İdeallerinin Peşinde, Tayyip Erdoğan

Bu hafta BİR PORTRE'ye hepinizin çok iyi tanıdığı birini Başbakanımız Sayın RECEP TAYYİP ERDOĞAN'ı konuk ederek, ben deniz sizlere bu portreyi ulaştırmanın mutluluğunu yaşarken, aynı zamanda siz değerli okurlarımız sayesinde zaman tünelinde mini bir yolculuk yapacağım.


İDEALLERİNİN PEŞİNDE
Sert görünümünün altında yürekli ve insancıl bir ruh bulunan Tayyip Erdoğan, Milli Selamet Partisi ile başlayan siyaset serüveninde azmini ve ideallerini bugünlere taşıdı


Özellikle son günlerde güzel yurdumuzda meydana gelen soğuk savaşla beraber Sayın Başbakan ve Ak Parti ile Aydın Doğan ve Medya Grubu arasındaki gerginliklerin gölgesinde, bu hafta Başbakanımız Tayyip Erdoğan'ı Bir Portre'ye konuk etmek istedim.
Dileğimin bu savaşın bir an önce bitmesinden yana olduğunu söyleyerek, bu gibi gerginliklerin ne ülkemize, ne yurdum insanımıza, ne Tayyip Bey'e, ne de Doğan Grubu'na bir fayda sağlamayacağını da âcizane olarak belirtmek isterim.
1984 yılında tanışmaya nail olduğum Tayyip Bey'in kabadayı görünümünün altında yürekli ve insancıl bir ruh bulunduğunu sizlere aktarmak isterim.
Ve bu ruh aynı zamanda içinde çok samimi bir dindarlık ile çok asil bir milliyetçilik taşımaktadır.
Tayyip Bey'in milliyetçiliği ile dindarlığından şüphe etmek ise yanlışların en büyüğüdür.
1984'lü yıllarda Dok Gemi İş Sendikası Genel Başkanı olan can dostum, ağabeyim Nazım Tur, (Allah gani gani rahmet eylesin) çok sevdiği Tayyip Bey ile beni tanıştırmıştı.
O yıllarda tanıştığım Tayyip Bey'in o günlerden bu günlere kadar başarı dolu yaşamını hep hayranlıkla izledim.


YILDIZI GÜNDEN GÜNE PARLADI
Yaşamımın bu gününe kadar hiç kimsenin gözlerinde görmediğim ışıltı ile pırıltıyı taşıyan Tayyip Bey'in, bu başarı trafiğini izlemek her zaman bana yoğun bir zevk yaşattı.
Herkes Tayyip Bey için ''Bir Portre'' yazabilir ve anıları ile yaşamından kesitleri kaleme dökebilir, Lakin bu portrede benim özelim ve benim Tayyip Bey ile ilgili gerçeklerim olacak.
Yani kısaca ''BENİM PORTREM'' olacak.
İlk önceleri Tayyip Bey'in Beyoğlu Belediye Başkanlığı için aday gösterilmesi ile başlayan ve birbirinden ilginç anılarla dolu serüvenini izleyip durdum.
Tabi ki! Ondan çok önce başlayan siyaset hayatı var ama ben ondan sonrasını kısmen yakın profilden kendimce izleyebildim.
Şu bir gerçektir ki! Tayyip Bey bence Beyoğlu Belediye Başkanlığını aslında hiç kaybetmedi ve bu satırlardan sizlere açıkça söyleyebiliyorum; ''Tayyip Bey kaybettirildi.'' Zira o yılları yaşayanlar iyi hatırlarsa mezarlıklarda bulunan Tayyip Bey'e verilen oyların pusulalarının cevabı kimse tarafından verilememişti.
Tabi Tayyip Bey azmini ve Milli Selamet Partisi ile başlayan siyaset arenasındaki serüvenini pes etmeyerek, hiç bırakmadı.


EN İYİ BAŞKANLARDAN OLDU
Daha sonrada hepinizin malumu olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olarak birilerinin kazanamaz dediği halde büyük bir zaferle metropolümüzün yönetimine geldi.
Kim ne derse desin (Bazıları için söylüyorum) İstanbul'un gelmiş geçmiş en iyi başkanlarından biri oldu.
Ve İstanbul'u hiç yönetilmediği gibi akıllıca ve adilce yöneterek, yaptığı başarılı çalışmalarla Türk halkının sevgisine nail olan Tayyip Bey'i halkımız ülkenin en tepesine Başbakanlık koltuğuna oturtturdu.
O yıllardan bu yıllara kendisine her daim muhalefet eden basın ile kendisi arasında olan soğuk savaşı hepimiz çok iyi biliyoruz.
Zira meyve veren her ağaç taşlanır misali bizim basınımızda kendisini sıkça taşlayıp durdu.


