Atlas GLB 600*160
Atlas GLB 600*160 Haber Detay Sağ
  • Kültür-Sanat

(Özel) Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Ergen’e şok suçlama

Salih Sinan Gürtunca, ‘Çelik Manolyalar’ adlı tiyatro eserinin çevirisinin kendisine ait olduğunu ve 24 Ekim’de İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliğine getirilen Mehmet Ergen’in intihal suçu işlediğini söyledi. Gürtunca, hakkının iade edilmesi konusundaki ısrarının süreceğini belirterek, eşinin ve kendisinin sosyal medya üzerinden saldırıya uğradığını aktardı.
Son zamanlarda basında adından sıkça söz edilen ‘Çelik Manolyalar’ gibi birçok tiyatro oyununun çevirmeni Salih Sinan Gürtunca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Ergen ve oyuncu-yönetmen Nedim Saban’la ilgili açıklamalarda bulundu.
44 yıldır çevirmenlik yaptığını belirten Gürtunca, 1975’ten bu yana bir tane bilim kurgu ansiklopedisi, 25’in üzerinde roman ve kişisel gelişim kitabı, 25’in üzerinde tiyatro oyunu ve yüzlerce film tercüme ettiğini söyledi. Sinan Gürtunca, ‘Çelik Manolyalar’ oyunu hakkında intihal suçunun işlendiğinin altını çizdi. ‘Çelik Manolyalar’ adlı tiyatro oyununun sürecinden bahseden Gürtunca, yıllar önce sonuçlanan davayı aslında gündeme getirmeyi hiç istemediğini ancak Mehmet Ergen’le aynı sorunu yaşayan Lale Eren’in basına kendi adını da vermesi nedeniyle bu konunun da gündeme geldiğini aktardı. Gürtunca ayrıca bu konuyu gündeme getirerek hiçbir makamı ve kişiyi hedef almadığını, sadece hakkını savunmak istediğini belirtti.
Oyunun 1999 senesinde o zamanın Devlet Tiyatroları Genel Müdürü olan Rahmi Dilligil tarafından çevirisi yapılmak üzere kendisine teslim edildiğini aktaran Gürtunca, “Rahmi Dilligil beni aradı ve böyle bir oyun var. Biz bu oyunu sahnelemek istiyoruz ama senin çevirmeni istiyoruz. Bunu benden alıp çevirir misin?” dedi. O tarihten sonra oyunu belli bir süre içinde tercüme ederek Devlet Tiyatrosu’na teslim ettiğini dile getiren Gürtunca, kısa süre sonra edebi kurul tarafından oyunun onaylandığını ve 2003 yılında da Ankara Devlet Tiyatrosu ile oyunun sahnelenmesi için sözleşme imzaladığını belirtti. ‘Çelik Manolyalar’ isimli oyunun Nurşen Girginkoç tarafından bir sezon sahnelendiğini ve sonrasında oyunun kalktığını hatırlatan Gürtunca, Nedim Saban’ın oyunu bu süreçte izlediğini ve Tiyatro Kare’de sahnelemek için kendisiyle görüştüğünü söyledi. Gürtunca, “Nedim Saban telefonla beni aradı. ‘Oyununuzu Ankara’da izledim. Çok beğendim. Bununla ilgili olarak ofisime gelir misiniz?’ diye sordu. Uzun soluklu bir sohbet oldu. Metni çok beğendiğini söyledi, gerçi şu anda Türkçemi ve İngilizcemi çok eleştiriyor ama o zamanlar metni beğendiğini söyledi ve sahnelemek istedi. Oyunu incelemek için teksti istedi ve memnuniyetle verdim” ifadelerini kullandı. Teksti verme karşılığında Nedim Saban’dan, “Salih Sinan Gürtunca’nın çevirisini yaptığı ‘Çelik Manolyalar’ adlı oyunun tekstini kendisinden incelemek ve değerlendirmek üzere aldık. Tiyatro Kare olarak bu oyunu sahneleyecek olursak, Salih Sinan Gürtunca’ya telif ücretini ödemeyi taahhüt ediyoruz” ıslak imzalı ve kaşeli bir belge aldığını söyleyen Gürtunca, bu teminat üzerine oyunun metnini mail yoluyla Saban’a yolladığını belirtti.

