Vali, Devlet, PKK, FETÖ 

Ben 53 yaşındayım.
 
Bu zaman zarfında, iki darbe, bir postmodern darbe, iki E muhtıra, sayısız kapatma davası ve parti kapatma, yine sayısız terör eylemi, on binlerce insanın katlini, haksız yere yargılanan insanları, inançlarını yaşadıkları için ceza alanları, insan haklarının ellerinden alındığı insanları gördüm.
 
Askere kına ile uğurladığı oğlunun Şehid törenine alınmayan anaları gördüm.
 
Yaralı oğlunu, salt başörtüsü takıyor diye, askeri hastanede ziyaret edemeyen anaları gördüm.
 
Ben bu ülkede zulmü gördüm, gördüm de devletime laf etmedim, küsmedim, hatta Avrupa da, canhıraş savundum.
 
Bu ülkenin tarihine mal olmuş, iz bırakmış, ve bana göre, adamlığın, delikanlılığın, dava adamı olmanın adeta kitabını yazmış olan, Şehid Başkan Muhsin Yazıcıoğlu gibi, Başbuğ Alparslan Türkeş gibi ve elbette, Merhum Necmeddin Erbakan gibi insanlar ile haşrolmuş, hayat derslerimi, işte böyle insanlardan almıştım.
 
Devlete küsmek de neymiş?
Devlete kem söz etmekte neymiş?
Benim aldığım terbiyede, asla böyle bir şeye yer yoktu ve yok.
 
Kendimce, PKK denilen illet ile uzun zaman mücadele ettim ve evet, çok ağır da bedeller ödedim.
Ancak bunların yanı sıra bir zümre çıktı ki, PKK'dan bile daha tehlikeli, daha gaddar ve daha lanet olası idi.
 
FETÖ.
 
Ve elbette ve hiç düşünmeden, yine kendimce bunlar ile de mücadele etmeye başladım ve Allah şahidimdir ki, ölene kadar da edeceğim.
 
Bütün bunları ne kendimi methetmek için yazdım, ne de biyografi olsun diye.
Hayır, çok kısa zamanda, bu ülkede olup bitenlerden ciddi rahatsızlık duydum ve duyuyorum.
 
Mesela bu ülkenin Millet Meclisi'nde, bu ülkeyi bölmek isteyen bir siyasi akım var ve bundan çok rahatsızlık duyuyorum.
 
Mesela, her fırsatta, Türk Devleti'nin tam karşısında olan, devleti küçük düşürmek pahasına, yalanlar atan, algılar yapan bir zümre var.
 
Türk devletinin uluslararası platformda elde ettiği başarıları küçümseyen, hatta, yok var sayanlar var, ve ben bundan rahatsızlık duyuyorum.
 
30 Ağustos resepsiyonunda, devletin Valisine terbiyesizlik yapan, kendini bilmez subaylar var, ve ben bundan ciddi rahatsızlık duyuyorum.
 
Vali devlettir.
Vali, Cumhurbaşkanının, il bazında ki vekildir.
Kaymakam ise İlçe bazında.
 
Bunların siyasetle alakası yoktur, doğrudan devlet ile alakalıdır.
İktidarda kim olursa olsun, uluslararası platformda elde edilen başarılar, hiç kimsenin değil, doğrudan devletin başarısıdır.
Bunlara, salt İktidardaki siyasi harekete beslenen nefretten dolayı karşı çıkmak, karşısında yer almak, kötülemek, doğrudan Devlete karşı olmaktır.
 
Devlet hepimiz demektir.
Çünkü devlet, çatısı, dört duvarı olan bir yapı değildir.
 
Devlet, her Türk insanının içindedir ve dünyada sadece bir Türk kalmış olsa, bir Türk devleti vardır demektir.
 
Mersin de meydan gelen menfur saldırıda, bir kadının kimliği üzerinden bir polemik yaratıldı.
 
İşin acı tarafı ise bu ülkenin kurucu partisinin devamı olduğunu iddia eden partinin genel başkanının, tam da bu polemik içinde, söz konusu olan kadının kimliği hakkında, referans olarak PKK'yı göstermesidir.
 
Bakın, ana muhalefet lideri, kendince Cumhurbaşkanı olmak isteği içinde olan biri, referans olarak PKK terör örgütünü göstermekten rahatsız olmuyor.
 
Kaldı ki, "gazeteci" diye deklare edilen kadın, yine PKK paçavraları ile yayın yapıp, "dağda görevimin başındayım" diyor.
 
Görevi ne? PKK teröristi olmak.
 
Peki, hani CHP'li Veli Ağababa'nın, "aralarında eli silahlı teröriste rastlamadık" sözü ne olacak şimdi?
 
Çünkü o kadın yayın yaparken, önünde kalaşnikof marka silah duruyordu!!!
 
Ben bu durumdan rahatsızlık duyuyorum.
 
Herhangi bir siyasi partinin, FETÖ veya PKK'yı savunmasında çok ciddi rahatsızlık duyuyorum.
 
Evet, 30 Ağustos'da, Valiye saygısızlık yapan sözüm ona subaylar görevden alınmışlar.
Ancak, bence bu kişilerin, kimler olduğu, kimlerle iltisaklı oldukları çok iyi araştırılmalı.
 
Sonucu ben neredeyse tahmin edebiliyorum.
 
Bu da maalesef bize şunu gösteriyor ki, bu ülkede halen vesayet taraftarı kafalar var, darbe özentisi içinde olanlar var.
 
Ve bence, 2022 senesinin Türkiye sinde, bunların hiçbirine yer yok.
Olamaz.
 
Hele de, gelecek yüzyılın şekillendiği bu zaman içinde hiç olamaz.
 
Siyasi görüşünüz ne olursa olsun, bu görüş ve ideolojisi, Türk devletini küçümseyecek ise küçük düşürmeyi siyasi bir aparat olarak görüyorsa, bu siyasi görüş değil, devlet düşmanlığıdır.
 
Siyasi görüş dediğiniz, üstelik ülkeyi bölmeyi hedefliyor ise bu düpedüz vatana ihanete teşebbüstür.
 
Böyle bir ideolojinin tam karşısında olmanın gururunu yaşıyorum.



Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam 
OGÜNhaber