• Genel

Danıştay'dan, polislerin resen emeklilik işlemine önemli karar

Danıştay 5. Dairesi, idarece resen emekliye sevk edilecek personelin seçiminde kullanıldığı belirtilen ölçütlerin uygulanmasında eşit, objektif ve istikrarlı şekilde işlem tesis edilmemesi nedeniyle, resen emekliye sevk etme işlemini iptal etti.
Danıştay'dan, polislerin resen emeklilik işlemine önemli karar
Dava, Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı emrinde 1. Sınıf Emniyet Müdürü rütbesiyle görev yapan davacının resen emekliye sevk edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İlk derece mahkemesi davayı reddetmiştir. Danıştay 5. Dairesi yapılan temyiz incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.

Davacı bu sefer karar düzeltme talebinde bulunmuş ve Danıştay 5. Dairesi aşağıdaki gerekçe ile karar düzeltmeyi kabul etmiş ve ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur:

Davalı idarece resen emekliye sevk edilecek personelin seçiminde kullanıldığı belirtilen ölçütlerin uygulanmasında eşit, objektif ve istikrarlı şekilde işlem tesis edildiğinin ortaya konulamadığı anlaşıldığından, davacının resen emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

T.C. DANIŞTAY

BEŞİNCİ DAİRE

Esas : 2017/15110

Karar : 2020/2945

Tarih : 30.06.2020

Kararın Düzeltilmesini İsteyen (Davacı) : ...

Vekili: Av. ...

Karşı Taraf (Davalılar):

1- İçişleri Bakanlığı

2- Emniyet Genel Müdürlüğü Vekili : Av. ...

İstemin Konusu: Ankara 12. İdare Mahkemesinin 10/02/2016 tarih ve E:2015/1127, K:2016/291 sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Beşinci Dairesinin 05/04/2017 tarih ve E:2016/6898, K:2017/10183 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

Yargılama Süreci:

Dava Konusu İstem: Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı emrinde 1. Sınıf Emniyet Müdürü rütbesiyle görev yapan davacının, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun geçici 27. maddesi uyarınca resen emekliye sevk edilmesine ilişkin 17/04/2015 tarih ve 2015/1 sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu kararının iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve 04/04/2015 tarih ve 29316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun'un (3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'na geçici 27. maddeyi ekleyen) 32. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 12. İdare Mahkemesinin 10/02/2016 tarih ve E:2015/1127, K:2016/291 sayılı kararında; kamu hizmetinin etkin ve verimli bir biçimde yürütülmesini teminen, 6638 sayılı Kanun'la 3201 sayılı Kanun'a eklenen geçici 27. maddenin amir hükmünün verdiği yetkiye istinaden, idareye tanınan takdir yetkisi kapsamında, kamu yararı ve hizmet gerekleri göz önünde bulundurularak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tazminine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Daire Kararının Özeti: Davacının temyiz başvurusu üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin 05/04/2017 tarih ve E:2016/6898, K:2017/10183 sayılı kararıyla, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir.

Karar Düzeltme Talep Edenin İddiaları: Davacı tarafından; dava konusu işlemin dayanağını oluşturan 3201 sayılı Kanun'un geçici 27. maddesinin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesince verilen 04/05/2017 tarih ve E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararda, söz konusu maddenin tamamıyla takdire dayalı şekilde uygulanmasının kabul edilmediği ve objektif kriter belirlenmesinin zorunlu olduğu gerekçesine yer verildiği, anılan madde uyarınca emekli edilecek kişilerin belirlenmesinde objektif kriter belirlenmediği, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülerek Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir.

Karşı Tarafın Savunması: Davalı idareler tarafından savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Mustafa Yapıcı'nın Düşüncesi : Karar düzeltme isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Beşinci Dairesinin 05/04/2017 tarih ve E:2016/6898, K:2017/10183 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi:

İnceleme ve Gerekçe:

Anayasa'ya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:
Davacı tarafından, 04/04/2015 tarih ve 29316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun'un (3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'na geçici 27. maddeyi ekleyen) 32. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, Anayasa Mahkemesi'nin 03/08/2017 tarih ve 30143 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 04/05/2017 tarih ve E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararı ile, anılan maddenin Anayasa'ya aykırı olmadığından iptal talebinin reddine karar verildiğinden, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.

Maddi Olay:

Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı emrinde 1. Sınıf Emniyet Müdürü rütbesiyle görev yapan davacı, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu'nun 17/04/2015 tarih ve 2015/1 sayılı kararı ile 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun geçici 27. maddesi uyarınca resen emekliye sevk edilmiştir.

Bunun üzerine, temyizen incelenen dava açılmıştır.

İlgili Mevzuat:

3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun (04/04/2015 tarih ve 29316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle eklenen) Geçici 27. maddesinde, "01/01/2015 tarihi itibarıyla, Birinci Sınıf Emniyet Müdürü rütbesini ihraz edenlerden Emniyet Genel Müdür Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkam, Polis Akademisi Başkam, Özel Güvenlik Denetleme Başkam, Birinci Hukuk Müşaviri, Daire Başkam, İl Emniyet Müdürü, Emniyet Müşaviri, Polis Moral Eğitim Merkezi Müdürü, Akademi Başkan Yardımcısı, Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürü, Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı, Teftiş Kurulu Grup Amiri, Polis Meslek Yüksek Okulu Müdürü, Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürü ve Polis Eğitim Merkezi Müdürü kadrolarında bulunanlar dışında kalanlar ile 01/01/2015 tarihi itibarıyla ikinci, Üçüncü ve Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürü rütbesini ihraz edenlerden emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olanlar; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde Yüksek Değerlendirme Kurulunun teklifi ve İçişleri Bakanının onayı ile resen emekliye sevk edilebilir. Bu şekilde emekliye sevk edilenler hakkında da 55'inci maddenin yirmi birinci fıkrası hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.

Anılan Kanun maddesinin gerekçesinde de, "3201 sayılı Kanuna eklenen geçici 27'nci maddeyle; kıdeme dayalı otomatik terfi sistemi nedeniyle bozulan kadro piramidinin düzeltilmesi, kadro sayılarının 55 inci madde ile belirlenen oranlara çekilmesi için, özellikle yığılmalar meydana gelen emniyet müdürü rütbesinde bulunan personelden emeklilikle ilgili şartları haiz olanların resen emekli edilmesine yönelik düzenlemeye gidilmiştir. Bu şekilde emekli edilecek personelin mağdur edilmemesi bakımından, Türk Silahlı Kuvvelerinde olduğu gibi, bunlara belli bir miktar kadrosuzluk tazminatının yaş haddine kadar ödenmesi öngörülmüştür." açıklamasına yer verilmiştir.

Hukuki Değerlendirme:

Davacının resen emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlemin incelenmesi:

Yukarıda yer verilen Kanun hükmü ile gerekçesi bir arada değerlendirildiğinde; Kanun'un amacının, emniyet hizmetlerinin hizmet gereklerine uygun olarak yürütülebilmesi için her bir rütbede ihtiyaç duyulan polis amirlerinin kadro sayılarının belirlenmesi ve sayıları Kanunla belirlenen bu kadrolara atamalarda liyakat ilkesi çerçevesinde bir değerlendirmeye ve seçmeye imkan sağlanması olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, 01/01/2015 tarihi itibarıyla bazı yönetim kadrolarında bulunanlar hariç Birinci, ikinci, Üçüncü ve Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürü rütbesini elde edenlerden emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olanların, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde resen emekliye sevk edilebileceği düzenlenmiş olup, kural uyarınca bunlardan ancak Yüksek Değerlendirme Kurulunun teklif ettiği ve İçişleri Bakanının onayladığı kişilerin resen emekliye sevk edilebileceği ve bu şekilde emekliye sevk edilenler hakkında da 55. maddenin 21. fıkrasında yer alan kadrosuzluk tazminatının ödenmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Söz konusu Kanun hükmü ile idareye, Kanun'da belirtilen çerçeve kapsamındaki ve yine Kanun'da belirtilen koşulları taşıyan personel arasından resen emekliye sevk edeceği personeli belirleme konusunda takdir yetkisi tanındığı açık olmakla birlikte, idareye tanınan söz konusu takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu ve bu açıdan yargı denetimine tabi bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.

Nitekim, dava konusu işlemin dayanağı olan 3201 sayılı Kanun'un (6638 sayılı Kanun'la eklenen) geçici 27. maddesinin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesi'nin (kararımızın "Anayasa'ya Aykırılık İddiasının incelenmesi" bölümünde değinilen) 04/05/2017 tarih ve E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararında; Kanun'da belirtilen çerçeve kapsamında ve yine Kanun'da belirtilen koşulları taşıyan personel arasında hangilerinin resen emekliye sevk edileceği hususunda idareye tanınan takdir yetkisinin, keyfilik anlamına gelmeyip kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla ve objektif kriterlere uygun olarak kullanılabileceği, idarenin bu yetkisini kullanırken kamu hizmetinin daha iyi işlemesi veya kamu yararı esasına göre ayrım yaparak işlem yapmak zorunda olduğu, bunun için ise söz konusu kadrolarda çalışanlar yönünden birtakım ayırt edici objektif kriterlerin kullanılması gerektiği hususlarına vurgu yapılmıştır. Bunun yanında, söz konusu kriterlerin uygulanması sırasında eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın sağlanması hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir sonucudur.

Anılan Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, resen emekli edilecek personelin belirlenmesinde birtakım ayırt edici objektif kriterlerin kullanılması gerekmektedir.

Davalı idarece bu kapsamda yapılan değerlendirmeler incelendiğinde; görevine devam ettirilen personelin, kimi zaman sicil not ortalaması yüksek olmasına rağmen ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri bakımından resen emekli edilen personelin gerisinde kaldığı, bir personelin görevine devam edebilmesi için önünde engel olan bir fiilin diğer bir personel açısından engel olarak görülmediği; dolayısıyla, davalı idarece yapılan değerlendirmede dikkate alındığı belirtilen; personelin geçmiş hizmetleri, haklarındaki soruşturma ve cezalar, performans puanları, temsil ve yöneticilik yetenekleri, özgüveni, verimlilik ve benzeri özellikleri yönünden eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın söz konusu olmadığı, bunlardan birine öncelik verilmiş ise bunun gerekçelerinin açıklanmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davalı idarece, resen emekliye sevk edilecek personelin seçiminde kullanıldığı belirtilen ölçütlerin uygulanmasında eşit, objektif ve istikrarlı şekilde işlem tesis edildiğinin ortaya konulamadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Öte yandan, davalı idarece, davacının resen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda yukarıda yer verilen gerekçeler dikkate alınarak yeniden bir değerlendirme yapılacağından, bu karar, davacının doğrudan görevine başlatılması sonucunu da doğurmayacaktır.

Davacının resen emekliliğe sevk edilmesi nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi talebinin incelenmesi:

Davacının resen emekliliğe sevk edilmesine dair işlemin hukuka aykırı olduğuna ilişkin yukarıda yer verilen gerekçenin, davacının doğrudan görevine başlatılması sonucunu doğurmayıp, resen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda idare tarafından yeniden bir değerlendirme yapılmasını gerektirmesi nedeniyle, bu aşamada davacının parasal ve özlük hak kaybının varlığından söz edilemeyeceğinden, davanın bu talebe ilişkin kısmının reddi gerekmektedir.

Karar Sonucu :

Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;

2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu Ankara 12. İdare Mahkemesinin 10/02/2016 tarih ve E:2015/1127, K:2016/291 sayılı kararının bozulmasına,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 30.06.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Düzeltilmesi istenen Dairemiz kararı usule ve hukuka uygun olduğundan, karar düzeltme isteminin reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararma katılmıyoruz.
Yorum Yazın