• Genel

Cezayir ile Tunus arasındaki "sessiz kriz" karşılıklı ziyaretlerle aşılmaya başlandı

Cezayir ile Tunus'un "her zaman iyi" şeklinde niteledikleri ilişkileri, bu yılın ilk yarısında birçok yorumu beraberinde getiren kayda değer bir durgunluk yaşarken, iki ülke cumhurbaşkanlarının karşılıklı ziyaretlerinin ardından önceki seyrine döndü.
AA -

CEZAYIR (AA) - Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un 17 Aralık 2021’de Tunus'a gerçekleştirdiği ve 27 anlaşmanın imzalandığı ziyaretten mayıs ayına kadar iki ülke ilişkileri neredeyse tamamen durmuş, Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in 60’ıncı bağımsızlık yıl dönümü kutlamalarına katılmak üzere Cezayir’e gelmesiyle bu durgunluk sona ermişti.

Tebbun ile Said, söz konusu ziyaret sırasında Kovid-19 salgını gerekçesiyle iki yıldan uzun süredir kapalı olan iki ülke arasındaki sınır kapılarının açılacağını duyursa da kapıların Kovid-19 salgını ile mücadele kapsamında alınan tedbirler kaldırılmasına rağmen yılın ilk yarısında kapalı kalması Cezayir ile Tunus arasında sessiz bir kriz olduğuna dair şüpheleri artırmıştı.

AA muhabiri, Tunus-Cezayir ilişkilerinde yaşanan durgunluk ve ardından gelen atılım sürecini derlerken bu ilişkilerin seyrine dair uzmanların görüşüne başvurdu.

"İlişkiler her zaman iyi"

​​​​​​​Cezayir diplomasisi, iki ülke arasında anlaşmazlık olduğuna ilişkin artan söylemler karşısında doğu komşusu ile herhangi bir krizin varlığını reddediyor ve ilişkilerinin "her zaman iyi" olduğunu vurguluyor.

Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtan Lamamra, haziran ayında Tunus’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında düzenlenen basın toplantısında, "Cezayir-Tunus ilişkileri her zaman çok iyi." demişti.

Son günlerde, Tebbun’un Said'in talebi üzerine Tunus'taki orman yangınlarını söndürmek için yangın söndürme ekipleri ile iki büyük askeri helikopter göndermek üzere harekete geçmesiyle, iki ülke arasındaki iş birliği ve güvenlik koordinasyonu seviyesi de yenilenmiş oldu.

Öte yandan Tunus basınına göre, Cezayir makamları daha önce ülkeye kaçak yollarla girdiği belirtilen eski Tunus İstihbarat Başkanı El-Ezher el-Longo’yu da yakın zamanda Tunus makamlarına teslim etti.

Sonuçlar ve spekülasyonlar

Yılın ilk 5 ayında iki ülke arasındaki ilişkilerdeki sessizlik durumu, kamuoyuna cumhurbaşkanları veya dışişleri bakanları düzeyinde ziyaretlerin veya telefon görüşmelerinin gerçekleşmemesi olarak yansıdı.

Kovid-19 salgınının patlak vermesi nedeniyle iki yıl önce kapatılan kara sınırlarının açılmasına yönelik taleplerin artmasıyla birlikte Cezayir ile Tunus arasındaki ikili ilişkilerin iyi gitmediğine dair spekülasyonlar da arttı.

Bu söylentiler, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun'un 26 Mayıs'ta İtalya'ya yaptığı ziyarette, "Tunus'un mevcut çıkmazını aşması ve demokratik sürece geri dönmesi için (İtalya ile birlikte) gerekli yardımı sağlamaya hazırız." şeklindeki ifadeleriyle daha da güçlendi.

Tunus basınında geniş yer bulan Tebbun’un bu sözleri, Cezayir Cumhurbaşkanı'nın komşu ülkenin "çıkmaz" durumda olduğu ve "demokratik olmayan" bir sürece girdiği yönünde düşünce taşıdığı şeklinde yorumlandı.

Cezayir Dışişleri Bakanlığı kaynakları ise Cumhurbaşkanı Tebbun'un İtalya'dan yaptığı açıklamaları "Cezayir'in Tunus devleti ve halkıyla, yaşanan zorlukların üstesinden gelme noktasında fiili bir dayanışma teklifi" olarak açıklamaya çalıştı.

Tunus Cumhurbaşkanı Said, 25 Temmuz 2021'de Meclisin çalışmalarını askıya alarak milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırmış, 22 Eylül 2021'de yeni kararnamelerle yetkilerini genişleterek yürütme organını tamamen kendisine bağlamıştı.

Said, 13 Aralık 2021'de açıkladığı "siyasi krizden çıkışın yol haritası" ile ülkede 25 Temmuz 2022'de Anayasa değişikliği referandumuna, 17 Aralık 2022'de ise erken genel seçime gidileceğini ve o zamana kadar Meclisin kapalı kalacağını bildirmişti.

Tunus'ta bazı kesimler, bu kararları "darbe" olarak nitelendirip ülkenin demokrasiden uzaklaştığını savunurken, Said ise bu durumu "devleti yakın bir tehlikeden korumak için Anayasa çerçevesinde alınan önlemler" olarak savunuyor.

"Göstergeler çok açık"

Tunus uzmanı gazeteci Osman Lahyani'ye göre, son aylarda iki ülke arasındaki ilişkilerde esen soğuk rüzgarların belirtileri çok netti.

Lahyani, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Durgunluğun göstergeleri ilk olarak, Kovid-19 ile bağlantılı sağlık önlemlerinin ortadan kalkması ve dünyanın çoğu ülkesine uçuşlar yeniden başlamasına rağmen Tunus-Cezayir kara sınırlarının kapalı kalmasında ortaya çıkıyordu." dedi.

Bir diğer gösterge de Lahyani’ye göre, Tunus’a ihraç edilen Cezayir doğal gazının miktarının artırılması noktasında henüz sonuçlanmayan görüşmeler.

Tunus-İsrail normalleşmesi ihtimali

Lahyani, iki komşu ülke ilişkilerinde yaşanan bu durgunluğu, Cezayir’in Tunus’un İsrail’le normalleşmenin yeni odak ülkesi olması ihtimalinden yaşadığı rahatsızlığa bağlıyor.

Tunus Cumhurbaşkanı Said’in Temmuz 2021'de aldığı istisnai kararlar noktasında İsrail ile normalleşen Arap ülkelerinden aldığı desteğe atıfta bulunan Lahyani, Cezayir perspektifinin "ülkenin ulusal güvenliği üzerindeki potansiyel etkilerle ilgili" uzun vadeli hesaplamalar yaptığını dile getirdi.

Tunus Cumhurbaşkanı Said’in yanı sıra Tunus’un İsrail ile normalleşme konusunu gündeme getiren Tunus Genel İşçi Sendikası Genel Sekreteri Nureddin et-Tabubi, Cezayir’in 60’ıncı bağımsızlık yıl dönümü kutlamalarına davet edilmiş ve Cumhurbaşkanı Tebbun tarafından ilgiyle karşılanmıştı.

Said ile Tabubi’nin Cezayir’de bir görüşme gerçekleştirdiğine ilişkin medyada çıkan haberlerin aksine iki ülke makamları söz konusu iddiaları reddetmişti.

Tunus medyasına göre Tabubi, Tunus’un İsrail ile normalleşmeye götüren bölgesel bir çekişme alanına dönüştüğünü belirtmiş ve "Cezayir’in kuşatılması amacıyla Tunus’un İsrail ile normalleşme eksenine çekilmesi yönünde bir plan" olduğunu söylemişti.

Tunus cezaevlerindeki Cezayirliler

Öte yandan, Tunus-Cezayir ilişkilerinde çok hassas bir konu olarak bilinen, 2008 yılından bu yana Tunus cezaevlerinde Cezayirli bazı "gizli" göçmenlerin bulunduğu iddiası yeniden gündeme geldi.

Tunus makamları her ne kadar bunu reddetse de Cezayirli bazı ailelere, kayıp evlatlarının geçen nisan ayında Tunus'un El-Kaf kentinde yargılandığına dair resmi tebligat ulaştı.

Cezayirli aileler, 2008’den beri hiçbir izlerine rastlanılmayan evlatlarının "öldüğünü" düşünürken, 2013'te kayıp göçmenlerin Tunus’un El-Kaf şehrinde bir hapishanede oldukları bilgisi yayılmaya başlamış ve son haftalarda Tunus’un bu Cezayirlileri cezaevlerinde sakladığı inancı kamuoyunda güçlenmişti.

Cezayirli Milletvekili Muhammed Emin Sahili AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu göçmenlerin Cezayir’in Annaba vilayeti ile başkent Cezayir'in Baraki bölgesinden olduklarını ve Tunus'tan tekneyle Avrupa'ya gizlice göç etmeye çalıştıklarını belirtti.

Sahili, konunun iki ülke arasındaki ilişkiler üzerindeki etkisinin boyutunu "tahmin edemediğini" ancak bunun "ülkedeki yüksek makamlar tarafından yakından izlenen çok hassas bir konu" olduğunu vurguladı.


Muhabir: Esat Fırat