Ekonominin Bam Teli; Oynaklık (Volatilite)…

Özellikle toplumun her kesimini ilgilendiren gıda fiyatlarındaki yükselme daha fazla yer ediniyor. Fiyat artışları 2018 yılı Eylülü’nden beri tek başına mevsimsellik, dönemsellik, kur vb. nedenler ile açıklayamadığımız bir seyir izliyor.

İşte, ekonomik göstergelerde yaşanan bazen hızlı ama görece büyük değişikliklere genel anlamda “oynaklık” veya (volatilite) diyoruz.

Gelişen ekonomilerin veya diğer bir ifadeyle konjonktürel dalgalanmalara karşı politikalar üretebilecek kabiliyete sahip olmayan ekonomilerin temel sorunlarının başında oynaklık geliyor. Oynaklık, sadece fiyatlardaki değişim değil, diğer birçok ekonomik göstergeyi de ilgilendiriyor.

Oynaklığın temel olarak yaşandığı ve sorun yarattığı alanları:

Kişi başı gelir,
Tüketim,
Reel faiz oranları,
Enflasyon ve cari açık,
Uluslararası sermaye akışları
vd. şeklinde sıralayabiliriz.

Bir ekonomide oynaklığın yaşanması, başta ekonomik büyüme olmak üzere yoksulluk ve gelir paylaşımında ki adaleti de olumsuz yönde etkiliyor.

Zira ekonomik göstergelerdeki olumsuz bir gidişat ilk olarak toplumun en kırılgan kesimi olan düşük gelir grubuna zarar veriyor.

Bu durum ise toplumun farklı gelir katmanındakilerin hayat standartları arasındaki farkı büyütüyor.

Peki oynaklık ile mücadele yöntemi nasıl olmalıdır?

Oynaklıkla mücadelenin “bireyler, özel sektör, hükümet ve ülke”yi ilgilendiren dört temel tabanı bulunuyor.

Bu dört temel aktörün öncelikle kötü dönemde yaptığı borçları iyi dönemde ödemesi gerekiyor… Ancak oynak ekonomilerde genellikle tam tersi durum görülüyor.

Yani iyi dönemde borçlanma çok daha kolay ve yaygın bir araç olarak kullanılırken zaten ekonomik durgunluğun yaşandığı ve gelirlerin azaldığı bir dönemde eski borç yükünün altından kalkılmaya çalışılıyor.

Bu durum ise kırılganlığı iyice derinleştiriyor.

Bu duruma karşı ise, Konjonktür karşıtı yerel ve uluslararası finansmanın yanı sıra:

Özel sektörün uzun vadeli stratejiler ile teknoloji yatırımlarını artırması gerekiyor.

Bu, bizim üretim kabiliyet ve kapasitemizi geliştirerek talep şoklarına karşı politika üretebilmemize katkı sağlayacaktır.

Hükümetin  özellikle vergilendirme, harcamalar ve cari açık yönünden konjonktür karşıtı politikalar izlemesi gerekiyor.

Yani iyi zamanda çok harcayıp veya çok vergi alıp kötü zamanda bu kalemlerde büyük değişikliklere gidilmemesi gerekiyor.

Ülke olarak da hangi alanlarda uzmanlaşmamız (specialization) gerektiğini iyi analiz etmeliyiz.

Bir taraftan uzmanlaşırken diğer taraftan çeşitliliğimizi bir ölçüde korumamız gerekiyor.

İthalat ve dışarıya bağımlı olduğumuz alanların oynaklık üzerindeki etkilerine bakmamız önem arzediyor.

Son olarak; yaşanılan her dalgalanmadan ders çıkarılmalıdır.

Zira her ülkenin dinamikleri ve tepkisi farklıdır.

Özellikle ülkemizde son dönemde yaşanan fiyat hareketlerine yönelik olarak ortaya çıkan tepkileri ekonomik birimler  gelecek için yapılacak planlamalar açısından çok iyi iyi analiz etmelidir..

Hangi tepkiler mi?

Ne yazık ki, biz halk olarak bireysel çıkarlarımızı önde tutma eğilimindeyiz.

Maalesef ki, biz hep “kısayolcu”yuz, uzun dönemi düşünüp hareket etmek yerine kısa yoldan “köşeyi dönme” hedefleri ile yanıp kavruluyoruz,

Çünkü hep “az emek, çok getiri” peşindeyiz,

Maalesef ki, çok stratejik düşünme kabiliyetine sahip değiliz,

Maalesef ki, biz genelde duyguları ile hareket eden bazen çağlayanlar gibi coşan, bazen tüm umudunu kaybedip sığ sularda boğulan duygusal bir halkız,

Maalesef ki, başarı varsa sahiplenen, sorun varsa “aman bana ne, ben yoluma bakarım” diyebilecek kadar “ben”leşebiliyoruz…

Ekonomik göstergeler gibi tepkilerimiz de oynak…

Fark ediyoruz, farkındayız,

Umarım böyle tepki gösterenlere fırsat vermeyecek kadar güçlenir ve bu oynaklıktan kurtuluruz.
OGÜNhaber