“O dönemde Mehmet Ergen’i tanımıyordum”
2007 yılında Mehmet Ergen’in kendisiyle görüşmek istediğini arkadaşları vasıtasıyla öğrenen Gürtunca, o dönemde Ergen’i tanımadığını aktardı. Ergen’le buluşması sırasında yaşanan olayları da anlatan Gürtunca, “Mehmet Ergen benim çevirimi çok beğendiğini, başka oyunlarımın olup olmadığını ve diğer oyunları da kendisine gönderip gönderemeyeceğimi sordu. Nitekim eve döndükten sonra o gün itibariyle çevirdiğim ne kadar oyun varsa kendisine gönderdim” ifadelerini kullandı. Ergen’den, o dönemde yurt dışında olduğunu beyan eden bir mesaj aldığını söyleyen Gürtunca, teşekkür ederek, konuyu kapattığını belirtti. 2010 senesi içerisinde eşinin sanat camiasından bir arkadaşı tarafından gelen telefonla ‘Çelik Manolyalar’ adlı tiyatro oyununun kendisinin haberi ve izni olmadan Tiyatro Kare’de sahneleneceği haberini aldığını söyledi. Gürtunca, “Eşimin telefonu çaldı ve eşimin arkadaşı, ‘Sinan’ı tebrik etmek istiyorum’ dedi. ‘Çünkü onun çevirisiyle bir oyuna başladık. Ne kadar güzel çevirmiş. Ben bu konuda teşekkür etmek istiyorum kendisine’ diye telefon konuşması devam etti. Eşime, ‘Sor bakalım hangi oyunmuş’ dedim. Cevap, ‘Çelik Manolyalar’ olarak geldi” diyerek olay anını bu şekilde aktardı. Derhal oyunun çevirisinin kendisine ait olup olmadığını sorduğunu söyleyen Gürtunca, tekstin üzerinde kendi adının yazdığını öğrenince ‘Çelik Manolyalar’ adlı oyunun kendi çevirisiyle Tiyatro Kare tarafından sahnelendiğini anladığını söyledi.

“İyi ki çeviri hatası yapmışım”
Oyunun Tiyatro Kare’de sahnelendiğini öğrendikten sonra Nedim Saban’la temas kurmaya çalıştığını vurgulayan Gürtunca, girişimlerinin sonuçsuz kaldığını aktardı. Oyunun asıl sahibi olan İngiltere’deki telif hakları ajansıyla temas kurduğunu ve onlara oyunun sahnelendiğini bildiren Gürtunca, İngiltere tarafından da oyunun telif sözleşmesinin sona erdiği ve Türkiye’deki ajans tarafından satılamayacağını veya Tiyatro Kare tarafından sahnelenemeyeceği bilgisini aldı. Bir süre sonra tekstlerin üzerindeki adının silinerek Mehmet Ergen’in isminin yazıldığını sözlerine ekleyen Gürtunca, Tiyatro Kare’yle hiçbir şekilde temas kuramayınca konuyu yargıya taşıdığını belirtti. Gürtunca, “Bazı insanların düşündüklerinin aksine, Bu davayı Türkiye’nin gündemine taşıyayım da bu konuda konuşayım, insanlarla başka türlü hesaplaşayım’ gibi bir düşüncem olmadı. Ama işin bir de yasal kısmı var. Davayı biz 2010 senesinde açtık. Fikri Mülkiyet Hakları Mahkemesinden benim çevirim istendi. Karşı tarafın; Nedim Saban ve Mehmet Ergen’in avukatlarından da Mehmet Ergen’in yaptığı çeviri istendi. O sırada da dediler ki; ‘Bu oyunun orijinal teksti elimizde yoktu. Provalar sırasında Mehmet Ergen bunu video üzerinden Hollywood filminden izleyerek tercüme etti. Bu yüzden de iki metnin birbiriyle uyuşması mümkün değil’ diye bir ifade kullandılar. Avukatları Mehmet Ergen’in tercüme ettiğini söyledikleri metni de birkaç ay sonra mahkemeye ibraz ettiler. Fakat bu defa yanında orijinal tiyatro metnini de sundular. Biz de orada, ‘Orijinal metni sunuyorsunuz. Müvekkiliniz bu tercümeyi orijinal metinden mi yaptı, yoksa ilk ifadenizde olduğu gibi Hollywood filmini izleyerek video üzerinden mi yaptı’ diye sorduk. Bu soruya bir türlü cevap alamadık ama bu şekilde dosyaya girdi. Hakime hanım bu sırada bilirkişi incelemesi istedi. Ancak karşı taraf belirlenen tüm bilirkişilere itiraz ettiler. Bu itirazlar nedeniyle çok uzun bir süre bilirkişi raporu elde edilemedi. Daha sonra mahkemeye sunulan ve yine intihal suçu işlendiğini belirten bir bilirkişi raporuna da itiraz ettiler. Nihayet iki ayrı bilirkişi raporu elde edildi. Her iki bilirkişi raporunda da ‘Kesinlikle İntihal’ sonucu çıktı. Hatta bir tanesi benim çevirimde 5 tane hata yaptığımı tespit etmiş. Hakikaten baktım yapmışım, iyi ki de yapmışım. Ama ne ilginçtir ki; Mehmet Ergen’de aynı hataları aynı repliklerde ve aynı kelimelerle yapmış. Bilirkişi raporunda şu yazıyor: ‘Bir metni 10 kişi çevirebilir, 10 ayrı metin ortaya çıkar. Ama bir çevirmenin yaptığı 5 hatanın bir başka çevirmen tarafından aynı şekilde tekrar edilmesi tesadüfle açıklanamaz, bu intihaldir’. Sonuçta mahkeme intihal suçu işlendiğine karar verdi. Kararın sonuç kısmında ise “Davacının eserine tecavüzün önlenmesi ve Çelik Manolyalar adlı oyunun Tiyatro Kare tarafından sahnelenmesinin engellenmesi” ifadeleri yer alıyor.