DÖNÜŞÜ MUHTEŞEM OLDU
Siirt'te yaptığı bir konuşma sonunda da ceza aldı. O konuşmayı şimdi yapmış olsa hepinizin malumu hiçbir ceza almazdı.
Bu ceza Yargıtay tarafından onaylanınca da, Tayyip Bey'i bugünlere getiren maraton başlamış oldu.
Saray Cezaevi'ne gidişini hatırlıyorum da birileri oh be kurtulduk derken, Tayyip Bey sanki siyasi arenaya tekrar döneceğini seziyor gibi idi. Saray'a gidişi sanki birinin suçlu olarak ceza evine gidişi değil de, tıpkı Süleyman Demirel'in Zincirbozan'a gidişi gibi idi ve sonu da öylede oldu.
Zira bizim halkımız her zaman haksızlığa uğrayanın yanında oluyor.
Gidişi de dönüşü de kahramanlar gibi oldu.
O yıllardan sonrada Refah Partisi'nin kapatılma sinyalleri ile başlayan kopmalar ve yeni parti arayışları da Ak Parti'nin doğumunu müjdeledi.
Tayyip Bey asla Refah Partisi'nin devamı olan bir parti kurmak istemedi, bence onun kafasında Özal modeli bir parti yatıyordu.
Belki aklındaki bu parti profilini de tam olarak anlatamadı veya bazı kitleler, o yıllarda bunu kabullenmek istemedi.

Hepimizin bildiği birileri başladılar aleyhte kampanyaya ancak yapılan her aleyhte kampanya halkta ters tepti ve o gün ki partilere de duyulan tepki oyları da Ak Parti'ye gidince beklenen gerçekleşti ve Ak Parti tek başına iktidara geldi.
Şimdi Ak Parti'nin ilk iktidara gelmesine neden olan seçimlerden sonraki günleri düşünüyorum da bazı kesimler, eyvah yandık şimdi şeriat gelecek gibi felaket tellallığı yapıyordu. Sonuç olarak; bir dönem geçti ve herkes gördü ki! Ak Parti bir kitlenin değil, herkesin partisi olmuştu.
Tabi ki! Birçok eksik vardır, tabi ki yanlış uygulamalarda yapılmış olabilir, ancak söyler misiniz bana bu güzel ülkemizi daha önce yönetenlerin hiç mi yanlışı olmadı?
Onun için mi halk hepsini bir yerden sonra cezalandırıp iktidardan indirdi?
Madem bu ülke demokratik bir ülke niye bunca sitem?
Beğenmiyor musunuz?
Kötümü yönetiliyoruz?
Önümüzde yerel seçimler var, oy vermezsiniz olur biter ve yerel seçimlerde kaybetmiş bir iktidar orada duramaz.
Tabi bunu herkesim iyi biliyor ve yine biliyorlar ki! Tayyip Bey bu yerel seçimlerde de başarılı olacak işte bu yüzden saldırılar gün geçtikçe artıyor.
Ak Parti'nin ilk dönemi başarılı idi ki! halk 2.dönem içinde eskisinden daha güçlü bir şekilde Ak Parti'yi iktidara getirdi.
Ülkemiz siyasi arenasında seçim vakti geldiğinde her zaman iktidar kan kaybeder ve muhalefet ise kan kazanırdı.
Geçtiğimiz seçimi hatırlarsak, önceki seçimlerin aksine iktidar oylarını artırdı, muhalefet ise oylarını azalttı.
Aslında bu portrem biraz Tayyip Bey'in bir portresi olmaktan çıkıp, Ak Parti'nin portresi haline geldi, o yüzden ben yeniden Tayyip Erdoğan'a döneyim.
Ama şu da bir gerçek ki!
Ak Parti'siz bir Tayyip Erdoğan portresi, Tayyip Erdoğan'sız da Ak Parti portresi düşünülemez.


