Bülent Arınç: "Bu toplum "Aziz Millet" olmaktan çıktı!"
Temiz siyaset, siyasi ahlak, temiz siyasi dil…
Nedir bunlar?
Tek kelimeyle söylersek Mavra,
İki kelimeyle söylersek Mastürbatif Egosantrizm,
Üç kelimeyle söylersek Sanat Sanat İçindir edebiyatçılığının çakma tellallığı…
Neden?
Pek çok yazı, yazar ve yorumlara bakınca,
Siyaset denen şey,
Sanki,
Manevi/mistik/derunî bir şeymiş gibi anlatılıyor.
Ya da,
Siyaset kurumuna,
Bir çamaşırhane veya kuru temizleme fonksiyonu atfediliyor.
Bununla da kalınmayıp,
Siyasetçilerden, toplumca değil de Tanrı tarafından seçilmiş kişiler gibi bir yücelik/ahlakîlik veya erdemlilik bekleniyor.
Yahut da,
Basbaya/resmen riyakarcalık isteniyor. Aslında en kötüsü gibi görünse de en tutarlı tutum bu…
Çünkü siyasetçiyi seçen toplumun kendisi olduğuna göre; kişi, kendinden bilir işi…
Gerçekten çok garip ve ilginç:
Bre Arkadaş!
Kıyma makinasına hem tavuk eti koyacaksın hem de kuzu kıyma çıkmasını bekleyeceksin…
Hem arpa ekeceksin hem de buğday hasadı bekleyeceksin…
Nerden baksan tutarsızlık nerden baksan sapansaçma…
Nereye varmak istiyorum?
Özgür Özel bir belediye başkanına sövmüş ve Aman Allah’ım; sen nasıl böyle sövgü sözleri edersin?
Eleştiri yazısı yazan ve yorumlayanlara şunları soruyorum:
—Sövgü veya küfür dediğin o sözcükleri 24 saat içinde kendin kaç kez söylüyorsun?
—Özgür Özel veya söven başka siyasetçiler, aramızdan mı seçildiler veya Küfüristan eyaletinden mi seçilip geldiler?
—Yoksa,
Siyasete girmeden önce pir-ü pak bir dil kulanıyorlardı da siyasete girince mi kirlendiler?
Buyurun bakalım,
Hodri meydan; en küfürsüz olanınız ilk taşı atsın…
(Mesela ben… Bırakın ilk taşı atmayı; sıraya bile girmem…)
Üstelik,
Siyaset dilini/Siyasal küfrü eleştirirken bile öyle ikiyüzlüyüz ki…
Taraf olduğumuz siyasetçi söverse “Ulan ne güzel sövdü be… Hay ağzına kurban…” kabilinden; içimizin yağları eriyor.
Karşıt olduğumuz siyasetçi söverse “Temiz siyasete leke sürüldü… Siyasi ahlak-mahlak kalmamış…” kabilinden; sütten çıkmış ak kaşıklığa soyunuyor, sövenin sövgüsünü söverek eleştiriyoruz…
Tıpkı şu misal:
Uzun yol seferi…
Otobüs hareket ediyor ve 12 saat sürecek yolculuk başlıyor…
Tabi şimdiki gibi ıslak mendil falan yok; muavin kolanya ikram ediyor…
Şöförün hemen arkası… Üç numaradaki yolcu…
“Teşekkür ederim” diyor…
Muavin: “teşekkürünü seveyim! Vazifemizdir lo…”
Bunu duyan şöför çok kızıyor ve mauvine diyor ki:
“Ulan bilmem neresini şeyettiğim! Neden küfrediyorsun! Kibar olsana!”
Diğer bir klişe:
“Siyasetçi topluma örnek olmalı…”
Bu cümle var ya bu cümle; resmen cinlendiriyor beni…
Tam bir çalgı-çengi, düğün-dernek, evlere şenlik…
Silindirik bir cümle…
Valla,
Siyasetçi topluma örnek olmalı mı olmamalı mı veya oluyor mu olmuyor mu onu-bunu bilemem ama siyasetçinin, topluma müthiş bir ayna olduğu veya ayna tuttuğu apaşikar ortada…
Efendiler!
Temiz Toplum, Temiz Siyaset, Siyasi Ahlak, Politik Nezaket vb. gibi kendi büyük ama içi tıngır tıngır, beylik lafları artık bırakın Allah aşkına!
Biraz gerçekçi olun yahu…
Televizyon ekranında,
Hem de en çok izlenen zaman diliminde, “ben onun yedi ceddini…” diye böğüren birisinin var olabildiği ve hala da aynı ekranda yer işgaline devam edebildiği bir siyasal-medyatik arenada, bir siyasi liderin, “s.ktir olup gitmek için bahane arayan birisine” telefon mesajında “s.ktir git” demesini delice bir şaşkınlıkla ayıplamaya kalkıyoruz…
Lan bırak!
Kendi değneğine gazel okumayı kesss!
Ankara Devlet Su İşleri/Bırak oğlum bu işleri/Var git fırçala dişleri/Kaşağıla gidişleri…
La oğlum! Bi’bas git…
En iyisi mi;
Ben susayım Cerrah özetlesin:
Dervişe sormuşlar:
Deve türkü söyler mi?
Derviş cevaplamış:
Dinleyecek eşek bulursa gazel bile okur…
En iyisi mi;
Ben susayım güncel durum tespitini Bülent Arınç yapsın:
—Bu toplum, Aziz Millet olmaktan çıktı…
Dindarlık herkesin kaçtığı bir noktaya geldi. Millet Müslümanlığı bıraktı, başörtüsünü terk ediyor, namazı terk ediyor
—Bu toplumun seçtiği adam, çıkarcılığın baştacı… Parayla konuşuyor… Tamamen duygusal ilişkiler peşinde…
—Toplum neyse onun ürettiği insanlar da parlamentoda…
Ve bu toplumdan yeni bir uyanış yeni bir diriliş beklemeyin!
—Siz Erdemliler Hareketi olarak yola çıkmışsınız; erdem de kayboldu, etik değerler de kayboldu…
—“Hukuk siyasetin köpeğidir” anlayışına sahip olduğuna inanan insanlara selam bile vermeyin!
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