“Benim Ekrem İmamoğlu’yla hiçbir sorunum yok”
2015 yılında sonuçlanan davanın konusunun 4 yıl sonra gündeme gelmesi konusunda da açıklamalarda bulunan Gürtunca, ilk mahkeme kararında, davayı kazandığını ama bunu ilan edemeyeceğini belirten bir ifade olduğunu söyledi. Bu kararın 2019 yılı başlarında Yargıtay tarafından bozulduğunu ve bunun üzerine basın mensuplarından gelen soruları rahatlıkla yanıtladığını söyleyen Gürtunca, “Şu anda yaptığım şeyi 2019 yılına kadar yapamadım. Bana bunu soranlara da ‘Konuşamam’ diye cevap verdim. Sonuçta ortada bir yasa ve mahkeme kararı vardı ve ben yasalara ve mahkeme kararlarına saygılı bir insanım. Avukatım Yargıtay nezdinde kararı temyiz etti. Karşı taraf ise kararın bozulması yolunda temyize gitmiş”. Yargıtay’ın 2 tane ilamı var. Bir tanesi karşı tarafın temyiz istemiyle ilgili olarak; ‘Tüm temyiz istemlerinin reddine karar verilmiştir’ diyor. İkinci ilamda da; ‘Bir telif davasında eseri intihal edilen davacı, davayı kazandığı takdirde bunu ilan etme hakkı elinden alınamaz. Mahkemenin bunu derhal davacı yararına düzeltmesi gerekir” ifadesi yer alıyor. Bu Yargıtay ilamıyla intihal davasını kazandığımı ilan etme hakkım bana iade edildi. Buna rağmen Yargıtay kararından bugüne kadar bu davadan hiçbir yerde söz etmedim ve bu durumu kimseye duyurmadım” ifadelerini kullandı. Basında yer alan söz konusu haberin sahibinin, Mehmet Ergen’le intihal konusunda davalık olan Lale Eren’le görüştüğü sırada Eren’in kendisinin ismini verdiğini söyleyen Gürtunca, bir hafta kadar önce arandığını ve konu hakkında kendisinden görüş alınmak istendiğini söyledi. Gürtunca, haklı olduğu bir konuda konuşmaktan çekinmediğinin altını çizdi. Bazıları tarafından konunun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’yla ilişkilendirilmeye çalışıldığını söyleyen Gürtunca, “Sayın Ekrem İmamoğlu’na saldırmak için bu konuyu gündeme getirdiğimi söylüyorlar. Benim Ekrem İmamoğlu’yla hiçbir sorunum yok. Benim Mehmet Ergen’le de bir sorunum yok. Benim sorunum; bana ait olan bir eserin kısmen de olsa intihal edilerek kullanılması, bunun karşılığında emek sahibi ben olduğum halde bir başkasının para kazanması. Bunun duyurulması da bir gazete veya bir basın mensubu tarafından sorulduğunda ben bunu açıklarım” şeklinde aktardı.

“Sulhen anlaşabileceğimizi sanmıyorum”
Gürtunca, bundan sonraki sürecin nasıl ilerleyeceği hakkında da bilgi verdi. Avukatına, Nedim Saban ve Mehmet Ergen şahsına tazminat davası açması üzerine talimat verdiğini söyleyen Gürtunca, ancak yasa değişikliği nedeniyle bu konuda önce arabulucuya gidilmesi gerektiğini aktardı. Öncelikli olarak sulhen çözüm yolunun deneneceğini söyleyen Gürtunca, “Sulhen anlaşamazsak, arabulucu ‘Sulhen anlaşılamamıştır. Tazminat yolu açıktır’ diyecek biz de tazminat davamızı açacağız. Bu sırada sosyal medya üzerinden paylaşımda bulunarak beni mahkemeye vereceklerini, bu söylediklerimin tümünün mahkemede hesabının sorulacağını söylüyorlar. Bekliyorum. Umarım bu davaları açarlar. Sulhen anlaşmayı kabul edeceklerini hiç zannetmiyorum ama uzun soluklu davalara sayelerinde alıştım” dedi.