Göç-Mülteciler ve ülkemiz için büyük demografik tehlike..

Suriye iç savaşında güney sınır güvenliğimiz için yaptığımız her Harekat'ta uluslararası kamuoyu çeşitli bahanelerle muhalefette bulundu.
Göç-Mülteciler ve ülkemiz için büyük demografik tehlike..

Bu, sudan sebepler çok olsa da burada; "Türkiye bölgenin demografisini (nüfus yapısını) değiştiriyor" iddiasına değinmek istiyorum.

Acaba Türkiye Suriye'nin kuzeyinde böyle bir şey mi istiyor.?
Yoksa yapılan ve Türkiye'yi de etkilemesi muhtemel nüfus hareketine engel mi olmak istiyor.?
Ve en önemlisi; ortaya çıkan muhaceratla (göç) Türkiye'nin demografisine dönük olası riskleri mi bertaraf etmek istiyor.

Tüm bu savaşlar, iç çatışmalar, kaoslar ve böylelikle karışan ülkelerle hedeflenen büyük bir göç hareketidir.
Ortadoğu'da ortaya çıkacak mülteci sorunudur.
Ve bununla en büyük zararı da, Türkiye'ye vermektir.

Arap baharıyla birlikte arap mahallesi hareketlendi.
Afrika ve Afganistan-Pakistan-Bangladeş gibi ülkelerin yer aldığı Güney Asya'nın durumu zaten malum.
Ama Irak başta olmak üzere, Libya, Mısır, Filistin, Lübnan ve en son da Suriye'de ortaya çıkan iç savaşların getirdiği "göç"ten ziyadesiyle zarar gören ve mülteci akınına en fazla maruz kalan ülke Türkiye'dir.

ABD'nin ve İsrail'in 90'lardan beri konuya dair hedefi yaklaşık 40 milyon mültecinin Türkiye'ye akmasıdır.

Hal böyle olunca bu savaşların demografik etkisinden en çok etkilenen ve buna paralel olarak; iç dengesi, ekonomisi, iç ve sınır güvenliği tehlikeye girecek olan Türkiye'dir.

Kendi içinde çeşitli etnik, mezhebi ve farklı dini unsurlarla toplumsal barışını –aksaklık ve eksiklere rağmen- farklı aidiyet motifleriyle şu veya bu şekilde henüz sağlamaya başlamış bir ülkeyiz.

Devlet, Kürt vatandaşlarıyla iletişimi tesise ciddi çaba harcarken PKK terörü üzerinden yapılan saldırıları düşünün.

Hal böyleyken şimdi Suriye'den gelen dört milyonu aşkın mülteci var.
Bazı şehir ve yerleşim yerlerinde seçim olsa Suriyeli yönetici seçilecek boyutta.
Örnek verecek olursan, Kilis'in nüfusu kadar da mültecisi var.
Ve mülteciler yoğun bir nüfus artışı olan kitle.

Düşünün; yıllık yüzbinden fazla doğum gerçekleşiyor.
Eğer böyle giderse ve kamu gücü mültecilerin ülkelerine dönüşü ve Suriye'nin Kuzeyi'nde yerleşim alanları tesis etmezse 20-25 yıl sonra ülkedeki beş kişiden birisi Suriye'li olacak.

Şimdi geriye yaslanın ve düşünün.
Bir ülkenin halkını oluşturan kesimlerin nüfus artışında astronomik farklar olursa bu durum demografik değişimden başka ne olabilir.

İşte asıl oyun buradadır.
Türkiye Suriye'de demografiyi değiştirmek istiyor yaygarası ile asıl ülkemiz üzerinde yapılan bu demografik cerrahi operasyon kamufle edilmeye çalışılıyor.

Kişisel olarak, insana insan olarak bakarım.
Dini, dili, etnisitesi, aidiyeti nedir/ne değildir gözüyle bakmam.
Ama ortada var olan sorunsalı ve demografik risk gerçekliğini gözardı edemeyiz.
Gerçi bu coğrafya muhacerata (göç) şerbetlidir.
Özellikle son 250 yıldır Balkanlardan, Kafkaslardan, Ortadoğu’dan göç almış ve bunu absorbe edip devlet-millet potasında özümsemiş bir coğrafyayız.

1877-78'de 93 Harbi diye bildiğimiz Osmanlı-Rus savaşı sonrası üçyüzbin mülteci geldi ve Anadolu bunları bünyesine aldı, sindirdi ve kendindenleştirdi.

