Zalim İstanbul..

Ancak, Zalim İstanbul’a reytingler zalim davrandı.
Benim yorumum da biraz zalim olacak.

Kanal D’de yayınlanan dizinin başrolünde; Fikret Kuşkan, Deniz Uğur ve Mine Tugay yer alıyor .

Yine, çocukları için direnen, saçını süpürge eden bir anne.

Fakat kendi büyüttüğü çocuklarını tanıyamamış. Çocuklar annelerini hep kandırmışlar, hep kandırmışlar.

Kardeşlerin birbirine karşı acımasızlığı, birbirilerine yalanlar dolanlar...düşünün böyle bir aile!
Nasıl sevimsiz ve nasıl soğuk!

Gelelim diğer aileye; böyle bir zenginlik yok.

Evin babası Agah Bey, yeğenimde yeğenim diyor başka bir şey demiyor.
Evin diğer bütün fertlerini unutmuş.
Ne kızını, ne de oğlunu seviyor.
İkisinden de şikayetçi. 
E tamam şikayetçi ol da, bu kadar düşman olma.

Karısı Şeniz Hanım desen; ne zaman sıkılsa ya da birilerine kızsa Nedim’e durmadan işkence yapıyor.

Zaten o yeğenin odası, herkesin buluşma noktası.

Hele ki zayıf ve tekrarlayan diyaloglara hiç girmiyorum.

Konuşmalar doğal akışında değil. 
Sanki yıllarca susmuşlar, birden bire herkesin konuşası gelmiş. 

Maalesef dizi hayal kırıklığı.

Karakterleri içinize alamıyorsunuz, sahneler akmıyor, keyif vermiyor.

Sıfır duyguyla bir bölüm bitirdim.
Almayayım, teşekkür ederim.




Haftanın Filmi: Fırtına Anı

İspanyol yapımı, dram ve gerilim türünde olan Fırtına Anı’nı Netflix portalından izleyebilirsiniz.

Filmin oyuncu kadrosunda; Adriana Ugarte, Chino Darín, Javier Gutiérrez yer alıyor.

Filmdeki her karenin olanaksız bir mantık üzerine, tamamen kurgudan oluştuğunu ve konusunu, hikayesini bu şekilde baştan kabul edersek eğer güzel bir film. 

Özellikle filmin başrol oyuncusu Adriana Ugarte başarılı performansı etkileyiciydi.

Filmde, bize sanki kendisinden bir şeyler hissettiren, abartısız ve makyajsız haliyle göreceğiniz bir oyunculuk sergilemiş.

Geçmiş ve gelecek arasında geriye dönüşlerle (flash forward-flashbacklerle) anlatılan bir hikaye.

Kısaca konusu şöyle:
1989 yılında yaşayan, 12 yaşındaki Nico, komşusunun, karısını öldürmesine şahit olur.

Nico, olay mahallinden kaçmak isterken arabanın altında kalır ve ölür.

25 yılın ardından, Nico’nun yaşadığı eve yeni bir aile taşınır.

Vera, evi yerleştirirken Nico’ya ait eski bir televizyon ve kamera bulur.

Bu televizyon ve kamera aracılığıyla Nico ile iletişime geçer ve küçük çocuğun hayatını kurtarır.

Fakat Vera'nın geçmişe yaptığı bu müdahale, onun ve ailesinin hayatının komple değişmesine neden olur.

Heyecanlı, gizemli, size hoş vakit geçirten ve (arada kafa karıştırmasına rağmen) matematiği düzgün kurulmuş bu filmi tavsiye ederim.




Haftanın Dizisi: Quicksand

Netflix portalında, 5 Nisan’da yayına giren Quicksand’in senaryosunu; Tüm dünyada ünlenen ve uyarlaması da yapılan The Bridge-Bron/Broen’i kaleme alan Camilla Ahlgren yazmış.

Nefesinizi tutacağınız bir sahneyle açılan ve ilerleyen bölümlerinde merak unsurunu elden bırakmayan bir hikayeye sahip.

Güzel bir yapıma denk gelirsem, hiç bilmediğim Avrupalı oyuncuları izlemekten keyif alıyorum.

Bu dizide de özellikle, Maja karakterini canlandıran, başrol oyuncusu Hanna Ardehn’in, performansını çok beğendim.

Genç olmasına rağmen canlandırdığı karakterine iyi çalışmış.

Dizinin diğer oyuncu kadrosunda; Ardéhn’e Felix Sandman, Helena Af Sandeberg, Samuel Fröler, Iman Mirbioki ve Anita Olatunji yer alıyor.

Quicksand’in genel konusu kısaca şöyle:

Stockholm’ün en varlıklı banliyösündeki bir hazırlık okulunda gerçekleşen toplu katliamın ardından, normal bir lise öğrencisi olan Maja Norberg cinayetten yargılanır. O gün yaşanan trajik olaylar irdelendikçe, Maja’nın Sebastian Fagerman ve onun sorunlu ailesiyle olan ilişkisinin gizli detayları da su yüzüne çıkar.

Gerilim sevenlere kesinlikle hiç düşünmeden izleyin derim. 

Herkese iyi seyirler ve iyi haftalar.
OGÜNhaber