• Genel

Türk Konseyi Medya Forumu'nda Türk dünyasında dizi-film sektörü ele alındı

Türk Konseyi Genel Sekreteri Baghdad Amreyev Türk Konseyi'nin 12 yıldır tüm komşularıyla dostane ilişkileri sürdürürken, herhangi bir sorun yaşamadığını belirterek, 'Bu açıdan da tüm ülkeler için bir cazibe merkezi olduk' dedi.
Türk Konseyi Medya Forumu'nda Türk dünyasında dizi-film sektörü ele alındı
AA - Türk Konseyi Genel Sekreteri Baghdad Amreyev, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ev sahipliğinde "Köklü Geçmiş, Güçlü Gelecek" temasıyla düzenlenen "Türk Konseyi Medya Forumu"nun açılışında yaptığı konuşmada, Türk Konseyi'nin 12 yıl önce kurulduğunu hatırlattı. Son 12 yılda ülkeler arasındaki iş birliğinin yeni bir döneme girdiğini kaydeden Amreyev, konseyin gerek siyasi gerekse diğer alanlarda başarı ve somut kazanımlar elde ettiğini dile getirdi.

Amreyev, Türk Konseyi'nin Türk dünyasının ortak örgütü ve ortak işbirliği mekanizması haline geldiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Sadece ortak tarih, coğrafya ve kültürel mirası paylaşmıyoruz aynı zamanda farklı alanlarda ortak çıkarlara, ortak kimliğimizi güçlendirmek için ortak bir niyete sahibiz. Bu, Türk Konseyi'ni diğer uluslararası örgütlerden farklı bir konuma yerleştirmektedir. Biz, ortak çıkarlar temelinde hareket ederken birliğimizde fonksiyonel bir şekilde devam edeceğiz. Türk Konseyi olarak BM ve diğer bölgesel ve uluslararası örgütlerle iyi ilişkiler geliştirdik, önümüzdeki dönemde de bu yapıcı ve pozitif yaklaşımımızı sürdürecek, bölgede ve küresel düzeyde bir cazibe merkezi olmaya devam edeceğiz. Türk Konseyi olarak 12 yıldır tüm komşularımızla dostane ilişkilerimizi sürdürürken herhangi bir sorun yaşamadık. Bu açıdan da tüm ülkeler için bir cazibe merkezi olduk. Bu sayede birçok ülke Türk Konseyi'nin gözlemcisi olmak için niyet beyan ediyor."

Küreselleşme ve internet sayesinde dünyanın tek bir ortak bilgi ve iletişim alanı haline geldiğine değinen Amreyev, "Konu Türk dünyasına geldiğinde ilk kez ortak hareket eden bir bütün olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu durum Karabağ'ın azat savaşında görülmüştür. Ülkelerimiz ve Türk Konseyi olarak yaptığımız ortak açıklamalarla, sosyal ve iletişim kanallarındaki ortak hareketimizle dayanışma içinde olduğumuzu dünyaya gösterdik. Biz Türk Konseyi olarak önümüzdeki dönemde de medya ve enformasyon alanlarında ülkelerimiz arasındaki işbirliğini artıracak etkinlik ve faaliyetlerde bulunmaya devam edeceğiz." diye konuştu.

"Birliğimizi, beraberliğimizi, kültürümüzü koruma ve güçlendirme noktasında ciddi adımlar atılması gereken dönemdeyiz"
Forumun açılışının ardından TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı'nın moderatörlüğünde "Ortak Kültürel Gelecek: Türk Dünyasında Dizi-Film Sektörü" başlıklı panel gerçekleştirildi.

Sobacı, bu forumun ortak değer, ortak kültürel miras çerçevesinde çok önemli iş birliklerine yol açacağını anlatarak,"Böylece Türk dünyası kenetlenecek ve kenetlendikçe dünyaya sesini daha gür bir şekilde yansıtacaktır. Ben Türk dünyasının sesinin daha gür çıkmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü Batı merkezli, dayatmacı kültürel sese alternatif oluşturabilecek tek sesin, bu coğrafyadan, bu medeniyetten çıkacağını düşünüyorum. O nedenle bu ses ne kadar gür bir şekilde çıkarsa, o dayatmacı kültürel süreçlere, tek merkezden dünyaya yayılan bu kültürel süreçlere karşı bir alternatif geliştirme imkanının artacağını düşünüyorum." dedi.

Türkiye ve TRT olarak aslında dizilere ve filmlere çok büyük yatırımlar yaptıklarını vurgulayan Sobacı, "Çünkü Türkiye'nin dizileri 500 milyon izleyiciye ulaşmış durumda. ABD'den sonra dizi ihraç eden ikinci ülke konumuna gelmiş bir Türkiye üzerinden konuşuyoruz. Aslında bu verilerin gösterilen gayretlerin karşılığını bir anlamda bulduğuna işaret ediyor." değerlendirmesini yaptı.

Kültür aktarımında çizgi filmlerin çok önemli olduğuna işaret eden Sobacı, "10 yıl öncesinde kendi çocuklarımıza yerli çizgi film alternatifi sunabilecek noktada değilken, bugün yurt dışına çizgi film ihraç eden ülke konumuna geldik. Çizgi filmlerimiz Çin'e ve Malezya'ya ihraç ediliyor." dedi.

Klasik televizyonların, geleneksel medyanın yanı sıra artık etkinliğini artıran dijital platformlar olduğunu belirten Sobacı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Dijital platformların aslında Türk dizileri için bir fırsat olduğunun ortaya çıktığını görüyoruz. Çünkü dijital platformlarla birlikte aslında Türk yapımları yayılım hızını artırdı. Ama tabii bunun yeterli olması da mümkün değil. Çünkü sadece Türk yapımları yayıldığında içerik üretimine odaklanmış oluyorsunuz. Buradan müjdesini vermek isterim; TRT olarak biz dijital alanda da var olma mücadelesini başlattık ve büyük bir azimle sürdürüyoruz. Mutlaka uluslararası nitelikli bir dijital platformun TRT sahipliğinde hayata geçirilmesi için mücadele ediyoruz. Bu anlamda sürecimizi ve projemizi başlattık. Milli kültür ve değerlerimize, Türk dünyasının değerlerine dayalı yapımların yer alacağı uluslararası dijital platformu mutlaka en kısa zamanda TRT yaşama geçirecek. Burada tırnak içerisinde bunun 'müjdesini' vermekten büyük bir mutluluk duyuyorum."

Dijitalleşme süreci ve dünyadaki politik, ekonomik gelişmeler yaşanırken, asıl önemli hususlardan birinin "milli beraberliği ve milli kültürü koruma güçlendirme zorunluluğu" olduğuna işaret eden Sobacı, şöyle konuştu:
"Milli birliğimizi, beraberliğimizi, kültürümüzü koruma ve güçlendirme noktasında çok daha ciddi adımlar atılması gereken bir dönem içerisindeyiz. Bu anlamda TRT Avaz'ın da ayrıcalıklı bir yere sahip olduğunu düşünüyorum. TRT Avaz, Türk dünyasının ortak iradesini daha da güçlendirmek, Türk dünyasındaki politik ve ekonomik gelişmeleri, gündelik yaşamı aktarabilmek ve aynı zamanda Türk dünyasının kültürünü, sanatını edebiyatını daha geniş coğrafyalara aktarabilmek için var gücüyle çalışıyor."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Batı merkezli, dayatmacı ve ötekileştiren bir kültürel transfer sürecine karşı bir duruşunun olduğunu söyleyen Sobacı, konuşmasını şu şekilde tamamladı:
"Batı'nın geliştirdiği o tek taraflı baskıcı kültürel süreçlerin temelinde kültürel iktidar inşası var. Dolayısıyla biz bu süreçlere karşı bir tez geliştirmek istiyorsak, mutlaka alternatif kültürel iktidar alanları oluşturmak durumundayız ve dizilerimizin, filmlerimizin bu alternatif kültürel iktidarın inşasında ve bunun gerçekleştirilmesinde, realize edilmesinde çok büyük bir önemi olduğunu düşünüyorum."

"Türkiye ile iş birliği bizim için önemli"
Kazakistan Cumhuriyeti Radyo Televizyon Kurumu (RTRK) Yönetim Kurulu Başkanı Lyazzat Tanysbay da oturumdaki konuşmasında Kazakistan'ın sektörde milli kimlik ve motifler geliştirdiğini dile getirerek, "Türk kardeşlerin ve uzmanların çalışmalarını örnek alıyoruz. Sizin filmleriniz bizim filmlerimiz gibi etki yapıyor. Sizden çok şey öğreneceğimizi biliyoruz, iş birliği yapmayı istiyoruz." diye konuştu.

Diğer ülkelerle ortak bir karakter olan Korkut Ata'nın dizisini çektiklerini dile getiren Tanysbay, "Çok güzel bir milli ruh aşılayacak dizi film başlangıcındayız. Sizlerle iş birliği bizim için çok önemli." dedi.

"Kendi kahramanlarımızla kendi tarihimizi anlatacak filmler yapmak için Türk devletleri bir araya gelip fon yaratabilir"

Yapımcı ve yönetmen Elchin Musaoğlu da Türk Cumhuriyetleri ve Türk devletleri tarafından "sinema desteği fonu"nun yaratılması önerisinde bulunarak, şunları kaydetti:
"Kendi kahramanlarımızla kendi tarihimizi anlatacak filmler yapmak için Türk devletleri bir araya gelip fon yaratabilir. Festival düzenleyip, her sene bir ülkede o festivali hayata geçirebiliriz. Genç sinemacılar projelerini, senaryolarını sinema hocalarıyla çalışabilir ve bunları fona sunabilir. Bu genç sinemacılara büyük destek olur. Tarihi şahsiyetlerimiz var, bunlarla ilgili dizileri kardeş ülkeler beraber yapabilir. Ortak bir çocuk kanalı kurulabilir."

"Gelin bu atılımları birlikte çalışarak gerçekleştirelim"
Yönetmen Akan Satayev ise siyasetten ayrı bir film endüstrisinden bahsetmenin mümkün olmadığına işaret etti.

Özellikle tarihi karakterleri öne çıkaran filmler yapılmaya başlandığına değinen Satayev, "Kazakistan film sektörü, 100 milyon dolarlık bir sektör ama Türkiye gibi güçlü bir ülkenin iş birliğiyle bunu 2-3'e katlarız. Ortak tarihten gelen ortak karakter, dönem, olaya ilişkin birçok şeyi gerçekleştirebilir, kalıcı işler yapabiliriz. Gelin bu atılımları birlikte çalışarak gerçekleştirelim." ifadelerini kullandı.

Oyuncu Engin Altan Düzyatan da 21. yüzyılda bilgiye ulaşmanın kolaylaştığını ancak doğru bilgiye ulaşmanın zorlaştığını dile getirerek, bazı ülkelerin uzun yıllardır sinemayı etkin şekilde kullandığını, kazanmadıkları savaşları bile kazanmış gibi gösterdiğini anlattı.

Düzyatan, Türk dünyasının da artık kendi kültürünü, kendi yaşayış şeklini ifade edip diğer kültürlerle paylaşır hale geldiğini belirterek, sektörün gelişmesinin Türk coğrafyasını daha ileriye taşıyacağını kaydetti.

Yapımcı Timur Savcı, Türk sinema ve dizi sektörünün son 20 yılda büyük değişim geçirdiğine işaret ederek, Türk dizilerinin 190 ülkede gösterildiğini dile getirdi.
Yorum Yazın