Nur topu gibi

Bir partimiz daha olacak.

Mavi Parti.
Muharrem İnce'nin hareketi, partileşecek. Adı da logosu da belli imiş. Barış Yarkdaş bugün epey gülücükler atıp, güzellemeler dizmiş.
Bu da şu manaya gelir;

Yeni-meni hiçbir şey beklemeyin.

HDP'den ötürü, CHP'ye kızan, oy vermeyi kendine yediremeyen, Trakya, sahil kıyılarındaki seçmenin konsolide edilmesinden başka hiçbir şey değil.

Zaten de olamazdı, çünkü Muharrem İnce, o kadar ateş püskürdüğü HDP'ye, mesele kapanmasına gelince, çıtı çıkmadı.

Ermeni soykırımı meselesinde, çıktı ise de cılız çıktı.

Yani CHP'nin mavisi. Hepi topu bu kadar.
Zaten başka bir şey beklemek de sanırım naiflik olurdu.
Çünkü başından beri, İnce, parti kursa da millet İttifakı ile aynı çizgide olacağını, en başından deklare etmişti.
Yani pek şaşırmamak lazım.

Her ne kadar Babacan ve Davutoğlu'nun kurdukları partiler, salt AK Partisine küskün, kızgın seçmeni konsolide etme amaçlı kurulmuş ise, Mavi Parti de ulusalcı seçmeni toparlamak, aslında aldatmak için kurulmuştur.

Evet aldatmak için, çünkü millet İttifakının içindeki başat aktör HDP'dir, CHP değil.

Aynı çizgide olacaksan, ayrı parti, niçin kuruyorsun?

Ya ego tatmini için ya da seçmeni kandırmak için.
Yani mavi gösterip, kızıla devam etmek için.
Bunun başka bir izahı yok.

Oy orantılarını değiştirecek bir hamle değil.
Şimdiye dek CHP ye oy veren vatandaş, şimdi Mavi ye oy verecek. Tek fark, HDP ile iç içe olmadığını sanarak, vicdanını tatmin edecek.
Buna da kanmak isteyenlere, daha kim ne desin?

Bu kadar basit bir ayak oyununa kanmak, demek ki birilerinin işine geliyor, arzu ediyorlar.

Ancak gerçekler değişmez. Kendinizi kandırırsınız da mahşeri vicdanı nasıl kandırırsınız, onu bilemem.

Çünkü hiçbir şey değişmeyecek, çünkü HDP hegemonyası altına bir parti daha girecek.

Eskilerin deyimi ile, farkı, fiyatı.

Bu ara millet İttifakı demişken…

Şu iki senedir ağızlarından düşürmedikleri, ama neyin ne olduğunu bir türlü açıklayamadıkları "güçlendirilmiş parlamenter sistemi" var ya, işte gerçekten de ne olduğunu bir türlü bilemedik gitti.

Güçlendirilmemiş parlamenter sistemin, 90 yılda bu ülkenin başına açtığı belalar belli.

Darbeler, devalüasyonlar, yüzde binlerce faizler, muhtıralar, bir Başbakan, iki Bakan, ilk darbede, beşbin kişi ikinci darbede nasıl asıldı hatırlıyoruz.

Hortumlanan bankaları da hatırlarız, inançlarından ötürü zulüm çeken insanlarımızı da unutmadık.

Peki, "güçsüz parlamenter sistem" ile başımıza bu kadar belalar örüldü, güçlendirilmişi ile neler örülür acaba?

Be bir daha tekerrür ederim ki, halen neyin be olduğu da belli olmayan bir şey.

Ne oldu da açıklayamadınız bunca zaman?

Yoksa HDP ile yaptığınız istikşafi görüşmelerde çok şey mi istediler?
Ya da siperleyemeyeceğiniz, üstünü kapatamayacağınız şeyler mi istediler?
Minareye göre kılıf mı bulamadınız?

Bir diğer husus ise, artık adayınız kim olacaksa, niçin noter tasdikli beyanname istiyorsunuz, şu parlamenter sisteme dönüş için?

Sizin güvenmediğiniz adaya, kim neden güvensin?

Bu nasıl bir çıkar ilişkisidir?

Birbirine güven duymayanlara, kim neden güven duysun ki?

Evet, gerçekten de adam akıllı bir muhalefete bu ülkenin ihtiyacı vardır. Ama heyhat, ara ki bulasın.

Muhalefet demek, aslında iktidara, gerçek manada alternatif olmak demektir. Yani millete bunu hissetirebilmektir.

Peki, bizim ülkemizdeki muhalefet böyle bir his verebiliyor mu acaba?

Vermiyor demek ki, yoksa mevcut iktidar yirmi yıldır, iktidar olmazdı.

Yani, muhalefetten duyduğumuz şeyler, "gelirsek bunu iptal edeceğiz, şunu kaldıracağız, onu yargılayacağız"… eee, başka?

Yani şu an devletin, milletin âli menfaatlerine yarayan, yücelten, ne var ise, durduracaksınız, iptal edeceksiniz, el koyacaksınız, yasaklayacaksınız?
Böyle mi anlamalıyız bu işi?

Geleceğe dair hangi vaatleriniz var?
Hangi projeleriniz var?

Yok!

Zaten sizin istedikleriniz ile, Türkiye karşıtında duran kim var, kim yoksa, onların istedikleri ile aynı şeylerdir.

İstedikleri de bellidir.
Türkiye 2023'de Erdoğansız bir Türkiye olsun, Türkiye on yıl kaybetsin isterler.

Milli savunma sanayiimizdeki nihai hedefimizi gerçekleştiremeyelim.

Hedef ise, yapay zekâ ile ve de birbirine entegre, insansız hava, kara, deniz ve denizaltı savaş sistemleri ile, adeta bir robot ordu oluşturmaktır.

Bu hedefe, çok yalın olduğumuzu da ayrıca belirtmek isterim.

Ve istediğimiz sistem oturduğunda ise hiç kimsenin Türkiye'nin önünde duramayacağını da gayet iyi bilirler.

Vakti ile Fatih Sultan Mehmedi zehirleyenlerin torunları, bugün de devrede ve karşı kılıklar ile karşımıza çıkmaktadırlar.

Böyle olduğu için ise, 2023 seçimleri, hiç olmadığı kadar da önemlidir.


Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam
OGÜNhaber