Haftanın Portresi; Özcan Deniz

Ve tanıdığım Özcan'ın dünü bugünü ile çizeceğim bir portresini.
Bu vesile ile de hepinizin Mübarek Ramazan Bayramınızı kutlar, nice sağlıklı bayramlara ulaşmanızı Yüce Allah'tan dilerim.
Özcan Deniz'i 1993 yılında tanıdım. Allah rahmet eylesin güzel dostum Hilmi Topaloğlu tanıştırmıştı Özcan'ı bana. Öyle, bir tanıştırdı ki sormayın bir nevi üstüme bırakmıştı Özcan'ı. O yıllarda Özcan henüz meşhur olmamıştı. Almanya'dan gelmiş ve bir kaset yapmış o da tutmamıştı. Ancak, gözlerinde öyle bir pırıltı vardı ki, ben şöhret olacağım olmalıyım diyordu. Tanıştıktan sonra sanki evin manevi oğlu olmuştu. Nerede ise kendi evinde bile kalmıyor her gece ''ağabey neredesin sıkıldım, yanına geleyim'' diyordu. Nerede ise tüm aile onu tanımış ve sevmişti artık, hele bir Ramazan gecesi anneme birbirinden güzel ilahiler okuyunca da evin bir tanesi oluvermişti. Bu şekilde başlayan ilişkimiz yıllarca devam etti. Ben de açıkçası Özcan'ı çok seviyor ve ona her konuda yardım etmek istiyordum.


HAYALİ SONUNDA İŞİ OLDU...
Hayali olan film yapmak ise artık hayali olmaktan çıkıp işi oldu. 1994 yılında bana ''ağabey bir film yapmak istiyorum. Ben çok iyi bir oyuncu olurum, bunu hissediyorum. Yeter ki imkan verilsin'' derken inanın gözlerinde öyle ışık vardı ki, bu ışığın bir gün onu aydınlatacağı belli idi ve öyle de oldu. Özcan gerçekten birçok ünlü oyuncunu bile erişemeyeceği oyunculuk kariyerine ulaştı. Ancak bana bahsettiği ''Melek'' isimli filmini senaryo haline getirmedi. Özcan 1995 yılında askere gitti. Onun için askerlik bir an önce bitirilmesi gereken bir görevdi. Bu vatani görevi de yerine getirdi. Usta birliği Ankara olunca ben de sıkça ziyaret ederek onu orada da yalnız bırakmadım. Askerken Büyük Ankara Oteli'ndeki bir sünnet düğününde sevgili ağabeyim Adnan Turfan Bey'in oğullarının sünnet düğünü vardı. Özcan'a da izin alıp aldık bölüğünden ve geceye katıldık. Özcan o gün öyle mutlu olmuştu ki sormayın. O gün yine değerli ağabeyim Hamdi Üçpınarlar'da DYP'nin Çevre Bakanı olarak atanmıştı. Bunu da hiç unutmuyorum o gün hem sünneti hem de Hamdi Ağabey'in Bakanlığını kutlamış idik. Daha sonraki yıllarda da Özcan'la muhabbetlerimiz devam etti. Onun yükselişini büyük bir zevkle izlemeye devam ettim. 1997'li yıllarda onunla irtibatımız yavaşladı ise de ne zaman arasam hemen beni arayarak hal hatır sordu. Daha sonra 2004 yılında kendisi artık tamamen Hilmi'den ayrılmış ve kardeşi Ercan ile beraber koşturmaya başlamış idi. Bir gün Edirne Kırkpınar Festivali'nde karşılaştık. Yanımda Hilmi de vardı, ancak Özcan önce yanımıza gelmek istemedi ise de ısrarımı kırmadı ve uzunca muhabbet ettik. Bana ''sen olmasan ağabey, beni bu masaya kimse oturtamazdı'' deyince de anladım ki ipleri tamamen kopmuştu. Prestij Müzik ailesinden ve sanırım canı da oldukça yanmıştı. Ancak yinede Hilmi Topaloğlu'nun cenaze töreninde en öndeki yerini de almayı ihmal etmedi. Özcan'ı en son Kıbrıs'ta görmek kısmet oldu. Bir otelde konseri vardı. Ben de misafirler arasında idim. Özcan Anadolu terbiyesini bozmayarak yanıma gelip ''benim can ağabeyim de burada'' diyerek beni onura etmişti. Kısaca Özcan'ın özel hayatı da bence gelgitlerle dolu geçti. Şimdilerde beraber olduğu Fehriye Evcen ile mutlu olmasını canı gönülden diliyorum.


BANA PES DETİRTTİ
Özcan 1994-1995 yıllarında bir ivme yakalamaya başladı. Artık konser ve sahne teklifleri alıyordu. Ancak bir türlü cebinde parası olmuyordu. Zira hem Aydın'daki ailesine bakıyor hem de yaşamaya çalışıyordu. Bu yıllarda bendenizin casino makinelerindeki oyun hırsı onu da sarmıştı. Nerede ise her gece bir Casinoya giderdik. Ancak Özcan öyle fazla da oynamazdı. Biraz ruletten 3-5 kuruş aldığında hemen bırakırdı oyunu. Ancak birçok sanatçı gibi müptelası da olmadı, zaten hiçbir zaman da kendi parası ile oynamadı çünkü istese bile o yıllarda buna izin vermezdim. Ben verirdim oyun parasını. Bir gün Ankara'da idim beni aradı. ''neredesin ağabey'' dedi. Ben de Ankara'da Sheraton Oteli'nde kaldığımı söyleyince de ''Casino'ya gidiyor musun'' dedi. Evet deyince de inanın Özcan tam 2 saatte Ankara'da oldu. O zaman pes demiştim, ancak çok genç ve ne yapacağını bilmeyen durumda idi o yıllarda. Sonunda Özcan kendi deyimi ile Hilmi Topaloğlu, Burhan Aydemir ve Mahsun Kırmızıgül'e rağmen şöhret olup zirveye çıkmayı başardı.