BİLDİĞİ YOLDAN ASLA DÖNMEDİ
Tayyip Bey bu ülkede birçok liderin yapmak isteyip de, yapamadıklarını yaptı.
Kim ne derse desin dış dünyada itibarımız daha da arttı, artık içine kapanık dış politika yerine, her yerde söz sahibi bir politika izlenmeye başlandı.
Gelelim Tayyip Bey'e evet zaman zaman inatçı, asla yapılan iyilikleri de, kötülükleri de unutmuyor.
Lütfen rica ediyorum; söylesenize rahmetli Özal ve Demirel unutur mu idi?
Tayyip Bey'in aksine, onların tek özelliği unutmuş gibi görünürlerdi ve Sayın Demirel dün dündür derdi.
Peki, Tayyip Bey bunu yaparak hatamı yapıyor yoksa daha mı dürüst davranıyor?
Tayyip Erdoğan orta halli bir Anadolu ailesinin çocuğu ve Kasımpaşa gibi bir semtte büyümüş bir insan ve belki bazı tavırları ile kabadayı tarzı bu yüzden ama kime zararı var.
Tam tersi bu tavrı ülkemizi Avrupa'da daha iyi anlatmasında faydalıda olmadı mı?

 

YOLSUZLUĞA GEÇİT VERMEDİ
Yoksullukları bitirmek için yapılan çalışmalar günümüzde yolsuzluk olarak anılmaya başlandı.
Ben çok iyi biliyorum ki Başbakan Erdoğan'ın ailesinden çocukları, kardeşi, yeğenleri dâhil hiç biri piyasalarda değil, herhangi bir yolsuzlukta da isimlerini duymadım.
Bir ara Galataport bahanesi ile Mustafa Erdoğan'ın adı atıldı ortaya o da fos çıktı.
Çok iyi biliyorum yeğeni Ankara'da bir tayin işi için dolaştı diye Sayın Başbakan'dan fırça bile yemişti.
Daha dün gibi hatırlıyorum;
Gazetemiz Ogün'de Tayyip Bey'in yeğenlerinden Hakkı Erdoğan'ın düğün haberini yayınlamıştık.
Ben de davetli olarak düğünde idim.
Düğün şahitlerden biri damat Hakkı Erdoğan'ın amcası Mustafa Erdoğan idi.
Düğünün olduğu o günlerde teröristler birçok erimizi şehit ettiği için Tayyip Bey düğüne gelmemişti.
Benim düğündeki o zaman dikkatimi çeken mütevaziliğin haricindeki en önemli şey;
Hemen hemen tüm ailedeki hanımların başörtülü olmasına karşın gelinin başının açık olmasıydı.
Peki, birileri gelinin başı açık diye bu gelinle bu nikâh olmaz neden demedi?
Böyle bir yanlış üslup yerine bir ülke mozaiği misali; bu kızımızın tercihi deyip Erdoğan ailesi tarafından gelin hanım baş tacı edilmişti.

Tayyip Bey'in eşi kendi halinde bir Anadolu hanımı ve eşinin yanında olmanın dışında geçmişte bazı idarecilerimizin eşleri gibi hangi bir devlet işine karıştığı görüldü?
Eski siyasetçilerin eşlerinin davranışlarını bir düşünürseniz, Emine Hanım hangisinin yaptığını yaptı diye sorarım size?
Tek diyebilinecek şey; ''Emine Hanım türban takıyor'' Peki Anadolu da hangi kadınımız türban veya başörtüsü kullanmıyor.
Şahsen benim annem başörtüsü takıyor.
Birçoğunuzun ailesinde de türban veya başörtüsü takan yok mu?
Niye Başbakan'ın eşi takınca problem oluyor.
İslam'ın simgesine neden siyasal simge diyoruz?
Bu ülkenin tüm kadınları bizim ana ve bacılarımız başörtüsü de taksa, takmasa da fark etmez bilincine eriştiğimizde her şey yerine oturacak inanın.

 

YEĞEN HAYDAR ERDOĞAN'IN SÜPRİZİ
Siyaset sahnesinde konuşmanın iktidarda konuşmakla aynı şey olmadığını da artık çok iyi bilmektedir.
Gelelim yolsuzluklara, bence herkesin o kadar bu ülkede hasıraltı edilmiş, kirli ilişkileri var ki kimsenin kimseye laf söylemeye mecali yok.
Bu ilişkiler yumağı içine de Tayyip Bey'in girmediğini çok iyi biliyorum.
Zira bu ülke için çok daha fazlasını istediğini ve İktidar olmanın ötesinde ülkesi için idealleri olduğunu çok iyi anımsayanlardanım.
Sert bir mizaç ve karakteri olduğu doğru bence ama kime karşı?
Çocuklarla, gençlerle Tayyip Bey kadar iyi anlaşan bir başka lider gösterebilir misiniz?
Bu ülke laiktir ve bence de Laik kalacaktır diyenlerin aksine, Peki Tayyip Bey farklı bir şey mi söylemiştir?
Bana kalırsa kısaca yıllarca izlediğim Tayyip Erdoğan Atatürkçü'dür.
Bir örnek vermek isterim; Tayyip Bey'in yeğeni Haydar Erdoğan bir gün bana amcam Rize'de kalacakmış.
Birkaç gün bende gideceğim demişti ve sonrada bana büyük boy bir poster yaptırmanız mümkün müdür diyerek bana bir resim vermişti.
Resimde Atatürk, Tayyip Bey ve Komutanlarımız vardı.
Ben de Haydar Bey bu posteri ne yapacaksınız dediğimde, Haydar Bey, ''Rize'deki eve yukardan aşağıya asacağım'' deyince, bilinçaltımda ki tedirginlik ile belki Tayyip Bey kızar bir sor dediğimde, amcam Atatürkçü bir insan onun ilkelerine Cumhuriyete sonuna kadar bağlı asla bir şey demez deyince yaptırıp verdim.
O da alıp gitti ve dediğini yapıp astı. O günlerde Atatürkçü yeğen diye de tüm kanallarda ve gazetelerde çıktı.
Dönüşte sordum Tayyip Bey bir şey dedi mi diye, cevabı netti; ''Bana gülüp yine yaptın şovunu bizim Atatürkçülüğümüz yüreğimizde evine bu resmi asmana gerek yoktu ama madem astın mesele yok dedi'' demişti.


