Cem Özer

Cem Özer

Ağlak Muhalifler..

Türkiye gibi baskıcı ülkelerde muhalif olmak zordur.
Ağlak Muhalifler..
Kimi muhalif iktidarı rahatsız eder. Bunlar ya işinden atılır, ya da cezaevine girer. Yaşam alanları sınırlanır.

Kimi muhalifi ise iktidar ciddiye bile almaz. Muhalif olmak, onlar için ekmek kapısı olmuştur.
Kimi belediyeler de üç beş otobüs ayarlayıp tur düzenler ... kimi yine belediyeler üzerinden ihale peşinde koşar.

Kimi de Beyoğlu'ndaki barlarda, çevresinde toplanan üç beş kişiye vaaz verir.
Bu vaazlar artık ağlama seansı gibidir.

Kimi de Avrupa'ya kaçıp gitmenin hesabını yapar.

Bu türden bazı muhalifler etnik kimliklerini kullanmaktan da çekinmez.
Etnik kimliklerinin, kendilerine doğuştan muhalif olma hakkı verdiğine inanırlar.

Gerçekleşme imkanı olmayan önerileri getirerek, aslında var olan sorunu daha da içinden çıkılmaz bir hale sokarlar.
Sorunun çözülüp çözülmemesi kendileri için önemli değildir.
Önemli olan kendilerinin mühim insanlar olarak görülmesidir.
Üzülerek görüyorum ki bu tür muhalefete en fazla kapı açan, bu türden muhalife an fazla can suyu veren parti HDP.
Kimse, HDP’nin üzerinde nasıl baskıların olduğunu, eski eşbaşkanının tutuklu olduğunu bana söylemesin.
Bunların hepsini ben de biliyorum ve demokrasi mücadelesinde HDP’nin yanında olduğumu bir kez daha bildiriyorum.

Benim eleştirmek istediğim ise elbette bu değil.

Tekrar konumuza dönelim.
Bizim cemaatimizde de bu tür muhalifler var.
Cemaatte bir karşılıkları yoktur ama kendilerini partilerine böyle sunarlar.
Parti de ne yapsın ... elde avuçta olanlar bunlar.

TeCe diye her ortamda devlete atar tutarlar.
Her ortamda devletin kendilerine ne kadar kötü davrandığından bahsederler.

Avrupa'ya giderler konuşurlar, TV'lerde ahkam keserler.
Oysa kendilerine kötü davranan kimse olmamıştır.
Bir yaralı parmağa idrar gerektiğinde bile geri dururlar.
Hatta, benim bire bir bildiğim biri var; dışarıdan para kazanır ama bir taraftan da danışman olarak T.C. devletinden maaş alır. Bunlar çalışmayı pek sevmezler ama Avrupa'dan para istemeyi severler.

Kimse kusura bakmasın ben bunlara "Ağlak Muhalif" diyorum.
Bunların HDP'li olanları alayına muhaliftir. İktidara zaten muhaliftirler, bir de CHP'ye muhaliftirler.

Üç beş boyalı cümleyle kendilerine kurdukları küçük dünyalarda mutsuz mutsuz yaşarlar.
"Muhalif" dediğime bakmayın muhaliflikleri sadece Beyoğlu barlarında geçerlidir, dışarıda pek göremezsiniz.

Bu "Ağlak Muhalifler" in bir de CHP versiyonu var. Bunlar için de varsa yoksa tek kötü AK Parti'dir.

CHP’deki varlık koşulları küçük çıkarlarıdır. Küçük çıkarların insanlarıdır.
Meselenin sosyal rantı var elbette.

Hepsi aydın, demokrat, ileri görüşlü, güya okuyan tiplerdir.
Daha doğrusu öyle görülmek ve bundan dolayı da saygı görmek isterler.

İktidar, kimi muhalife göz açtırmaz. Canlarına okur, cezaevlerine atar.
Bizim "Ağlak Muhalifler" de, mağdur olan gerçek muhaliflerin mağduriyetinin üzerinden bile sosyal rant elde etmeye çalışırlar .

Dikkat edin iktidar bu tür ağlak muhaliflere hiç ama hiç dokunmaz.
İster ki tüm muhalefet böyle olsun.

Siz, siz olun "Ağlak Muhalifler"den uzak durun.

Kalın Sağlıcakla .

Nurhan Çetinkaya; Adalar’da yaşayıp, hayatı boyunca Adalar’ın sorunlarını çözebilecek projeler üretmiş, (içinde zaman zaman benim de bulunduğum) pek çok kişiyle beyin fırtınası yapmış, CHP’den ADALAR Belediye Başkan aday adayı olup, Ankara’da yaşamadığı ve genel merkeze yakın olmadığı için aday olamamış; Ermeni kökenli bir dostumdur. Düşüncelerini paylaşmak istedim.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın