıçtan mı geçireyim?

Aristo'dan  İskender'in üç alternatifine üç cevap gelir:

1- Sürgünde toplanıp sana karşı başkaldırırlar.
2- Hapishaneler militan yuvası olur, kontrolden çıkar.
3- Onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür, tahtını sallar.

Aristo, çözüm olarak şu tavsiyede bulunur:
İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin.
Birbirleriyle savaşınca, hakem olarak kendini kabul ettireceksin.
Ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın!

Kader

Nobugara adlı bir general kendi güçlerinin düşmandan kat kat zayıf olmasına karşın saldırı kararı almıştır.
Kendisi zaferden emin olduğu halde askerleri şüphe içindedir.
Yol üzerindeki bir Shinto tapınağının önünde dururlar.
General:
"Bir süre tapınağa çekilip Tanrılardan yardım dileyeceğim.
Sonra da yazı tura atacağım.
Yazı gelirse kazanırız, ancak tura gelirse kaybedeceğiz.
Artık kaderin elleri arasındayız." deyip tapınağa girer.

Bir süre dua eden Nobungara dışarı çıkar ve elindeki madeni parayı havaya atar.
Yazı gelmiştir.
Askerlerin morali düzelir.
Yazı gelmesiyle kazanacaklarına inanan savaşçılar tüm güçleriyle savaşmaya koşar ve şaşılacak bir süre içinde düşmanı yenerler.
Zaferden sonra yaveri generalin yanına gelip heyecanla: "Demek ki kimse kaderi değiştiremezmiş. İşte bunu ispatladınız." der.
General elindeki, her halükarda yazı gelecek şekilde yapılan hileli parayı bakarak sadece:
"Kim bilir?" demekle yetinir…

Kanuni…

Şehzade Mustafa idam edilmiş; Kanunî ağlamaktan perişan vaziyette…
Rüstem Paşa; "Hünkarım, bu kadar helak etmeyiniz kendinizi" der.
Kanunî; "Konuş Rüstem konuş, ne devlet senin, ne evlat senin" diye cevap verir.

Kaçak Rakı Deposu                

Gaziantep’li bir arkadaşım çay ocağında otururken istemeden kulak misafiri olduğu bir diyaloğu anlattı;
"Cami’nin altını kiraladım, Kirada cömert davranınca İmam da itiraz etmedi; bilakis sevindi.
Ama nerden bilecekti kaçak rakı saklayacağımı,
Emniyetin de aklına en gelmeyecek yer.
Kolilerin içindekileri bilmeyen ve sürekli gelen giden paketleri gören, herşeyden habersiz İmam da; Allah bereketinizi bol etsin. İşleriniz de gayet iyi valla… diyor."

Kıssa’dan hisse filan yok.
Sadece hoşuma gitti, manidar geldi.
Paylaşayım istedim…
Ama isteyen istediği yere çekebilir, yorabilir, düşünebilir.
Düşünce ve düşünme özgürlüğü var, "nasılsa"….

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • abdullah altınbaş
    kalemine saglık günümüze en uygun hali