İLK KONSERİNİ AVŞA'DA VERDİ
İlişkilerimden dolayı çok fazla insan tanıdığım için birçok Milletvekilleri ve Belediye Başkanı zaman zaman benden yapacakları konserler veya düğün dernek gibi zamanlarda sanatçı isterlerdi, ben de elimden geldiğince onlara bu konularda yardımcı olur sanatçı kardeşlerimizi tabi ki konser bedelini de ödeyerek buralara yollardım. Bu şekilde bir konser de Avşa Belediye Başkanı (1994 yılında) beni arayıp Avşa Festivali'ne sanatçı istemişti. Ben de o yılların starlarından olan çok sevdiğim kardeşim Burak Kut'u getirdim Avşa'ya. Yanında da Özcan'ı getirip ona da bir halk konseri verdirip herkesin tanımasını istedim. Öyle de oldu Avşa meydanında halk Özcan'ı bağrına bastı. Kısaca Özcan'ın halkla tanışmasının temelini sanırım ilk ben atmış oldum. Bu yıllardan sonra Özcan'ı sıkça birçok düğün dernek ve konserlere getirerek program yapmasını sağladım. Tabi ki ben sadece vesile idim onun içindeki azim ve yetenek onun bir yerlere gelmesini sağladı.


ÖZCAN'I VURACAKLARDI
Bu yıllarda Özcan'ın başına gelmedik şey kalmamıştı. Almanya'dan geldiğinde sudan çıkmış balık gibi idi. Kim ne dese peşine gitmiş ve şöhret uğruna her şeyi göze almıştı. Ben elimden geldiğince bu noktada doğruları göstermeye ve yardım etmeye çalıştım. Almanya'da iken bir evlilik yapmış ve seni meşhur edeceğiz diyerek elinden imzalar almışlar. Sonra da biraz Türkiye'ye gelip palazlanınca da ellerinde evraklarla İstanbul'a gelip Özcan'dan büyük paralar istemeye başlamışlardı. Rahmetli Hilmi bana gelip ''Özcan'ı vuracaklar yardım et kirve'' deyince de, devreye girerek bu insanlarla Hilmi ve Özcan'ı bir araya getirdiğimde ve helâlaştıklarında Hilmi ile Özcan'ın mutluluğunu anlatamam size. O yıllarda Özcan nerede ise bana tapar gibi idi. ''Sen öz ağabeyim olsan bu kadar sevemem'' derdi. Derdi diyorum daha sonraki yıllarda zaman zaman görüşsek de eski dostluğumuzun aynı şekilde devam ettiğini söylemekte mümkün değil ama sanırım bunda da Özcan'ın suçu yok. Ben daha fazla ihmal ettim onu şöhreti zirveye vurduktan sonra. Sanırım benim tavrımda bu. Şöhreti yakalayan insanların benim onları aramamdan çok onların beni aramasını bekliyorum.


ŞÖHRET ONU ŞIMARTMADI
Bana göre Özcan Deniz hak ettiği yere ulaşmış. Gerçekten çok kıymetli bir sestir, oyunculukta da hayallerini gerçekleştirmiş ve herkesin sevdiği beğendiği bir dev sanatçı olmuştur. Geldiği bu yerde kalacağını ve ibresini daha da ileriye taşıyacağına inanıyorum. Özcan bence geldiği yerde şımarmayan ve buraya gelmenin değil burada kalmanın ne demek olduğunu iyi bilen biri. İşte bu yüzden de başarı çıtasını hiç yere düşürmeyecektir. Tabi ki Özcan ile ilgili anlatılacak çok anım ve yorumlarım var, ama bunlar için satırlarım yetmez. Özcan Deniz yaşadıklarına rağmen adam gibi bir adam ve çok iyi bir sanatçıdır ki Türk halkı kendisini tescil etmiştir.

Bu haftalık da bu kadar, haftaya yeni ''Bir Portre''de buluşmak ümidi ile sağlıcakla kalın...


 

 

OGÜN/28.Eylül-04.Ekim.2008/Sayı:92/Sayfa:14

Gazete baskısı için tıklayınız. 











    


OKUYUCU YORUMLARI..


 


*Daha önce ogün gazetesinde okuduğum minik kuş ta ki özcan deniz haberi ile ilgili hiç yorum yoktu belliki yazar özcan'ı iyi tanıyor peki kırmızı d.. konusundaki yorumu nedir.
 Ertekin acar(K.K.T.C)    02 Ekim 2008 Perşembe 03:02



 
*Ben Özcan Deniz hayranıyım bu bir portre de Özcanla ilgili bilmediğim yanlarını gördüm.
 Hayranlığım arttı tesekkürler.
 Sabri Bıçkıcı(Amasya)    03 Ekim 2008 Perşembe 04:15


 















Okuyucu Yorumları !
Bu Portre'ye Yorum veya Hatıra yazmak için tıklayınız.



























Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın