TIC HOLDING Header
  • USD 18.547
  • EUR 18.407
  • Altın 1021.246
  • BIST 100 3431.88
  • Genel

Dünya'nın en kısa günü, 29 Haziran'da yaşandı

1960'lı yıllardan bu yana zamanı doğru olarak ölçümlemek için hassas atom saatlerini kullanan bilim insanları, 29 Haziran'da sıra dışı bir durum ile karşılaştı. Bilim insanlarının hesaplamalarına göre bu tarihte Dünya'da kaydedilen en kısa gün yaşandı.
Dünya'nın en kısa günü, 29 Haziran'da yaşandı
AJANSLAR - TimeAndDate'in haberine göre 29 Haziran'da Dünya kendi etrafındaki turunu 24 saatten 1.59 milisaniye daha az sürede tamamladı. Dünyanın kendi etrafındaki dönüşünün son yıllarda hızlandığını belirten bilim insanları, 19 Temmuz 2020 tarihinde de günün 24 saatten 1.4602 milisaniye daha kısa sürdüğünü tespit etmişti. Söz konusu duruma neyin neden olduğu kesin olarak bilinmese de bilim dünyasının gelgitler, iklim veya diğer dünya süreçleriyle ilgili bazı teorileri bulunuyor.

Asya Okyanusya Yerbilimleri Derneği'nin düzenlediği bir toplantıda bilim insanları Leonid Zotov, Christian Bizouard ve Nikolay Sidorenkov bu değişikliğin başka bir muhtemel nedenini açıkladı: Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüş farklılığı olarak bilinen Chandler Yalpalaması'nda yaşanan bir değişiklik. Dr. Zotov, "Chandler yalpalamasının normal genişliği, Dünya yüzeyinde yaklaşık üç ila dört metre arasındadır. Ancak 2017 ile 2020 yılları arasında bu kayboldu." ifadelerini kullandı. Bu durumun devam etmesi durumunda, zamanın güneş saatine ayak uydurabilmesi için saatlerin bir saniye atlaması olarak açıklanan 'negatif artık saniye' adlı bir durum ile karşı karşıya kalabileceğimiz belirtiliyor. TimeAndDate'e göre bu durum aynı zamanda, kesin zaman ölçümlerine dayanan bilişim teknolojisi sistemlerine etki etmesi mümkün.

Chandler Yalpalaması nedir?
Amerikalı astronom Seth Carlo Chandler 1800’lerin sonlarında keşfettiği bir sallantı sonucunda Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüş değişikliğine Chandler Yalpalaması denir. Yalpalanmanın nedeni ve etkisi hakkında ortaya atılmış birçok teori var. Bunlardan bazıları gelgitler ve dünyanın sıvı iç kısmının bu durumda bir rol oynadığını düşünürken, bazıları ise okyanuslardaki sabit rüzgarların bir anda yeryüzünde değişen miktarlarda suyu itmesi ve hatta büyük depremler nedeniyle olduğunu düşünüyor.
Yorum Yazın