DAHA DA BAŞARILI OLACAK
Tayyip Erdoğan Türk halkının yüzde 99'u gibi laiktir ve dindardır. Tayyip Erdoğan yolsuzluklara bulaşmamak için elinden geleni yapmaktadır.
Tabi ki kocaman bir Ak Parti'de çürük elmalar çıkabilir, bunun içinde gerekenleri yapacağı da kesindir.
Belki biraz daha sakin olması gerekir ama buda yapı meselesi zannediyorum.
Ben vatandaş olarak Tayyip Erdoğan'ı seviyorum ve daha da başarılı olmasını istiyorum.
Tayyip Erdoğan ve Erdoğan ailesi hakkında yazılacak o kadar çok şey var ki ancak satırlarım buna yetmez.
Son notum Ak Parti'ye üye değilim ve siyasetle hiçbir bağım yok.
Bugüne kadar da siyasete de asla girmeyi düşünmedim ve düşünmüyorum.
Kimsenin kalemi değilim, Devletin hiçbir biriminde bir yakınım veya akrabam yoktur.
Devletle de hiçbir ticari işim olmadı ve olmayacak, yani ben sadece Tayyip Bey'i gönülden izleyip seven biriyim. Yazdıklarım da benim düşüncelerim ve ''Bir Portre''m kimseyi hatta Ogün Gazetesi'ni de bağlamaz.
Bu arada bu portreyi yazmadan önce araştırdım, Ogün Gazetesi haftalık olduğu için basın ilan kurumu da dâhil hiçbir kamu kuruluşundan veya her hangi bir kurum ve kuruluş ile iktidar partisi olan Ak Parti'den 1 kuruşluk destek veya yardım almış değildir.
Tüm siyasi partilerimize de aynı mesafede yakın olan gazetemiz siyasetçilerin gölgesinde olmamıştır ama her iyi idarecinin de yanındadır.
İlerde vatandaş olarak hatalarını ve yanlışlarını da görürsem inanın herkesten daha acı yazarım âcizane sütunumda keskin kalemimle hiç çekinmeden herkes ile herkesimi.


Bu haftanın bir portresi de bu kadar haftaya yeni ''Bir Portre''de buluşmak üzere sağlıcakla kalın...

    

 

 

OGÜN/21-27.Eylül.2008/Sayı:91/Sayfa:14

Gazete baskısı için tıklayınız. 











    


OKUYUCU YORUMLARI..


 


01-Cesurca ve içinden gelerek yazılmış bir yazı yazarı canı gönülden tebrik ediyorum.
Dengir Mir Mehmet Fırat    22 Eylül 2008 Pazartesi 16:22
 
02-Yazarı canı gönülden tebrik ederim.
Kendisi ilelebet ailemizin dostu ve yürekli bir insanmış, Allah böyle güzel insanları daima var etsin.
Tayyip amcamı met ettiği için değil içinden geçenleri dostça yazdığı için.
Onu çok seviyoruz biz ailece.


Haydar Erdoğan                   22 Eylül 2008 Pazartesi 20:34


 


 


03-Sayın Genel Başkanımızı bu kadar güzel yorumlamış olmanızdan dolayı sizi kutluyorum.
Avşa'dan sevgi ve selamlar.


Cevdet Çağlar
Avşa Belediye Başkanı            24 Eylül 2008 Çarşamba 11:01


 











Okuyucu Yorumları !
Bu Portre'ye Yorum veya Hatıra yazmak için tıklayınız.





Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın