Yeri Dolduramayacak Sanaçımız; Huysuz Virjin...

Bence türünün ilk ve son örneğidir Huysuz. Sahnede şuh ve şık bir kadın dışarıda ise beyefendi bir erkek.

Merhaba sevgili Ogün gazetesi okurları, yeni bir haftada daha sizlerleyiz. İnanın sevgili okurlar her ''Bir Portre''yi hazırlarken öyle heyecanlanıyorum ki acaba okurlarım beğenecek mi diye. Zira malumunuz ben yazı yazmakta çok yeniyim. Ama sizlerden güzel mail ve fakslar alınca iyi ki Ogün Gazetesi'nin teklifini geri çevirmemişim diyerek mutluluğum artıyor ve sözü çok uzatmadan başlayalım bu haftanın ''Bir Portre''sine.

Bu haftanın ‘Bir Portre'si geçmişte daha sıkça görebildiğimiz, ancak şimdilerde maalesef ekranlarda ve sahnelerde sıkça göremediğimiz, büyük bir değer ve usta sanatçı Huysuz Virjin veya gerçek adı ile Seyfi Dursunoğlu...

Huysuz Virjin'i 1983 yılında tanımak kısmet oldu. Kendisi ile bir zamanların meşhur şimdiki Aşiyan semtinde bulunan (o yıllarda vardı şimdi park oldu) Aşiyan Gazinosu'nda tanıştık. Burayı Kavran ailesi işletiyordu ve İstanbul'un en ünlü gazinosu idi.

Gazino'yu Kavran ailesinden bir dostum kiralamıştı ve bendeniz de yardımcı oluyordum. Gazinoya dev bir kadro yapmak istediler ve yaptılar da. Huysuz da bu kadroda yer almıştı. Bu vesile ile başlayan dostluğumuz yıllarca devam etti. O dönemlerde onlarca sanatçı geldi geçti kadrolardan ama şahsiyeti, müşteriyi memnun etmesi özellikle de işe duyduğu saygı ile kesinlikle Huysuz bir numara idi.

Çoğu kişiler Huysuz için paragözdür ve parasını iki gün geciktir gelmez programa demişti. Ama Huysuz gazinoda program aksamasın diye çok iyi hatırlarım yarım yevmiye ile bile çalışmıştı işin düşük olduğu gecelerde.
Çok iyi bir dost idi kimseyi kırmaz ama doğru bildiğini de söylemeden edemezdi.


TAM BİR ŞOV İNSANI
Sahnede bambaşka bir Huysuz görürdünüz, tam bir şov insanı orada bambaşka bir kişilik vardı.

Zıplar sıçrar kavga eder laf atar ama sahneden indimi karşınızda Seyfi Dursunoğlu olurdu. Sahnede şuh bir kadın inince normal bir erkek vardı karşımda. Çoğu zaman bu ikilemi yaşar ve sorardım ''Nasıl beceriyorsun bu kadar farklı bir karakter olabilmeyi, çekinmiyor musun kadın olmaktan'' onun cevabı açıktı: ''Ben sanat icra ediyorum ve rolümü de layığı ile yapmaya çalışıyorum, kimseden de asla çekinmiyorum. Orada Huysuz'um dışarıda Seyfi.''

Gerçekten de öyle idi ve yıllarca da Huysuz Virjin olarak kaldı ve sevildi. Bence türünün ilk ve son örneğidir Huysuz. Nice yeri doldurulmayacak starlar gibi Huysuz'un da yeri dolmayacak. Bu ülkeye 2. bir Huysuz gelmedi ve şimdilik gelebileceğini de zannetmiyorum. Sahnede şuh ve şık bir kadın dışarıda beyefendi bir erkek.


SANATIYLA ÖRNEK OLDU
Onu dışarıda görmeyenler kesinlikle bu bey Huysuz Virjin dendiğinde inanmazlardı. Hele o yıllarda özel TV'ler filanda yoktu. Zaten gazetelerde de Seyfi boy göstermezdi, sadece Huysuz görünürdü o da sahnede.
Kimileri bir dönem Huysuz'un sanatına ve sanatçılığına çirkin saldırılarda da bulundu.

Ben bunları esefle izledim zira Huysuz gerçek bir sanatçı idi, gençlere kötü örnek olacak asla bir yanı olmadı bugünlere değin de o oyununu sahnede oynayıp indi sahneden, özel hayatına ise birçoklarından daha fazla dikkat etti.
O Türk sahne ve şov dünyasının en iyi ismidir.