Ama şimdi koşullar, niyetler ve göçün niteliği, amacı ve hedefi farklı.

Amaç
;
Birincil olarak Türkiye'yi devlet yapan asli demografik faktörleri yıpratmak, sarsmak ve nihai olarak da değiştirmek.

Asli unsurları azaltmak ve azınlık haline getirmek.
Anadolu'yla tecessüm eden, savaş ve silahla yenemedikleri Türk'lere karşı tarihsel hınçlarını almak ve içten içe kimyasını bozmak.

Hedef ise;
Kimyası ve toplumsal psikolojisi bozulmuş ülkemizi yıpratmak, karıştırmak ve yönetilemez bir ülke konumuna getirmek.

Hele de terör örgütleri üzerinden vekalet savaşları yapıldığı bu süreçte göçle ve dolayısıyla mültecilerle, terör unsurlarını da ülkemize ihraç ederek, bir ileri merhalede kaos ve terör yaratmak.

Çünkü bölgede devlet geleneğine sahip olan birkaç ülkeden birisi olan Türkiye'yi Irak'laştıramadılar, Afganistan'laştıramadılar, Suriye'leştiremediler.
Ama şimdi Suriyelileşme/Suriyelileştirme (Syrianization) ile karşı karşıyayız.
Valery Gerasimov'un Hibrit Savaş-Kirli Savaş-Bulanık Savaş diye doktrine ettiği "Non Linear Warfare"nin en kirli ve en riskli şekliyle geliyorlar.

İşte bu saldırı ve büyük oyun Demografik'tir.
Hedef ise Türkiye'dir.


Not:
Kimse bu yazıyı şuraya buraya çekmeye çalışmasın. Ben sadece bir tehlikeye parmak bastım. Ne mültecileri ve ne de ülkemizde farklı aidiyetleri zemmettim. Sadece ve sadece bu göç olayının ve mülteciliğin büyük bir oyunun başlangıcı olduğuna, bu durumu ortaya çıkartan güçlerin kötü niyetine ve nihai hedeflerinin ülkemizin istikrarına darbe olduğuna vurgu yaptım. Yazımda kimse öküz altında buzağı aramaya kalkmasın.

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • Göktürk eren
    Ekinci beyin kuyruk acısı var her halde muhteşem bir yazı
  • Abdurrazak ekinci
    Hem hakaret edersin hem türkiyede büyük bir bölümün kendince akliylan oynarsın hemde kimse öküzün altında buzağı aramasın diyeceksın o halde aklını kendine sakla toplumla alay etmeyi bırakın
  • Mehmet Şahin
    Muhteşem bir yazı, mükemmel tespitler.
  • Nusret Ertürk
    Değerlendirmeniz de insanı ve vijdani bir görüş yok. Bu gelenler can korkusuyla geldiler keyfi olarak geldikleri ülkenin demografik yapısını değiştirelim diye gelmiyorlar. Gitmezlerse ülkemizde kalırlarsa sonuç ne olur? Kafkaslardan, Balkanlar,dan Kuzey Afrika'da gelenler ne olduysa aynısı olur. Sizin de belirttiğiniz gibi bu potanın içinde erir giderler 1,5 Nesil sonra kimse biz suriyeliz demez.
  • Ahmet kaya doğanyurt belediye başkanı
    Kastamonuya katkılarınızı yürekten kutluyorum Rabbim yolunuzu bahtınızı açık eylesin
  • Hasan S.
    İyi bir noktaya parmak basmışsınız bunu devlet büyükleri de görüyordur inşallah
  • Bayram Bulgurlu
    O kadar güzel anlatmışsınız ki" master tezi veya gizli sempozyum halindede yapılabilir bir başlıktır. Herşey teşekkür ediyoruz. Sesli bir anlatım olmuştur.
  • Orkun Ö.
    Dün Atatürk'ü anma törenlerinde onuncu yıl nutkunu dinlerken dikkatimi çekti. O kısa söylemde Atatürk 18 defa Türk kelimesini kullanmış. Bu açıdan bakınca Mülteciler ile ülkemizde oluşturulmaya çalışılan tehlikenin ne kadar büyük oldu da görülebilecektir.
  • Mutlu Emin
    Kaleminize sağlık bu konuya sayenizde dikkat çekildi yetkili yerler umarım dikkate alır.