Huysuz'a haksız eleştiri getirip oynadığı Huysuz rolünden dolayı eleştirenlere sormak lazım.
Huysuz'un yani Seyfi Dursunoğlu'nun özel hayatı ile ilgili çoluk çocuğumuzu etkileyecek tek bir kötü haber yazı veya skandal duydunuz mu?
Asla duyamazsınız zira Huysuz şovunu yapar sahneden iner ve doğru evine çekilir.

Asla sağda solda da dolaşmaz onun evi ancak birkaç arkadaşının, dostunun gelebildiği mabedidir. Ayrıca Huysuz yani Seyfi Dursunoğlu son derece dinine düşkün biridir.
İyi bilirim her gece sahneye çıkarken dua edip çıktığını. Bizler insanları tanımadan eleştirmeye o kadar hazır bir toplumuz ki belki de en iyi yaptığımız şey başarıları bir kenara bırakıp bol bol eleştirmek.


ONA KIZMAK BİLE MÜMKÜN DEĞİL
Huysuz'u imkânım oldukça aradım ve muhabbet ettik. Ben dostum Seyfi Dursunoğlu'nu insan olarak Huysuz Virjin'i de sanatçı olarak daima sevip takdir ettim. Aşiyan'daki programdan yıllar sonra habersizce çalıştığı Caddebostan Maksim gazinosunda izlemeye gittim.(Şimdilerde onun yerinde de Migros var artık) Programa başladı ve aman Allah'ım başladı benimle uğraşmaya. Yapma Huysuz dostuz etme beni rezil dedimse de, beni nerede ise masanın altına saklanmak zorunda bıraktı.

Alışkın olmadığım için beraber olduğumuz dostlarım da şaşırdı bu işe. Ertesi gün aradım kendini ve Huysuz ne yaptın dedim, çok sakin ''Ben bir şey yapmadım ki bir şey yaptı ise Huysuz yaptı, ben Seyfi'yim git Huysuz'u bul sor hesabını'' deyince anladım. O çok ince ayrıntıyı, hak verdim.
Zaten ona kızmak mümkün de değildi.


‘SAKIN BANA DOKUNMA'
Daha sonraki yıllarda maalesef orası da şimdi balıkçı olmuş. Günay Restoran'a davet edildim bir gün. Programa bir baktım ki Muazzez Abacı ile Huysuz var. Aman Yarabbim dedim yine bu Huysuz beni mahveder, gitmesem davete ayıp olacak diyerek hemen aradım.

''Seyfi, Huysuz ikinizle de bir konuşuyorum bak bu gece izlemeye geleceğim sakın bana dokunma olur mu'' dedim. Durdu bir dakika sonra tamam gel dedi ve o gece inanın sanki hiç tanımıyormuş gibi masamızın yanından geçip gitti.
O gecenin iki ünlü ziyaretçisi Semra Özal ve Mehmet Ağar bolca nasibini aldı tabi. Ertesi gün aradım yine ve bana küstün mü sen selam bile vermedin dün gece deyince; gülerek kaşınma şimdi.
Ben Huysuz olarak selam verse idim sana kendimi kontrol edemez okşardım seni. Dua et Seyfi söz vermişti sana deyiverdi.


LAF ATSIN DİYE GELEN VAR
Sanatçı sahnede rolünü oynamalı oynayamıyorsa da çıkmamalı halkın huzuruna. Oraya gelen herkes Huysuz'dan şov bekliyor ve Huysuz da onların istediğini veriyordu.

İnanın sırf Huysuz laf atsın diye izlemeye gelen yüzlerce insan vardı. Tıpkı sürekli eleştirilmesine rağmen yeri doldurulamamış olan TV kanallarındaki Huysuz Şov'da olduğu gibi.

Allah uzun ömürler versin de Huysuz'u daha nice yıllar sahnelerde ve TV'ler de izleme fırsatımız olsun. Huysuz gibi sanatçıların yeri dolmadı ve dolmayacak da. Gönül ister ki Mübarek Ramazan ayında eskilerde olduğu gibi iftardan sonra zennelerin, kantocuların çıktığı o güzel programlar gibi programlar yapılsın da Huysuz'u da bu vesile ile yeniden izleyelim.

Eh Ramazan'dır o da ağzına daha dikkat eder merak etmeyin.
Haftaya yeni ''Bir Portre''de buluşmak üzere sağlıcakla kalın...


 

 

OGÜN/14-20.Eylül.2008/Sayı:90/Sayfa:14

Gazete baskısı için tıklayınız. 











    


OKUYUCU YORUMLARI..











Okuyucu Yorumları !
Bu Portre'ye Yorum veya Hatıra yazmak için tıklayınız.

















Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın